Yükseklere Çıkmak İnsanı Hasta Eder Mi?
Evet edebilir. Yüksek rakımlarda oksijen yetersizliğine bağlı olarak dağ hastalığı ortaya çıkabilir. Özellikle dağcılar ile sürekli yüksek irtifalarda yaşayanlarda bazen hayatı tehdit edebilen bir sağlık sorunudur
Bilindiği üzere, havadaki oksijen oransal olarak, yükseklere çıktıkça azalmaktadır, en yüksek oksijen oranı yüzde 21 ile deniz düzeyindedir. Yükseklere çıkıldıkça vücut, bu duruma karşı nefes sayısını artırarak ve derinleştirerek daha fazla oksijen teminine çalışır. Dağ Hastalığı, genellikle 2400 metrenin üzerinde görülmektedir” diyen Hacettepe Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Allerji ve İmmünolojik Hastalıklar Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Fuat Kalyoncu, hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi…
Hangi organları etkiler?
Yüksek irtifada atmosfer basıncının azalması nedeniyle, solunan havadaki oksijen parsiyel basıncı azalır. Bu durum vücudun özelllikle oksijene en duyarlı olan beyin, akciğer, göz vs. gibi organlarında kısmî veya tam oksijen yetersizliği (yani hipoksi ve anoksi) oluşmasına neden olur. Alçak irtifadan yükseğe çıkıldığında oluşan tabloya Akut Dağ Hastalığı ve sürekli yüksek irtifada yaşamaya bağlı bozukluklara da Kronik Dağ Hastalığı (tanımlayan kişiye izafeten Monge Hastalığı) denilmektedir.
Erzurum’da risk yok ama Palandöken’e dikkat!
1950 rakımlı Erzurum’da yaşam riskli değilken, 3125 metre irtifası olan Palandöken dağı için aynı yorum yapılamaz. Kabaca oksijenin deniz düzeyinde 160 mmHg olan basıncı, 2000 metrede 125 mmHg’ye, 3000 metrede 110 mmHg’ye ve 4000 metrede ise 100 mmHg’nin altına kadar düşmektedir. Yükseklerde ortalama her 150 metrede ısı 1o C derece düşmektedir. Kabaca 5500 metredeki oksijen basıncı, deniz düzeyinin yarısı kadardır.
Dünyadan ilginç örnekler
Dünya üzerinde Afrika’dan Asya’ya ve Güney Amerika’ya kadar, yaklaşık 140 milyon kişi, kalıcı olarak yüksek irtifalı bölgelerde yaşamaktadır. Düşük oksijen oranı bu bölgelerde yaşamayı zorlaştırırken, burada yaşayanların çoğu hipoksi yani kanda oksijen seviyesinin az olma durumu ile başa çıkmaya adapte olmuş durumdadır. Fakat özellikle Güney Amerika ve Orta Asya’daki birçok kişi adapte olamamış ve kronik dağ hastalığı bunlar arasında yaygındır. Hintliler de yüksekliğe dayanıksızdır, Hindikuş Dağları Hintliyi öldüren dağlar demektir. Belki de bu yüzden Hintliler, hiç yarımadaları dışına çıkıp da istilacı bir davranış göstermemişlerdir.
İşte belirtileri
Oksijenden fakirleşmiş düşük atmosfer basıncı, solunum işini güçleştirir. Rahatsızlananlarda şu şikayetler görülebilir;
Erken dönemde kendini daha iyi hissetme, cesaret ve coşku hissi duyulabilir,
Sonra baş
ağrısı, baş dönmesi,
Bulantı ve kusma, iştahsızlık,
Kuru
öksürük,
Yorgunluk ve halsizlik, bazen göğüs ağrısı da görülebilir.
Bu belirtiler önemsenmezse, beyin ve akciğer ödemi, koma ve ölüme kadar gidebilen ağır tablolar oluşabilir. Dağcılarda belirtiler yüksek rakımda ortalama 5-6 saat geçirdikten sonra görülmeye başlar. Kişi aynı rakımda 1-2 gün beklediğinde, belirtiler kaybolabilir. Aynı şekilde 3000 metre üzerinde gerçekleşecek uçuşlarda uçuş ekiplerinin oksijen desteği ile uçmaları gerekir. Bu nedenle günümüzdeki tüm yolcu uçakları kabin basıcı ayarlıdır.
Dağcılara “hayati” uyarılar
En iyisi dağcıların acele etmeden, kendilerini düşük oksijene alıştırarak tırmanış yapmalarıdır. Kamp, dağ eteğine kurulur. Dağcılar her gün belirli bir rakıma tırmanır ve geri dönerler. Kamp, yüksek rakımlı yerlere tedricen taşınır. Günde 300 metreden daha fazla tırmanıp, orada gecelemek tehlikeli olabilir.
Bu önlemlere uyulması hayatidir. Örnek olarak, Everest Dağına (8848 metre) bu önlemlere uymadan aniden çıkılabilse, kişinin bir dakikadan kısa sürede bilinci kaybolur ve 5-6 dakika içinde kaybedilir.
Bu nedenlerle 3000 metrenin üzerine çıkıldığında, her 300 metrede en az bir gece kalıp mutlaka dinlenmek gerekir. Yükseklik her 1000 metreyi geçince de, ikinci bir gece daha kalmak uygun olacaktır.
Nasıl tedavi edilir
Belirtilerin görüldüğü noktadan biraz daha aşağı inerek, orada 1-2 gün beklemek pratikte en çok uygulanan yöntemdir. Hafif belirtilerde 300 metre, ağır belirtilerde ise 1000 metre aşağı inilmelidir. İstirahat, az hareket, bol sıvı ve gerekirse oksijen kullanılmalıdır. Başağrısı için aspirin yeterlidir. Sporcuların genel sağlık durumlarına bakmaları önem taşır, sigara ve uyku ilacı/yatıştırıcı gibi bazı ilaçların kullanımı ve o esnada alkol alımı net olarak sakıncalıdır. Kronik Dağ hastalığında ise, hastayı rahatlatmak amacıyla kan alınabilir, ama esasen kişi düşük rakıma inmelidir. Ancak enteresan olarak yüksek irtifada antreman yapan sporcuların performansları, aşağı irtifalarda daha iyi olabilmektedir. Bu nedenle bu yıl Erzurum Palandöken’de bir yüksek irtifa kamp merkezi açılmıştır. Dünyada profesyonel sporcular günümüzde antremanlarının bir kısmını buralarda yapmaktadır.