Sedat Kaya
Beşiktaş'ın kış uykusundan nasıl uyandığını açıkladı
Bazı maçlar iki perdelik bir oyun gibidir.
İlk perde eziyet, ikinci perde ziyafet.
Ankara’da oynanan bu maç tam böyleydi.
İlk 45 dakika Beşiktaş taraftarı için sabır imtihanıydı.
Tribünde çekirdek satan biri olsaydı, muhtemelen günün en mutlu insanı o olurdu. Çünkü sahada olup bitenler insanın kalbini değil, çenesini çalıştırıyordu.
Beşiktaş ile Gençlerbirliği ilk yarıda sanki lig maçı değil de sezon başı ısınma antrenmanı yaptı.
Tempo yok… Hırs yok… İstek yok…
Top sahada dolaşıyor ama futbol ortalarda görünmüyordu.
Dakikalar 17’yi gösterdiğinde Gençlerbirliği’nden Koita kırmızı kart görünce tribünlerde kısa bir kıpırdanma oldu.
“Şimdi oyunun rengi değişir” diye düşündü herkes.
Ama değişen tek şey sahadaki oyuncu sayısıydı.
Gençlerbirliği on kişi kaldı ama Beşiktaş, bir kişi fazla oynadığını hatırlatacak bir futbol ortaya koyamadı.
Siyah-beyazlıların akılda kalan iki işi vardı:
Orkun’un bir şutu…
Bir de Olaitan’ın denemesi.
Hepsi bu.
Gerisi topun ayaklardan çıkıp yine ayaklara dönmesiydi.
Koskoca 45 dakika bittiğinde skor tabelasında gol yoktu.
Doğrusu da buydu.
Ama futbolun güzel tarafı da şu.
Bazen bir takım devre arasında aynaya bakar ve kim olduğunu hatırlar.
İkinci yarıda sahaya çıkan Beşiktaş, ilk 45 dakikadaki o mahmur takımı unutturur gibiydi.
Sanki soyunma odasında biri aynayı tutmuş ve şu cümleyi söylemişti:
“Bakın…Siz Beşiktaş’sınız.”
Savunma ve orta saha bir adım öne çıktı.
Top rakipteyken baskı başladı.
Kanatlar çalışmaya, siyah-beyazlı formalar sahaya daha hızlı yayılmaya başladı.
Biraz önce Ankara akşamında ağır ağır dolaşan oyun birden hızlandı.
Beşiktaş eksik rakibini sağlı sollu baskılarla adeta abluka altına aldı.
Gençlerbirliği savunması bu baskının içinde bir adım geri, bir adım daha geri çekiliyordu.
Çünkü on kişinin bu dalgaya karşı koyacak gücü yoktu.
Nitekim, dakikalar 58’i gösterirken Olaitan sahneye çıktı.
Sert vurdu, top ağlarla buluştu.
Ankara’da kilit açılmıştı.
Sonra Orkun çıktı sahneye. Sıfıra yakın bir açıdan, kalecinin aklına bile gelmeyecek bir noktadan vurdu. Top ağlarla buluşurken tribünlerde şu duygu vardı.
İşte özlenen Orkun buydu.
Maçı 2-0 kazanan Beşiktaş’ın üç puanı cebine koydu ama bu maçın içinde bir de alınması gereken ders saklı.
Çünkü siyah-beyazlı bir takımın taraftarına 45 dakika boyunca “cefa” çektirmeye hakkı yok.
Futbol bazen sadece skor değildir.
Bir takımın karakteri de sahaya çıkar.
Beşiktaş ikinci yarıda o karakteri hatırladı.
Baskı yaptı, oyunu hızlandırdı, golü buldu ve maçı aldı.
Ama şu da bir gerçek:
Büyük takım olmanın asıl şartı her maça uyanık başlamaktır.
Çünkü futbolun küçük bir felsefesi var.
Bazı maçları yetenek kazanır, bazılarını sabır…
Ama taraftar her zaman ilk düdükten itibaren Beşiktaş görmek ister.