Kuyucaklı Balotelli'nin yüreği..

Yayınlanma:
Güncelleme: 01 Aralık 2021 10:26

Haluk Levent.. Sesi, yorumu bir başka. Ancak artık hayırseverlik duygusu yorumu, sesi kadar takdir topluyor. Adanalı. Adana Demirspor'da oynayan Balotelli'nin yardımsever kimliğiyle ilgili bir paylaşım yaptı..

Levent, "Görme bozukluğu yaşayan Sevinç’in ameliyatı; ayrıldığı eşinden şiddet görünce çocuklarıyla açıkta kalan Kader’in 1 yıllık ev masrafını; mide kanseri olan Yaşar’ın 5 aylık kira borcunu ve 3 ailenin hastane masrafını karşılayan Mario Balotelli ile şalgam sözümüzü yerine getirdik" ifadelerini kullandı.

Bu paylaşım beni Balotelli'nin dram dolu çocukluğuna götürdü..

Onun yaşama tutunuşu Sabahattin Ali'nin ölümsüz eseri Kuyucaklı Yusuf gibi..

Nasil mi?

YUSUF, hayatın en büyük darbesini henüz 6 yaşındayken yedi. Gözlerinin önünde anne ve babasını eşkıyalar öldürdü.

Hem yetim hem öksüz kaldı. Arabesk bir deyim olacak ama ‘doğarken öldü.’ Ortalıkta kalan Yusuf’a kasabanın kaymakamı kucak açtı... Selahattin Bey, Yusuf’a “Benimle gel... Yanımda kal... Ben seni baban gibi severim, olmaz mı?” der. Der demesine ama, Yusuf’un anne sevgisini kim hayata geçirecekti? Üvey annesi Şahende ona hiç bir zaman anne gibi davranmadı... Şahende, onu köylü piçi olarak gördü. Yusuf, bir de kaymakamın kızı Muazzez’i sevdi ki, o aşkla dünyası karardı...
Yusuf iç dünyasına işleyen yetimlik, dahası evlatlık duygusunu hiç unutmadı..

Bu dünyada üvey olmayacaksın..

Yusuf, çalkantılı bir hayattan sonra bir gece Şahende Hanım’ı, ardından Kasabanın külhanbeyi Şakir’i ve üvey babası Selahattin’in vefatından sonra kasabaya atanan yeni kaymakamı öldürdü. Karısı Muazzez’i de ağır yaraladı. Karısını alıp şehrin dışına gitti ama onun can vermesine engel olamadı. Muazzez’i gömdükten sonra bindi atına ve çekip gitti başka diyarlara... “İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklendi, yeni bir hayata doğru yürüdü”

Ganalı evlatlık Mario Balotelli...

Şimdi Yusuf gibi evlatlık büyüyen bir futbol yıldızını Mario Balotelli’yi anlatacağım. Bu dünyaca ünlü yıldız futbolcu işçi sınıfının takımı olarak yıllardır gönüllerde taht kuran Adana Demirspor'da ter döküyor..

Balotelli Kuyucaklı Yusuf’la aynı kaderi paylaşıyor..

Ganalı göçmen bir aile olan Thomas ve Rose Barmuah çifti 1989 yılında iş bulma umudu ile Sicilya’ya göç eder. Kısa bir süre sonra oğulları Mario dünyaya gelir. Mario’nun çocukluğu sağlık sorunları içinde geçer. Daha 2 yaşındayken bağırsaklarında problem tespit edilir. Mario’nun ailesi tedaviyi karşılayacak güçten yoksundur. Çaresiz kalan aile evladını sosyal yardımlaşma kurumu aracılığıyla varlıklı bir İtalyan ailesine satar. Zavallı Mario 1993 yılında Balotelli ailesine gittiğinde yaşananlardan habersizdir... Henüz 3 yaşında yeni ailesine uyum sağlamaya çalışırken sağlık sorunları nedeniyle çok zor bir çocukluk geçirir...

Balotelli: Anne kokusu aradım durdum

Yeni ailesi elbette ona kucak açtı... Tabii ki de ona çok iyi baktı... Mario belki de gerçek ailesinin yanıda kalsaydı yokluktan ve hastalıktan bir kenar mahallede ölecekti... Ama işte o Mario hep gerçek anne ve babasının sıcaklığını aradı durdu... Mario büyüdükçe futbolda önemli bir yıldıza dönüştü. 18 yaşında İtalyan vatandaşı oldu. Çizme’nin milli takımına seçildi sahadaki futboluyla parmak ısırtan Balotelli, saha dışında bir asi, bir çılgın, bir deli, nerede ne yapacağı belli olmayan, iflah olmaz insana dönüştü... Milan’da deplasman dönüşü trenin bagaj bölümününe uzanmış fotoğrafını gördünüz mü? Daha neleri var... Peki neden böyle Mario?

Euro 2012’de İtalya Milli takımının Gdansk’taki kampında bir İtalyan gazetecinin bana söyledikleri her şeyi özetliyordu... Balotelli’ye o gazeteci bir gün neden hırçın olduğunu sormuş. O da meslektaşıma “Sen neden hırçın değilsin?” diye karşılık vermiş ve eklemiş: “Çünkü sen gerçek annenin dizinin dibinde büyüdün!”

Daha ne desin Mario?

Anne dizlerin duruyor mu başımı koyacak?

O, Kuyucaklı Yusuf’la aynı kaderi paylaşıyor... O da Yusuf gibi özgür olmadığını büyüdükçe hissetti. Anladı ki, hayatını denetleyen, onda hak sahibi olan başkalarıydı...

O şimdi paralı, şöhretli... En güzel evlerde oturuyor, en lüks otomobillere biniyor... Ve Turkiye'de 6 ailenin tüm masraflarını karşılıyor. İtalya Milli Takımında oynarken kazandığı tüm primleri sokak çocuklarına bağışlamış bir yürek.. Ama gelin görün ki çocukluğunda başını yaslayacağı anne dizinin hasretiyle yanıp tutuşuyor işte...

Sahi, ömrü evlat nazı çekmekle geçen annesinin dizini özlemeyen var mı?

Ne güzel anlatır Ahmet Erhan...

Sesin hala kulaklarımda/Anne ben geldim ağdaki balık/Bardaktaki su kadar umarsızım/Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?/Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın...

Sen hayırlı bir evlatsın be Balotelli..

Önceki ve Sonraki Yazılar