Silivri'deki duruşmalar ve Ekrem İmamoğlu'nun mektubu

Dün her gazetecinin mutlaka gitmesi gereken yerde, CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ile diğer sanıkların yargılandıkları Silivri'deki mahkeme salonundaydım.
Gittiğimde duruşmaya ara verilmişti.

Buraya yıllar önce bir kez daha gelmiş, FETÖ üretimi Balyoz Kumpası davasının bir duruşmasını izlemiştim.

İçeriye girer girmez, o günün görüntüleri adeta bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı.

Salonun başında, yargılamayı yapan heyetin yer aldığı kürsü, önünde sanıklara ayrılan geniş bir bölüm, onların sağında avukatların oturdukları sıralar, solunda gazetecilerin olup bitenleri uzaktan izleyebildikleri yer ve en arkada da sanık yakınlarına ayrılan kısım...
Bu bölüm sanıklara öylesine uzak tutulmuş ki, bazı izleyicilerin dürbünlü gözlük getirmek zorunda kaldıkları görülüyordu.

Fiziki yerleşim açısından baktığımda, Balyoz günlerinden büyük bir fark göremedim.
(Meslektaşlarımın bulunduğu bölüme ilerlerken izleyici sıralarından yükselen alkışlar da...)

*
Tahliye kararlarını sabırsızlıkla bekleyenlerin görünümleri de pek farklı değildi.
Aylardır hasret ateşiyle yanıp tutuşan eşler, evlâdına kavuşma umudunu hiç yitirmeden heyetin bir an önce tahliye kararlarını açıklamasını buğulu gözlerle bekleyen analar, babalar, yakın akrabalar...

En köşede de Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yalnız olmadıkları duygusunu yaşatmak için gelmiş CHP milletvekilleri ile, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve beraberindekiler...

*
Oturum arası her zamankinden biraz uzun tutulmuştu. Çünkü sabahki duruşmada savcı, bazı sanıkların tahliyesini istemiş, mahkeme heyeti de sayıyı belirlemek için uzunca bir araya gerek duymuştu.

Bekleyiş sürerken Dilek İmamoğlu ile konuşma fırsatını buldum. Baro odasındaki herkes, sabahki duruşmada onun haykırarak yaptığı çıkışı konuşuyordu. Dilek Hanımın sabrı taşmış ve bu davanın çöktüğünü öne sürerek tüm sanıkların tahliye edilmeleri gerektiğini söylemişti. Benimle de benzer şekilde konuştu, ayrıca her zamanki zarafetiyle kahve ikramını da unutmadı.

Bu arada ağabeyinin de aleyhine hiçbir delil olmamasına karşın hala tutuklu olduğunu, yine isyankar bir ifadeyle sözlerine ekledi.

*
Duruşmanın başlayacağını, avukatların yerlerini almalarından ve jandarmaların hareketlenmelerinden anladık.
Çok geçmeden tutuklular teker teker görünmeye başladılar.

Alt katta bekletildikleri yerden duruşma salonuna açılan merdivenle çıkıyorlar ve salona dönüp, yakınlarına el sallıyorlardı. Aralarında Aykut Erdoğdu gibi yüksek sesle tepki verenler, kalp işareti yapanlar ve öpücük gönderenler de vardı.
En son gelen Ekrem İmamoğlu oldu.
Görünmesiyle birlikte alkışlar ve sloganlar tüm salona yayıldı.
O da herkesi selâmlayıp moralinin yerinde olduğunu gösteren hareketlerle ön sıradaki yerini aldı.

*
İkinci duruşma çok kısa sürdü.
Mahkeme başkanı tahliye kararı verilen 15 kişinin adlarını okuduktan sonra oturumu kapattı.
Bu sırada tahliye sayısını yetersiz bulan avukatlar bulundukları bölümün sıra kapaklarına vurarak kararı protesto ettiler.
Tutuklular yeniden alt kata indirilirlerken Ekrem İmamoğlu izleyicilere doğru "Pazartesi sabahı her zamandan daha güçlü olacağız" diyerek seslendi.
Akşama doğru da avukatları, bana hitaben kaleme aldığı şu mektubu ilettiler:

mamoglu-mektup.jpeg

"Çok kıymetli Uğur Dündar,
Sevgili Uğur Abi,
Güçlü verdiniz.
Bağımsız gazetecilerin, tarafsız haber yapan meslektaşlarınızın baskı altında olduğu, gözaltı ve tutsak edildiği bu günlerde varlığınız yüksek motivasyon sağlamıştır.
Mücadelemiz demokrasi mücadelesidir.
Mücadelemiz hürriyet ve Cumhuriyet mücadelesidir.
Sağlık dileklerimi iletir, saygılarımı sunarım.
Ekrem İmamoğlu
Silivri"

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Dündar Arşivi