Erdoğan'ın memleketinde CHP'den tarihi miting! Meydan doldu taştı

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 108’incisi Rize’de düzenlendi. CHP lideri Özgür Özel, çay üreticileri, emekliler ve adalet vurgusuyla iktidarı eleştirirken, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mektupta “İftiralarını tek tek yüzlerine vuruyoruz” ifadeleri öne çıktı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin

CHP’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin bu haftaki adresi Rize oldu. CHP lideri Özgür Özel öncülüğünde Mart 2025’ten bu yana her hafta sonu düzenlenen mitinglerin 108’incisi, bugün saat 13.30’da 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirildi.

ERDOĞAN'IN MEMLEKETİNDE YURTTAŞLAR MEYDANI DOLDURDU

Rize'de düzenlenen, "Millet iradesine sahip çıkıyor" mitingine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, özetle şunları söyledi:

"Güzel Rize, vakit geldi artık söz Rizelinin ağzında. Bizi burada ağırlayan, bağrına basan Rize'ye selam olsun. Ardeşen'e, Güneysu'ya, Fındıklı'ya, Rize'nin yiğit insanlarına, cesur insanlarına selam olsun hoş geldiniz şeref verdiniz. Bugün buraya samimiyetimizle geldik. Tüm haksızlıklara karşı sizin vicdanınıza sığınmaya geldik. Rize'de birlikte duruşun karşısında saygıyla eğilmeye geldik.

Rahmetli Mesut Yılmaz'dan bu yana bu kalabalığı gördüğümüz bu meydanı sadece CHP'lilere yoramayız. Burada Türkiye'nin demokrasisine sahip çıkanlar var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet Cumhuriyet'in sandığına sahip çıkanlar bugün bu meydanda. Birçok siyasi partinin il başkanları beni birlikte karşıladılar. Rize'nin bütün demokratlarına selam olsun. 1977'de Rize'yi sandıkta almıştık, 1980'de silahla, darbeyle elimizden aldılar. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var.

Değerli Rizeliler, bana bakarsanız Türkiye bugün bu meydandaki iktidar değişimini görüyor. Geriye bakmayın, ileriye bakın. Çay üreticisini ezenlere, balıkçıları sömürenlere değil geleceğe, iktidara bakıyoruz. Atatürk, Rize'ye çok önem verdi. En önemli bürokratlarından birini, Zihni Derin'i görevlendirdi. Rize'nin bereketli topraklarını çay fideleriyle tanıştırdı. 1924'te çayın önü açıldı. Her şartta İsmet Paşa tarafından da çay üreticisi desteklendi. Çay üreticisinden emeği sömürülecek bir fedakârlık istenmedi.

CHP ne yaptı diyenlere söylüyorum, CHP, Rize'yi çayla tanıştırıp Rizelilere çayla ekmek sağlayan partidir. Rize'yi seviyoruz, Rizelileri seviyoruz. Bu kentten oy alanlar, seçim günlerinde bu kente yüzlerini geçim günlerinde sırtlarını dönmeyi tercih ettiler. 210 bin aile, yaklaşık 1.5 milyon insan çayla geçimini sağlıyor.

Çay, 35 liradan alınsın dedik, 25 lira verdiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira ve Rizeliler bu yıl hiç olmazsa 40 TL fiyat bekliyor. Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, 2 ekmeği alıp koltuğunun altına alıp gidebilmelidir. Çayda sömürüye son diyoruz. Bu slogan 1970'lerden beri söylenen bir slogandır. Biz iktidar olduğumuzda çay üreticisi için neler yapacağımızı kanun teklifi olarak Meclis'e sunduk ve orada beklemektedir. İktidar olunca çay üreticileri için yeni bir kanun çıkaracağız ve taban fiyattan alıp garantisi sözü vereceğiz.

