Bahadır Özgür

Bahadır Özgür

Tam yarım trilyon lira… Bilanço korkunç!

Türkiye, ‘kara paranın krallığına’ dönüştü. Böyle bir memlekette ne kurum kalır ne de kural.

Zira, milyonlarca insan açlık ve yoksulluk sınırında yaşamaya çabalarken, birileri hiç zahmete girmeden akıl almaz paralar kazanıyorlar. Emekçiye üç kuruş zammı fazla gören patronlardan, imar rantıyla servet edinenlerden veya kamu kaynaklarının müptelası olanlardan bahsetmiyorum sadece.

Düpedüz suçlu olanlar bunlar. Yasa dışı bahis organizasyonları, forex tezgahçıları, uyuşturucu, silah ve insan ticaretinden gelen parayı sisteme sokanlar.

Karşımızdaki canavar gerçekten korkunç. Biraz daha somutlamak adına manzarayı rakamlara dökelim…

Son bir yılda ‘suçtan elde edilen geliri aklama’ başlığı altında o kadar çok operasyon yapıldı ki, iş rutine bindiği için durumun vahimliği çoğu zaman gözden kaçabiliyor.

İşte aşağıdaki tablo, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından resmen açıklanan ve MASAK raporları ile şaibeli para trafiği miktarı tespit edilen sadece son bir yıldaki soruşturmaları kapsıyor. Üstelik tabloya 500 milyon liranın altında olanlar dahil değil.

tam-yarim-trilyon-lira-bilanco-korkunc.jpeg

Bu tablonun toplamı yarım trilyon lirayı buluyor. Böylesine bir suç gelirinin siyaseti ve bürokrasiyi çürütmemesi mümkün mü?

Milyarlarca liralık şaibeli işlemlerin, bizzat devletin izin verdiği elektronik ödeme sistemleri üzerinden sisteme sokulduğu görülüyor. Üstelik, belli bir zaman dilimi içinde tespit edilebilen miktar bunlar. Mesela; son yapılan operasyonlardan birisi olan Paymix soruşturmasında Ocak 2025-Kasım 2025 arasında tam 26.5 milyar liralık yasa dışı bahis parası trafiği yaratıldı. Paymix ile beraber iki yazılım şirketine de TMSF tarafından el konuldu. Yazılım şirketlerinin 40’tan fazla bahis sitesine yazılım altyapısı sunduğu iddia ediliyor. Böyle bakıldığında şaibeli para trafiğinin bunun çok üzerinde olduğu anlaşılıyor.

Özellikle elektronik ödeme kuruluşları ve buna bağlı yazılım şirketleri çok önemli. Çünkü eğitimli bir sürü genç buralarda çalışıyor. Ve ne yaptıklarını da gayet iyi biliyorlar. Yasa dışı faaliyet bir istihdam deposu aynı zamanda.

Esas mesele ise şu: Bunca para nerelere, kimlere aktı? Milyarlarca liralık transferler aniden ortaya çıkmadığına göre, yıllarca nasıl göz yumuldu?

Elbette bu soruların yanıtını hiçbir zaman bulamıyoruz…

Diğer bir konu da bu suç gelirinin paranın sosyal yaşama nasıl nüfuz ettiği. Sinema filmlerinden sponsorluklara, reklamlardan Youtube kanallarına, dizilerden konserlere, televizyon kanallarından yat, jet, lüks otomobil vs. alımlarına kadar her yere oluk oluk akıyor.

Örneğin; son birkaç yılın ‘popüler’ sinema filmlerinin gişe rakamlarına bir bakın. Milyonlar izlemiş. Bir denetin yapılsa ne kadarı kağıt üzerinde rahatlıkla görülür. Nitekim kara para aklama ile suçlanan GAİN’in sahibinin yapımcısı olduğu filmler hep zirvede.

Ya da bunca otel nasıl ayakta kalıyor insan merak ediyor. Gerçekten müşteri var mı? Pandemiden beri reel olarak ticaret hacmi düşen Laleli’nin gerçekte olmayan mal ve hizmet alımları karşılığında POS üzerinden yapılan kara para transferleri ile ayakta kaldığı ortaya çıktı. Düşünün; iç savaşla boğulan Libya’ya ha bire külçe altın satmışız!

Buradan gelen kara para ödemeler dengesine ‘bavul ticareti geliri’ diye yazılıyor. Onu da kağıt üzerinde kişi başına gelir diye nüfusa paylaştırıyorlar.

Bir başka örnek Papara. 300 milyar liralık para trafiği dönüp dolaşıp bir özel bankadaki dört hesaba aktarılıyor. Oradan da yurt dışına transfer ediliyor. Kimse de sormuyor, bunun kaynağı nedir diye…

Kısaca kara para memleketi esir aldı. Sorun görünenden çok daha büyük. Bir rejime dönüştü artık.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bahadır Özgür Arşivi