Mustafa K. Erdemol
Trump neden geri adım attı?
Belli etmemeye çalışıyor ama ciddi bir panik yaşadığı açık ABD Başkanı Donald Trump’ın. İsrail’le birlikte İran’a saldırının bekledikleri “zaferi” getirmediğini davranışlarına, sözlerine bakarak anlamak mümkün. Üste üste yalanlanan açıklamalar yapıyor, savaşın bittiğinden söz ediyor, ama bitti dediği halde “savaşı durdurmaması halinde” İran’ın enerji alt yapısını vuracağından söz ediyor, “öldürülmesini istemediği için” adını açıklamadığını söylediği bir İranlı yetkiliyle müzakereler yürüttüklerini iddia ederek vurma kararını ertelediğini açıklıyor vs.
Yalanı hemen yüzüne vurulan biri durumunda Trump. İran “böyle bir görüşme hiç olmadı” diye açıklama yaptı bir kez daha. Etik değilse de savaşta “aldatma stratejisi”ne de başvurulabilir. Ancak görüldüğü üzere Trump suyunu çıkardı yalan söylemenin.
Başkan, en son, ABD yönetiminin, JD Vance ile beraber en sevimsiz, en tehlikeli üyesi Pete Hegseth’i de İran’a yönelik savaşı çıkarmakla suçladı bilindiği gibi. Adı artık Savaş Bakanlığı olan birimin başındaki yetkilinin tek başına savaş çıkarma yetkisi yok tabii ki, olsaydı bile bu Trump’ı sorumluluktan kurtarmayacaktı kuşkusuz. Buna rağmen Trump’ın “ben yapmadım, o yaptı” türü çocuksulukları suçluluğundan kaynaklanıyor belli ki. (Bu arada Pete Hegseth’in son derece tehlikeli biri olduğunu bir başka yazıda anlatmak gerekecek).
Sadece suçluluğundan değil, toplumda ciddi bir itiraz dalgasının gelişiyor olmasından ötürü de tutarsız kelamlar ediyor Trump. Siyasi geleceğini de riske edebilecek bir dalga hem de gelmekte olan. MAGA hareketinin ilkelerine ters düşmekle suçlanması bir yana, ne yapmak istediğinin anlaşılamaması da durumu Trump açısından karmaşıklaştırıyor.
Birkaç gün önce, 22 Mart’ta yapılan bir CBS News/YouGov anketine göre Amerikalıların kafası İran savaşının başladığı 28 Şubat'takinden daha fazla karışıkmış. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 68’i Trump yönetiminin İran’a saldırma nedenlerini net bir şekilde açıklamadığını düşünüyormuş. Böyle düşünenlerin sayısı Mart başında yapılan ankete göre daha yüksek çıkmış üstelik. Yani Trump’ın kendi tabanını bile gerekçeleri konusunda ikna edemediği bir savaşı sürdürmesi zor.
Ne kadar büyük bir güç olursa olsun uluslararası hukukla yüzleşme olasılığı var Trump’ın da yönetiminin de. Ülkesi adına çok bağlayıcı bir figür olmamakla beraber Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ın ABD/İsrail’in İran saldırılarını hukuka aykırı bulduğunu söylemesi hayli önemli yine de. Ayrıca, Trump’ın 23 Mart'a kadar Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaması halinde İran’ın elektrik santrallerini “yok etme” tehdidinin, yapacak gücü olmasına rağmen, boş bir tehdit olduğunu gördük. Bir ülkenin temel altyapısına yönelik kasıtlı saldırılar “savaş suçu” olarak kabul ediliyor, malum. Bunu ABD’de de bilenler vardır herhalde.
Geçen Haziran’da İran’a yine İsrail’le yapılan saldırı da, Venezuela Devlet Başkanı Nikolas Maduro’yu kaçırma haydutluğu da hızlı gelişti, kabul. Son İran saldırısının da öyle olacağını düşünmekle yanıldığı görülüyor Trump’ın. Teksas’ta benzin 3,62 dolar bu arada. Kasım ayında ara seçimler geliyor, ciddi oy kaybı olasılığı olduğunu da görebilecek kadar zekası var Trump’ın.
İsrail’in “mutluluğu” için başlatılmış İran savaşının ABD’lileri de etkilediğini söylemeye gerek yok. New York Times’da Nicholas Kristof, savaşın dakikada 1.3 milyon dolardan fazla bir maliyete yol açtığını yazdı geçenlerde. (Bir göz atın: https://www.nytimes.com/2026/03/21/opinion/iran-war-cost.html) Kristof, “Pentagon, savaşı finanse etmek için 200 milyar dolar (her Amerikan hanesi başına 1.400 dolardan fazla) talep etti, ancak bu rakam bile toplam maliyeti tam olarak yansıtmıyor” diyor yazısında.
Bir başka maliyet yükünden daha söz ediyor Kristof, ki, hayli ilginç. Kendi adıma hiç öyle bakmak gelmezdi aklıma. Bir uzmanla, Harvard Üniversitesi’nden savaş finansmanı uzmanı Linda Bilmes ile konuşmuş. Masrafların çoğunun daha sonra ortaya çıkacağını söylemiş Bilmes. Bakın ne demiş: “Örneğin, herhangi bir sağlık sorunu yaşayan veya mevcut bir rahatsızlığı ağırlaşan her asker, ömür boyu yardım, tıbbi bakım alacak. Bugün askerler bu yardımları 1990-91 Körfez Savaşı'na katılanlarla aynı oranda talep ederse, bunun tek başına maliyeti en az 600 milyar dolara ulaşacak”.
Çocuk oyuncağı değil savaş. İnsan kaybı başta olmak üzere, saldıran da saldırdığı hedef kadar birçok kalemde zararlı çıkıyor artık. Günümüzde savaşlar böyle.
Ülkesinin savaş makinesinin çok övündüğü uçak gemisi cayır cayır yanan Trump, İran’a saldırı sonucu uçak gemileri efsanesinin de söndüğünü görmüş oldu.
Geri adım atması daha nelerin sönebileceğini fark etmesindendir.
O kadar olsun kesiyor aklı.