"10 BİN ÇAY KUR İŞÇİSİNE KADRO SÖZÜ"

Bu iktidar 5 şirkete her türlü garantiyi veriyor. Yol yapana geçiş garantisi veriyor ama çay üreticisine alım garantisi veremiyor. Çaya ilan edilen taban fiyatın, yüzde 10'u kadar da destekleme verilecek. Kaçak çayla etkin mücadele edilecek. Ülkenin zorlukları olabilir ama atılacak onlarca doğru adım var. Her defasında bir bahane buluyorlar ve sizden fedakârlık isteniyor.

Bankalar promosyon parası vermeye razıyken bu olanak sizden alınıyor. Sayın Erdoğan'a sesleniyorum, yukarıdan bakmayın, bu insanları ezilecek karınca olarak görmeyin. Karıncanın arkadaşı var o da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. 10 bin Çay Kur işçisine kadro sözü, devlet sözümüzdür, namus sözümüzdür.

Acele kamulaştırma, milli güvenliğin tehdit durumunda, Anayasa tarafından Cumhurbaşkanına verilmiş bir yetkidir. Önemli bir yere radar konulacaksa, oranın parasını verip acele kamulaştırabilirsin ancak yol yapıyorum diyerek acele kamulaştırıyorsun vatandaş susuyor. İyidere-İkizdere yolunda acele kamulaştırma mağdurlarına sorunlarını çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Mağdur olan başvuracak ve kanun önünde haklarını alacak.

"İŞÇİ KURTULMADAN, İŞVEREN KURTULMAZ"

Kıyı balıkçılığıyla uğraşanların bellerini yüksek masrafların büktüğünü biliyoruz. Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu bir bakanlık bizim iktidarımız döneminde olacak ve bu sorunların hepsi çözülecek. Rize'de, 110 bin emekli var. Açlık sınırı 35 bin TL, en düşük emekli maaşı 20 bin TL. Ortalama emekli maaşı 23 bin TL. Yoksulluk sınırı ise 113 bin TL. Yoksulluktan kurtulmak için 5 emeklinin bir araya gelip birleşmesi gerekiyor. Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı, 1.5 asgari ücretti. Bugün en az 42 bin TL alması gerekir emeklinin.

Beğenmedikleri Ecevit döneminde emekli maaşı 8 çeyrek altın alırken, şu an emekli maaşıyla 2 çeyrek altın alınabiliyor. Bir yıllık enflasyonu Erdoğan, yüzde 16 diye yaptırdı. Dört ayda bu enflasyon oranını yakaladı. Maaşlara yapılan zamlar yutuldu. Emekli maaşı, 20 bin TL olmuştu, 3 bin TL eriyerek 17 bin TL'ye düştü. Asgari ücret 3 ayda, 263 ekmek kaybetmiştir. Hemşerileri dahil tüm emekçiler bu iktidardan kurtulmak için dua ediyorlar. Esnaf kurtulmadan hiç kimse kurtulmaz. İşçi kurtulmadan, işveren kurtulmaz, polis kurtulmadan öğrenci kurtulmaz, emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz.

Siyaset öncelik belirleme işidir. Türkiye'nin kaynakları doğru planlandığında her şeye yeter. Siyaset buna karar verir. Biz adil bir vergi sistemiyle çok kazanandan çok az kazanandan az vergi alınmasını savunuyoruz. Bir fabrikatörle bir asgari ücretli aynı dolaylı vergiyi ödemekte bu da vergi tahsilatının yüzde 65'ine denk gelmektedir. Biz bu düzeni alt üst edeceğiz. Çok kazanacağız, birlikte kazanacağız ancak hakça bölüşeceğiz. Yeniden çiftçiyi milletin efendisi yapacağız. Bundan sonra vergiyi tabandan değil tavandan alacağız ve bu meydana yayacağız.

