FURUĞ.. RAHİMİ.. ALİ
3 İNSAN 3 ÖYKÜ

İran coğrafyasıyla, yaşamıyla daima ilgimi çekmiştir. Duygu dolu şiirlerin kadını Furuğ Ferruhzad'ın dram dolu yaşam öyküsü.. Nasıl çile ve başarı dolu kısa bir hayattır o.. Ben "Onun yaraları aşktandır" diyorum. Kendi sözleriyle..

1935’te Tahran’da dünyaya geldiğinde kimse onun dünyayı saran şiirlere imza atacağını bilmiyordu.. Kız sanat okulunda okudu. Resim, el sanatları ve dikiş-nakışla uğraştı.. Tahran'ın ünlü simalarından Perviz Şapur’la evlendiğinde henüz 16'sını yeni bitirmişti.. 2 sene içinde oğlu Kamyar doğdu. Yürümedi evliliği. İran gibi bir yerde cesur bir kararla 1954’te kocasından boşandı.. Bedeli vardı bu kararın.. Kamyar'ını bir daha göremedi. 

Kadını yok sayan, ataerkil yaşama meydan okudu ve şiire sığındı.. Sözcüklerle ufkunu açtı daha da.. Şiirin yanı sıra sinema ve tiyatroyla da ilgilendi, resim yaptı, gazetelerde editör olarak çalıştı. 

Şiirler, sinema, kitaplar, uluslararası ödüller,  doludizgin bir hayatı yakalamışken 1967’de, 32 yaşında, bir trafik kazasında yaşama veda etti.. Hala o şüphe var.. Şah mı öldürttü?

Daima ilgi çekici bir coğrafya olmuştur, İran. Gerçi dünyanın kendisi sızılarla dolu öykülerden gelmiyor mu?

Ferruhzad'ın "Yaralarım Aşktandır" kitabı var.. Orada bir şiiri şöyle başlar..

"Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.
..."
Ferruhzad'la İran'a gitmişken yaşanmış iki öyküyle devam edeyim..

MAHAN Rahimi.. Daha 8’inde ve gizemli bir hastalığın pençesinde. Saçları tamamen dökülen Rahimi, teneffüslerde arkadaşları güle oynaya koştururken, kendisine duvar diplerini mesken tutar.

Dizlerini kırıp, gözyaşlarını sile sile arkadaşlarını izler. Yaşıtları, kel olmuş Rahimi’yi dışlar. Hastalığı yetmiyormuş gibi arkadaşlarının küçümseyici bakışlarıyla daha da kahrolan Rahimi, günden güne erir. Birgün sınıfın penceresinden öğrencilerini izleyen öğretmen, Rahimi’nin dramını fark eder. Üç çocuk babası, 23 yıllık öğretmen kaskatı kesilir. O gece gözüne uyku girmez. Döner durur yatağında. Aklı küçük Rahimi’dedir. Sabahın köründe uyanıp, gider kasabanın berberine. Saçlarını usturaya vurdurur. Ve oradan da doğruca okula gider. Sınıf, manzara karşısında şaşırır. Öğretmen, boynu bükük Rahimi’ye göz kırpar. Rahimi’nin yüzünde günler sonra bir gülümseme belirir. Diğerlerinde ise tam bir mahcubiyet. Öğretmen, Rahimi ile dalga geçen haytalara küçük yaşlarında büyük bir hayat dersi verir. Rahimi’yi dışlayan sınıf utana sıkala öğretmenlerini ziyaret eder: “Biz de Rahimi gibi saçlarımızı kazıtmak istiyoruz...”
Öğretmen havaların soğuk olduğunu öne sürerek bu talebi reddeder. Ancak öğrenciler kararlıdır. Toplu halde saçlarını sıfıra vurdururlar. Bu insanlık manifestosu İran’ın Marivan kentinde yaşandı. Haber geçen yıllarda yabancı medyanın manşetlerindeydi. Öğrencisinin gönlüne sokulmak için saçlarını kazıtan öğretmenin adı Ali Muhammed.. Hala öğretmen oralarda..
....
Hadi gelin yine İran'daki yaşanmış başka öyküyle bir filmin içine girelim..

8 yaşındaki Ali 7 yaşındaki kız kardeşi Zehra'nın kırmızı ayakkabılarını tamirciye götürür.. Zehra iki yıl aralıksız giyince çok sevdiği ayakkabıları yanlardan açılır. Tamirci ayakkabıyı onarır 1  gün sonra Ali'ye teslim eder.. Ali bakkaldan da birşeyler almak için ayakkabıyı dışarıya bırakır. Bakkaldan çıkışında ayakkabıları  bulamaz. Çalınmıştır.. Kız kardeşinin de başka bir ayakkabısı yoktur. Ağlaya ağlaya eve gelir ve kara haberi verir eve. Baba Ali'ye bir tokat atar.

Ancak ertesi gün Zehra'nın okula gidecek ayakkabısı yoktur. Zehra eski püskü spor ayakkabısıyla sabah okula girer. Ögleden sonra okulun kapısında yalınayak bekleyen Zehra'ya ayakkabılarını verir.. Artık her gün böyle okula gider iki kardeş.. Öyle olunca Ali daima okula geç kalır ve azar işitir.
Birgün şehirde bir yarış düzenlenir.. Koşuda birinciye radyo, ikinciye bir miktar para. 3.'ye de bir spor ayakkabısı ödül olarak verilecek. Ali  3. olmak için yarışır. Ayakkabiyi Zehra'ya hediye edecektir.. Ama öyle bir hırsla koşar ki 1. olur. Radyoyu almadan ağlayarak gider evine..

Bu gerçek öykünün filmi de çekildi.. Children of Heaven.. Mutlaka izleyin..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serhan Asker Arşivi