Ayşenur Arslan
Dünyayı Deliler Yönetiyorsa
“Somalililer aptal… Hamaney eşcinsel.. Grönland bize lazım.. Küba’yı alacağım..”
Sadece bu ifadelerle bir insana akıl sağlığı konusunda rezerv konabilir. Her ne iş yapıyorsa “buyurun sizi şöyle kenara alalım” denebilir.
Hele o “insan” nükleer silaha erişim imkanına sahipse!
Bu yazıyı okuduğunuza göre güvenli bir yerdesiniz. Sirenler çalmıyor. En yakın sığınağa koşmak zorunda değilsiniz. Füzeler tepenizden geçip çoluk çocuğu öldürmeye gitmiyor.
Ama milyonlarca insan birkaç deli yüzünden böyle yaşıyor.. Bu yüzden ölüyor..
Üstelik… Haberiniz olsun, bölge savaşı artık bölgesel değil. Rusya’nın İran’a füze yardımı yaptığı iddia ediliyor. Bu, alevlerin artık “vekâlet savaşı” değil, Üçüncü Dünya Savaşı ile yayıldığı anlamına gelir.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ile evlerimize sıçrayacak mutfak yangınından söz etmiyorum bile..
*. *. *
Trump’ın dengesiz, yalancı, seks suçlusu, narsist vs olduğu artık tartışma konusu bile değil. Saklamıyor ya da saklayamıyor da.. Kendisini her türlü ahlaki, yasal hatta dini kuralın üzerinde görüyor.
“Yandaşı” diyebileceğimiz Fox TV’de, canlı yayındaki tutumu buna en net örnek:
“Sunucu:” İran halkının durumu hakkında bir bilginiz var mı? İçme suyuna sahipler mi? Yiyecekleri var mı?”
“Trump:” Trump Tower'da yıllar önce birlikte yemek yediğimiz zamanı hatırlıyor musun? Hiç değişmemişsin. Hatta şimdi daha da güzelsin.”
*. *. *
Dünyanın süper jandarması ABD, ölçüsüz, uluslararası anlaşmaların, kuralların geçmediği bir atakla dünyayı kıyametin eşiğine getiriyor.
Aslında başta Netanyahu olmak üzere, kimi fanatik dincilerin istediği de Mesih’in gelmesi için o büyük savaşın çıkması.
Buna inanmak ve böyle bir inançla savaş çıkartmak başlıbaşına bir delilik emaresi bence..
Aklıma da hemen, daha önce üzerine yazdığım tarihi anekdotu getiriyor.
İngiltere tahtında neredeyse 40 yıl hüküm süren 3. George tarihe de sanata da “DELİ KRAL” olarak geçti. Birdenbire delirmemişti. Belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkmıştı.
Saray hekimleri, uzunca bir süre, kimi zaman birbirine zıt teşhis ve tedavilerle, o zamanın "sağlık modasına" uygun yöntemler uyguladı. Örneğin, bir süre ilaç niyetine arsenik verildi.
Bugün yaşasa ne teşhis konurdu, bilmiyorum. Ama 1700'lerin son çeyreğinde bir krala akıl sağlığına dair teşhis koymak mı! Ne münasebet!
Nitekim uzun süre, kralın rahatsızlığı halktan gizlendi, Saray'da da görmezden gelindi. Günün birinde Hyde Park'tan geçerken arabadan inip, Prusya Kralı olduğunu zannettiği bir ağaçla uzun uzadıya sohbet edinceye kadar..
O gün, tahttan indirildi. Belki kendisinin de hala kral olduğunu zannettiği bir "dünyada" unutulmaya terk edildi..
Kral 3. George, tarihçiler ve sanatçılar için çok "cazip bir malzeme" idi kuşkusuz. En çok da şu soru nedeniyle:
Deliren ya bir kralsa....
Öyle ya! Sıradan bir insana bu teşhisi koymak kolay da.. Gücünü tanrıdan aldığı düşünülen birine teşhis nasıl konulur? Konulursa ne yapılabilir? Tahttan / koltuktan indirmenin yolları nasıl bulunur?
* *. *
Trump.. Netanyahu.. Putin.. Kimyon Reis.. Ve elbette tanıdık bir dizi başka isim.
Nükleer bombaları patlatacak kırmızı buton ellerinin altında. Seyahatlere o butonun iliştirildiği özel çantalarla çıkıyorlar.
Trump, daha geçenlerde dolaylı biçimde de olsa hatırlattı.
Ziyaretine gelen Japon Başbakan “İran harekatını haber vermediniz, sürpriz oldu” deyince.. Trump hemen Pearl Harbour baskınını örnek verdi: “Asıl siz bilirsiniz sürpriz yapmayı”..
Malum o baskının ardından ABD tarihin en korkunç hamlesini yaptı. Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası attı. Hem de Japonya’nın teslim olmak üzere olduğu yolundaki raporlara rağmen.
Gerçi, nükleer bomba ya da balistik füze arasında ölenler açısından bir fark yok.
Hele bomba nedir, füze nedir hiç duymamış bebekler, çocuklar açısından hiç!!!
Savaşı neredeyse eğlenceli bir aktivite zanneden Trump..
Yardımcılardan birinin medyaya sızan ses kaydından anladığımız kadarıyla “düşmanın çocuklarını öldürmenin şart olduğuna” inanan Netanyahu..
Nasıl kurtulacağız onlardan..
*. *. *
“Sen önce bu ülkede hukukun ölümüne bak” dediğinizi duyar gibiyim.
İBB davasında her gün yeni bir sayfa boşa çıkıp çöpe atılıyor. Ne var ki asılsız iddialarla hapse atılanlar hala tahliye edilmiyor.
Sadece operasyon mağdurları mı?
İş bulamayan gençler de ev hapsine mahkum!
“EV GENCİ” denilen.. Yani eğitimi bittiği halde iş bulamadan hala evde oturmak zorunda kalan gençlerin sayısı 6,5 milyonu bulmuş.
Doların 45 liraya varmasına ramak kaldığına bakarsanız, iş dünyasında yeni sıkıntıların ve yeni işsizlik dalgasının kıyılara vuracağına emin olabilirsiniz.
Eğitim.. Ekonomi.. İşsizlik.. Tarikatlar..
Sorunlar yumak olmuş, her tarafımızı sarmış!
Ama bakıyorsunuz, Saray ahalisi ve yandaş gazeteciler mutluluktan sekiz köşe.
Türkiye kıskanılıyor-muş! Erdoğan dünya lideriy-miş!
Satılmadık kamu malı kalmamış, enflasyonda bayrağı zirveye dikmişiz ne gam!
Trump’tan buraya nasıl mı geldik?
Şöyle:
İnsanlar bazen bombalarla hayatını kaybeder.
Bazen hücre hapsiyle “yaşayan ölü” haline getirilir
Kimi zaman da hayatın baharında gerçeklerin ve hayallerin ölümüne şahit olur.
Ve biz ne yapacağımızı bilemeyiz.