Faize 867 milyar, çiftçiye 60 milyar destekleme veriyorlar. Hiçbir gencin karı koca da çalışsa da ne araba ne de ev alma imkanı kalmadı. Arabanın kendisi 1.2 milyon TL ama üzerine konulan vergi 1.6 milyon TL. Böyle adaletsiz bir vergi düzeni olmaz. Asgari ücreti, insanca bir seviyeye çıkartacağız. Bu artışı küçük esnafın sırtına bırakmayacağız. Tüm emeklilere bayramda bir asgari ücret ikramiye vereceğiz. İkramiyeyi biz önerdik, 3 yıl beklediler ve seçim döneminde onlar da ikramiye vermeye başladılar. Kurbanlık koç 25 bin TL olmuş, ikramiye olarak verdiği para ise 4 bin TL. Biz bir asgari ücret diyoruz, emekliye 28 bin TL ikramiye vereceğimizi söylüyoruz.

CHP iktidarında kimsesizlerin kimsesizi olacağız. Ayrıca CHP iktidarında öğrenciler bir öğün sıcak 3 kap yemek yiyecek ve tertemiz su içecek. Atatürk'ün partisinin iktidarında hiçbir çocuk tuvaletin musluğuna ağzını dayayıp su içmeyecek. Okul yemeği de su da ücretsiz olacak. Gençler tarikatların yurtlarına mahkum kalmayacak. CHP iktidarının ilk yılında TOKİ, yurtlar inşa edecek ve öğrencinin barınma sorunu kalmayacak. Belediyelerimize bin kreş yapacaksınız hedefi koyduk daha 2 yılda 746 kreş sayısına ulaştık. CHP, halkın partisidir ve halkın iktidarını kuracaktır.

"ÇEVRE MÜCADELESİ İKİZDERE'DEN AKBELEN'E UZANIYOR"

Rize'nin topraklarının yüzde 82'si maden ruhsatlarına açmış durumdalar. İkizdere, Çamlıhemşin, Fındıklı, Pazar büyük bir tehlikeyle karşı karşıyalar. Ardeşen'de her siyasi görüşten insanlar bir araya gelip mücadele başlattılar şimdilik geri adım attırdılar. Çayeli'nde de itiraz yükselmiş durumda. Buradan selam olsun Çayeli'ne. Sizinle birlikte direneceğiz sizinle birlikte bu maden yıkımına karşı çıkacağız. Biz CHP olarak ne madene ne madenciliğe karşıyız. Ama suları kurutmadan, toprağı zehirlenmeden yapılsın madencilik. Rize'nin güzelim ormanlarının talan edilmesine izin vermeyeceğiz.

Rize'nin ağacını, deresini yandaşlara ezdirenleri günü gelince hesaba çekeceğiz. Buradan Havva Ana'yı selamlıyorum. Havva Ana karşısına çıkan jandarmaya, 'Kaymakam kim vali kim devlet benim devlet benim' demişti. Bu çevre mücadelesi İkizdere'den Muğla Akbelen'e uzanıyor. Orada da bir muhtar var, İkizköy'ün muhtarı Necla Işık. Kendisi annesi ve evladıyla birlikte direniyor. Ağaçlara sarıldığı için kızı, kamu görevlilerine mukavemetten cezaevine atıldı Esra Işık. Biz de burayı izleyen Esra Işık'ı selamlıyoruz.

Bir ülkede adalet olmazsa orada bereket olmaz. Mahkemelerde adalet olacak. Ülkemizde büyük bir adaletsizlik hüküm sürüyor. Bir yılı aşkın süredir Ekrem İmamoğlu, hapiste tutuluyor. 8 ay iddianame bekledi. Tek bir kanıt ortaya çıkmadı. Ekrem başkan o duruşmada yargılanmıyorlar adeta kendilerine iftira atanlara adeta yargılıyorlar.

Erdoğan da benzer suçlamalarla yargılandı. Bir gün olsun kapısına polis dayandı mı, tutuklanıp hapse atıldı mı? Yargılamalar son bulduktan sonra kendisi cezaevine gitti. O günün mağduru bir zalime dönüştü. AK Partili 500 belediye başkanına soruşturma izni verildi. Peki neden arkadaşlarımız ailelerinden, evlatlarından uzak bırakılıyorlar. Görevlerini yapamıyorlar.

