Fikret Bila
Amaç parçalanmış Suriye
ABD’nin asıl amacının bölgede İsrail’e tehdit oluşturabilecek ülkeleri parçalamak olduğu bir kez daha otaya çıktı.
ABD ve İsrail’in Suriye’de izledikleri politika bunu açıkça gösteriyor.
ABD, Irak ve Libya’dan sonra Suriye’yi parçalama planını uygulamaya soktu.
ABD ve İsrail’in, El Kaide’nin devamı olan HTŞ’yi ve PKK’nın devamı olan SDG/YPG’yi destekleyerek eski Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmesinin amacı Suriye’yi İsrail’e bir tehdit olmaktan çıkarmaktı.
Esad’ın devrilmesiyle HTŞ’nin lideri Ahmet eş-Şara’yı Şam’da yönetime getirdi. Eğitip donattığı SDG/YPG’nin de ülkenin kuzeydoğusunu kontrol etmesini sağladı.
Bu destekle SDG-YPG, Suriye’nin üçte birinin kontrolünü ele geçirdi. ABD’nin desteğindeki örgüt, ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda federe veya özerk bir yönetim kurmak amacıyla yola koyuldu.
Ancak ABD, SDG-YPG’nin kendine gösterilen sınırı açtığını düşünerek Şara liderliğindeki HTŞ’nin operasyon yapmasına yeşil ışık yaktı.
HTŞ, Suriye ordusu eliyle SDG-YPG’yi geriletti ve Mazlum Abdi yöretimindeki örgüt Ayn el Arap ve Haseke bölgesine çekildi.
Böylece HTŞ yönetimi; petrol alanlarını, barajları ve sınır bölgelerini kontrolü altına aldı.
SDG/YPG bu alanlardan çekilmek zorunda kaldı.
ABD ve İsrail’in, SDG-YPG’yi daha dar bir alana sıkıştırmasında Türkiye’nin baskısı ve Suriye’ye askeri müdahalede bulunması olasılığının da etkili olduğu anlaşılıyor.
ABD, bu olasılık karşısında Türkiye ve Şara’dan yana tutum aldı.
Ancak bu ABD ve İsrail’in parçalanmış Suriye amacından vazgeçtikleri, SDG/YPG’yi tümüyle gözden çıkardıkları anlamına gelmiyor.
ABD her zaman yaptığı gibi terör örgütlerini de kendi amaçları için gerektiği zaman, gerektiği kadar kullanıyor.
ABD’nin bu tercihine ilk itiraz PKK’nın karargahı olan Kandil’den geldi.
PKK’nın yöneticilerinden Murat Karayılan, ABD’nin bu tutumuna itiraz ederken Türkiye’de de “terörsüz Türkiye” sürecinin bittiğini ilân etti.
Böylece “terörsüz Türkiye” açılımıyla Suriye’deki gelişmelerin bağlantılı olduğunu da açıklamış oldu.
Karayılan’ın bu açıklamasının ortaya çıkardığı bir gerçek de PKK’nın aslında silah bırakmadığı ve kendini feshetmediğidir.
Silah bırakma töreninin göstermelik olduğu bir kez daha anlaşıldı.
ABD; Suriye’yi parçalamak, kuzeydoğusunda kendisinin kontrol edeceği bir SDG/PYD eliyle yönetim kurmak ve Mazlum Abdi’nin yönetimindeki bu bölgenin Suriye’nin güneyinden Akdeniz’e açılmasını sağlamak amaçlı bir politika izliyor.
Golan tepelerini işgal eden ve Şam’ın güneyinde önemli bir bölgeye askeri yığınak yapan İsrail de ABD’nin bu politikasını destekliyor.
HTŞ de ABD ve İsrail’in amacına hizmet ederek yönetimini garanti altına almaya çalışıyor.
Bu gelişmeler Suriye’nin ileriye değil geriye doğru götürüldüğünün en önemli işaretleri.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamış, laik, demokratik rejim kurmayı başarmış bir Suriye yerine, Şam’da şeriatçı, ülkenin kuzeydoğusunda ayrılıkçı bir yönetim oluşturulması ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor.
Suriye halkının değil.