Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

LGBT düşmanlığı ve 'Yeni Düzen'

Kızılay eski başkanı, Kahramanmaraş depremi sırasında yaşananlar nedeniyle yargı karşısına çıkartılıp hesap vermeliydi. Olmadı. İstifa etmesi yeterli bulundu.
Sonra kızını tartıştık. Ölüme yol açan bir kaza sonrası elini kolunu sallayarak dolaşması.. Babası gibi hesap sorulamaması.. Derken hakkındaki dava sonuçlandı. Zehra Kınık 4 yıl hapse mahkum edildi. Ama adalet tecelli etmedi. Zira hükmün açıklanması ertelendi. Yani Zehra Kınık tek bir gün hapis yatmayacak.

Çekmediği Gezi belgeseli yüzünden hapse mahkum edilen sevgili kızım Çiğdem Mater’i düşünüyorum da.. ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyenin hemen ertesi günü yeniden tutuklanıp bugünkü davasında da duruşmanın Ekim’e ertelenmesine bakıyorum da..
Onları ve daha nicesini bilmem, ben kendimi bu rejimde TUTSAK hissediyorum.

*. *. *
Zehra Kınık’ın, ertelendiği için uygulanmayacak cezası ne kadardı?
4 yıl 2 ay.
Tam da “eşcinselliği övme, özendirme” suçu için verilecek ceza!!
“Ne suçu, böyle bir suç mu vardı” diyorsunuz değil mi?
Haklısınız ama işler bu memlekette uzun süredir böyle.
Kimileri için kanun kitaplarının yazdıkları görmezden geliniyor. Zaman zaman başımıza geldiği üzere de.. Önce “SUÇ İCAT EDİLİYOR”. Sonra cezası kesiliyor.
Ankara’dan gelen haberlere göre, ardı arkası kesilmeyen yargı paketlerinin sonuncusunda, şeriatçıların LGBT konusundaki talepleri karşılık bulacakmış.
LGBT PROPAGANDASI 4 yıl hapiste cezalandırılacakmış.

50 yıllık gazeteciyim. Hiç, propagandası, reklamı yapılıyor diye eşcinsel olan görmedim, duymadım.
Evet, Zeki Müren ya da Saray’da ağırlanan Bülent Ersoy gibi isimlere bakarak, yıllarca toplum korkusuyla bastırdığı cinsel kimliğini açığa vurma cesareti bulanları gördük. Ama onlar kendilerini ifade etmeden önce de eşcinseldiler. Meselenin propaganda ile ilgisi yoktu.. Olması da mümkün değildi.
Şimdi özendirme suçu icat ediliyor ya, çok merak ediyorum.. Şöhreti de serveti de dillere destan Bülent Ersoy, “özendirdiği için” propaganda yapmış sayılır mı acaba?

Erdoğan’ın ilk yıllardaki tutumunu hatırlıyorum. Abbas Güçlü’nün bir programındaki eşcinseller üzerine soruya salondaki gençler kahkahayla tepki vermişti de.. O, son derece ciddi bir ifadeyle “EŞCİNSELLERİN HAKLARININ DA KORUNACAĞINI” ifade etmişti.
Bugün, bambaşka bir yerde.
İktidarda kalabilmek için memleketi yakmaya hazırsanız, şeriatçıların taleplerine boyun eğmişsiniz çok mu!
Üstelik bir kez yokuş aşağı koşmaya başlamışsanız nerede duracağınız belli olmaz.
Bugün eşcinseller.
Yarın erkek eli tutan kadınlar.
Sonra bir bakmışsınız okula giden kızlar.

t24’te Tolga Şardan’ın güvenlik camiasında yaşananlara dair yazdıkları alam zilleri çaldırıyor:
“Birçok polis dini hassasiyetleri nedeniyle görevinin gerektirdiği işleri yapamıyor. Bazı polisler caiz olmadığı gerekçesiyle kadın polislerle aynı büroda çalışmak istemiyor. Teşkilatta erkek polisle aynı araçta olmak istemediği için ihbara gidilecek araca binmeyen kadın polisler de var, meslektaşıyla tokalaşmayan da.”

Eğitimli, insanların kendisini emanet ettiği polislerden söz ediyoruz.
İşte, toplum yavaş yavaş böyle dönüştürüldü.
Üstelik artık 5-6 yaştan itibaren ve açıktan..
İlkokulda çocukların beyinleri dogma ile doldurulurken, örneğin öğretmenin şort giyenlere karşı nefret söylemi daha dün karşımıza çıkmadı mı!
Eşlerini doktor erkek diye muayene ettirmeyenlere tanık olmuştuk. Ama iş, hastası kadın diye muayeneyi reddeden doktora gelmişse.. Ya da geliyorsa eyvah ki ne eyvah.
İşte bu yeni düzende eşcinselleri hapse atma projesi “bana ne” denemeyecek kadar önemli.
Dediğim gibi, yarın hangi gerekçeyle sıranın size geleceğini bilemezsiniz.
Nazi Almanya’sı için verilen örnekler bugün bu topraklarda tekrarlanabilir. Hem de nasıl ağır bedellerle..
Suudi Arabistan’da Prens Selman bir Rönesans hareketi başlatmış gibi. Kadın hakları konusunda birkaç yılda birkaç 100 yıllık mesafe kat edildi.
Türki cumhuriyetler dinsel dogmalarla bağlarını art arda kopartıyorlar.
Bizlerse sadece bir yüzyıl sonra cumhuriyetimizi kaybetme noktasına geldik.
Onca yıl tartışıldı.
Laikliği savunanlar “LAİKÇİLER” diye alay konusu oldu.
Alay edenler şimdi gerçekle yüzleşiyor, biliyoruz. Onlar da anladı çünkü:
“Laikliği kaybedersek gericiliğin kara deliğine savrulur ve her şeyi kaybederiz”
O yüzden eşcinsellerin haklarını savunmanın aslında kendinizi de savunmak olduğunu unutmayın.

Evet iktidarı göndereceğiz.. Peki ya erkek meslektaşıyla göreve gitmeyi reddeden polisi.. Ya da şeriat özlemcisi öğretmeni.. Başını örtmeyen kadını düşman gibi görüp saldırmaya kalkanı ne yapacağız?
İşimiz çok zor.
Ama bugünden yapabileceğimiz şeyler de var.
Mesela “bana ne eşcinsellerden” demeden yanlarında duracağız.
CHP lideri Özgür Özel’in bugün Meclis’te açıkladıklarını topluma duyuracağız.
Sağlık Bakanlığı’nın sınav açtığı “3170 kişilik kadro için 1,6 MİLYON KİŞİNİN BAŞVURDUĞUNU” mesela.. Herkese anlatacağız.
Yargı adına söylenen yalanları, yapılan zulmü unutturmayacağız.
Su damlaları olacağız ve bir araya gelip kayaları aşındıran dev dalgalara dönüşeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Ölümü "oyun" mu sanıyorsunuz?

20 Ocak 2026 Salı 09:06

Sustalınız yanınızda mı?

19 Ocak 2026 Pazartesi 09:12

Son pandemi: Tükenmişlik!

16 Ocak 2026 Cuma 09:03

Maduro kaçırılırken Çin ne yaptı!

15 Ocak 2026 Perşembe 09:01

İran'dan ders çıkarmalıyız

14 Ocak 2026 Çarşamba 09:37

Memleket de bölge de "perperişan"

12 Ocak 2026 Pazartesi 09:31

İran: Tarih Nasıl Yazılacak?

10 Ocak 2026 Cumartesi 09:21