Biz ilk günden beri canlı yayınlayın dedik. Ne zaman bomboş iddianame geldi o zaman canlı yayından caydılar. Bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar diyordu. 14 ay geçti insanların içindeyim ve Rizelilerin gözlerinin içine bakıyorum. Haklı ve haksız artık ayrı taraftadır. Milletin beklediği tek şey adaleti sağlayacak olan seçim sandığıdır. Sayın Erdoğan Rize senden sandık istiyor."

AKIN GÜRLEK İDDİASI: ERDOĞAN'IN SES KAYITLARINI SAKLIYOR

Adalet Bakanı Akın Gürlek'i eleştiren CHP lideri Özel, Gürlek ile ilgili şöyle konuştu:

"Geçmişte Zekeriya Öz nasıl felakete sürüklediyse bugün Akın Gürlek ülkeyi felakete sürüklemektedir. Göreve gelmeden birkaç ay önce İzmir'de, Ankara'da lüks daireler almış. Bu çamurun çirkefini partimizin üzerine atmaya kalkıyorlar. Dün akşam neler yaptığını söyledim. Savcıyken, cumhurbaşkanı ile Hz. Ali Cami'nin VIP odasında buluşup operasyon planlıyordu. Şimdi kriptolu telefonla konuşuyor, Tayyip Erdoğan'ı kayda alıyor. Suç olacak her şeyi ona onaylatıp kayda alıyor. Bir kasa tutmuş bankada, o bankadaki kasaya ses kayıtlarını istifliyor. Erdoğan'a sesleniyorum, bugüne kadar Ankara'da o bankada o kasa kapalı ama İçişleri Bakanlığı girebilir, hızla bir karar alıp o banka kasasını açtırabilir. Akın Gürlek'in senin ilerisi için sesini kaydettiği o hafıza kayılarına el koyabilir. O kasayı bugün açtırırsan memleketi de kurtarırsın büyük bir yanlıştan da dönersin."

İMAMOĞLU: İFTİRALARINI TEK TEK YÜZLERİNE VURUYORUZ

Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu’nun Silivri’den Rize’ye yolladığı mektubu CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz kamuoyu ile paylaştı.

İmamoğlu, Deniz tarafından kamuoyu ile paylaşılan mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Karadeniz’in yaylaları gibi özgür, hırçın dalgaları gibi korkusuz canım hemşerilerim… Çocukluğumun, gençliğimin topraklarına; emeğin, alın terinin, cesaretin ve mertliğin şehri Rize’ye selam olsun. Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, umudumuz gençler, canımın içi çocuklar… Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Her birinize hasretle sarılıyorum. Örgütümüzün güçlü ve kararlı mücadelesini temsil eden il başkanım Saltuk Deniz’e ve şahsında tüm örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Sevgili kardeşlerim; tutsak edildiğim ilk günden beri, “Hele bir mahkeme başlasın, asıl biz yargılayacağız onları” diyordum. İşte o günlerdeyiz. Silivri zindanında kurulmuş mahkemede, mertçe bir yarışla seçim kazanamayacağını görüp, kirli ve karanlık işlere tevessül edenleri biz yargılıyoruz, biz. Koltuğunu koruyabilmek için Türkiye’yi hukuk ve demokrasi rotasından çıkarmaya kalkışanların yalanlarını, iftiralarını tek tek yüzlerine vuruyoruz. Bizler gerçekleri anlattıkça, iddianamenin aslında tam bir ‘itirafname’ olduğunu daha net görüyor milletimiz. O iddianame, siyasi rakibinden ve millet iradesinden ölesiye korkmanın itirafnamesidir. O iftiraname, bize kara çalmaya çalışanların tam tersine; bizim ne kadar dürüst, nasıl millet yararına çalıştığımıza dair belgelere, raporlara dönüşmüştür. İftiraname çökmüştür, tarihin çöplüğünde hak ettiği yeri bulmuştur.”

“BİZ HER KUMPASI AŞARIZ”

“Sevgili hemşehrilerim; Karadeniz’in evladı merttir, yiğittir. Haksızlık gördü mü susmaz, hileyi yapanı gördü mü aldanmaz. Biz, o dimdik dağları aşarız; biz, o hırçın dalgaları aşarız. İçinizi ferah tutun; Allah’ın izniyle biz her kumpası aşarız! Elbet günü gelecek, doğduğum topraklara, canım Karadeniz’ime kavuşacağım. Sizlerle kucaklaşacağım. O gün, her zaman olduğu gibi, karşınıza alnım ak, başım dik, o hep bildiğiniz, güvendiğiniz, sevdiğiniz hemşehriniz Ekrem olarak çıkacağım. Beni ve çalışma arkadaşlarımı suç örgütü gibi gösterip milleti kandırmaya, milli iradeyi baskı altına almaya çalışanlar ise kimsenin yüzüne bakamayacak. Bilin ki içimde intikam hissinin, düşmanca duyguların zerresi yok. Benim tek derdim; bu cennet vatanın, herkesin içinde huzurla, güvenle, mutlulukla yaşadığı bir kurumlar ve kurallar ülkesi olmasıdır. Benim tek derdim; bu ülkenin nimetlerinin de külfetlerinin de adaletle dağıtılmasıdır. Benim inancım tam. Milletçe el ele vereceğiz ve güçlü, müreffeh bir geleceği kurmayı başaracağız. Bu yeni hayatta herkes için, her yerde adalet ve hürriyet hakim olacak. Herkesin, onuruna ve yeteneklerine yaraşan, geliriyle insanca yaşayabildiği, rahatça ailesini geçindirebildiği bir işi olacak. Her vatandaş; eğitiminin, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alacak. Kazanılan gelirde, ödenen vergide adalet hakim olacak.”

"DERELERİN, ORMANLARIN, YAYLALARIN SATICISI DEĞİL MUHAFIZI OLACAĞIZ"

“Hep birlikte kuracağımız yeni hayatta devlet, tarlaların, çay ve fındık bahçelerinin, derelerin, ormanların, yaylaların satıcısı değil muhafızı olacak. Devlet, adalet üzerinde yükselecek ve güçlünün değil, haklının yanında duracak. Ülkemize bolluk ve bereket sosyal devletle, doğru ve temiz üretimle, adil bölüşümle gelecek. Ülkemize huzur ve kardeşlik milli iradenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasıyla, hukukun üstünlüğüyle, tam demokrasiyle gelecek. Uzak bir gelecekten, temelsiz, boş hayallerden söz etmiyorum. İş ve ekmek, hak ve adalet mücadelesi verenler, hukuk ve demokrasiye inananlar bir araya gelirse, bu gücün, bu kudretin önünde kimse duramaz. Bir araya gelirsek, kendini ülkenin sahibi zanneden, vicdan ve merhamet yoksunu o bir avuç insana sandıkta hak ettikleri dersi veririz ve çok değil, 5 yılda Türkiye bolluğun bereketin, huzurun, kardeşliğin ülkesi olur. Benim inancım, kararlılığım, cesaretim tam. Biliyorum, çok sürmeyecek. Günü gelecek, milletçe her sabaha güvenle, huzurla, umutla uyanacağız. Hiç kimseyi geride bırakmadan, kimseyi dışlamadan yeni bir hayat kuracağız. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Mitingde ilk önce Muharrem İnce konuştu. Ardından tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. İmamoğlu'nun mektubunun ardından Murat Karayalçın konuştuğu ifade edildi.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Emekli CHP Polis İzmir Ankara İstanbul Rize Muğla Türkiye Okul Muharrem İnce Cumhuriyet Cami Seçim Anayasa Atatürk Enflasyon İktidar İçişleri Bakanlığı Adalet 15 Temmuz Darbe Soruşturma Vali Mahkeme İşçi Siyaset Araba Mustafa Kemal Atatürk Özgür Özel TOKİ Silivri Banka Belediye Esnaf Fiyat Para Vergi Ekmek Maden Yoksulluk Ekrem İmamoğlu Karadeniz