Son Dakika | Özgür Özel Erdoğan ile görüşme koşulunu açıkladı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ile olası görüşme için “düşman hukuku” uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Özel, Erdoğan'ın 'Ben iktidar partisiyim elbette görüşürüm' ifadeleri için de, "Ben de ülkenin birinci partisiyim, ihtiyaç varsa elbette ikinci partiyle görüşürüm." dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, cezaevi ziyaretlerinin ardından Bursa’da açıklama yaptı. Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olası bir görüşmeye ilişkin soruya yanıt verirken, “Planlanan bir görüşme yok” dedi.
Özel, böyle bir talep gelmesi hâlinde konunun değerlendirileceğini belirterek şunları söyledi:
"Bir kere hani öyle planlanan bir görüşme yok. Sayın Erdoğan'ın böyle bir görüşme arzusu varsa, o konuda bize doğrudan bir talep iletilirse elbette bu değerlendirilir. Ya da bütün siyasi partilere yönelik bir yaklaşımı olacaksa, onda da bence çok gecikmiştir"
"DÜŞMAN HUKUKUNDAN VAZGEÇİN"
Özel, bölgesel gerilimler, ekonomik sorunlar ve “iç cephenin güçlendirilmesi” tartışmaları varken iktidarın yalnızlaşmasının kendi politikalarının sonucu olduğunu söyledi. CHP ile görüşmek isteyenlerin önce tutumunu değiştirmesi gerektiğini ifade eden Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Ama bizim Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelince; bizden görüşmek isteyen ve ülkenin ortak sorunlarında birlikte hareket etmek isteyenler, bize düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler önce. Düşman hukuku uyguluyorlar"
Özel, CHP’nin Türkiye’nin temel meselelerinde sorumluluk almaya hazır olduğunu ancak yargı üzerinden baskı kurulmasını kabul etmeyeceklerini belirtti. Erdoğan ile geçmişte yürütülen “normalleşme” sürecini de hatırlatan Özel, "Ben de ülkenin birinci partisiyim, ihtiyaç varsa elbette ikinci partiyle görüşürüm" dedi.
Özel, görüşme zemininin oluşması için yargı süreçlerinin değişmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Ama o elinde tuttuğu yargı gücüyle, ortaya koyduğu düşman hukukundan vazgeçecek. Bu düşman hukuku yerine bir diyalog zemini ve yargının rahat bırakılması, özellikle bir partinin emrine sokulmuş yargı kolları görüntüsünden tarafsız bir yargılamaya ve tutuklu arkadaşlarımızın, aynı kendisi İBB Başkanı'yken nasıl tutuksuz yargılandıysa ve kimse evine gitmediyse, zulüm görmediyse, böyle bir yöne doğru ilerlemesi gerekir. İki parti arasındaki olabilecek diyalog zemini bundan mümkündür"
"O BALTAYI ÖNCE BİR GÖMECEK"
CHP’nin dış politika ve savunma sanayisi başlıklarında iktidarın yanında durması gereken yerde durduğunu söyleyen Özel, “Her şey gayet ülke için iyi gidebilecekken Erdoğan bize balta çekti arkadaşlar. O baltayı önce bir gömecek!” ifadelerini kullandı.
Erdoğan'a "padişah" benzetmesine Özel'den "Rejimle ilgili endişemiz boşa değil" çıkışı
Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutukluluğuna da sert tepki gösterdi. Bozbey’in Bursa’da yıllar sonra seçim kazanmasının hedef alındığını savunan Özel, operasyonun Bursa seçmeninin iradesine dönük olduğunu söyledi.
Özel, "Tam da, hani mafya bir mesaj verecekse, o mesajı anlamlı bir şekilde verir ya, tam mafya yöntemi" diyerek, operasyonun 31 Mart tarihine denk getirilmesine dikkat çekti.
Bozbey’in Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni büyük bir borç yüküyle devraldığını belirten Özel, iki yılda önemli miktarda borç ödendiğini ifade etti:
BOZBEY 200 MİLYON DOLAR BORÇ ÖDEMİŞ
"200 milyon dolar borç ödedi arkadaşlar. İki yılda, iyi yönetim sonucu, israf olmamasının sonucu iki yılda Bursa'nın 10 milyara yakın borcunu ödedi"
Özel, Bozbey’in belediyeyi iyi yönettiğini savunarak, "31 Aralık tarihi itibarıyla bir kuruş ödenmemiş vergi ve SGK borcu bırakmadı Bozbey. Böyle yönetiyordu burayı" dedi.
BOZBEY'E AKP'DEN GELEN TEKLİFİ AÇIKLADI
Özgür Özel, Mustafa Bozbey’e tutuklanmadan önce AKP’ye geçmesi yönünde baskı yapıldığını söyledi. Özel, Bozbey’in kendisine bu süreci anlattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Mustafa Bozbey yiğit bir insan, mert bir insan. Bana defalarca geldi. 2 yıl boyunca defalarca geldi. Son geldiğinde dedi ki: "Ben bıktım bunlardan İlla da illa AK Parti'ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin. Ben de açık açık söylüyorum. Ne buluyorsanız bulun. Hadi diyorum." dedi"
"TEKLİFİ GÖTÜREN İSMİ BOZBEY MAHKEMEDE SÖYLEYECEK"
Bozbey’e bu teklifi kimin götürdüğüne ilişkin soruya da yanıt veren Özel, ismin Bozbey tarafından uygun zamanda açıklanabileceğini söyledi:
"Onu Sayın Bozbey, herhalde mahkemede savunması sırasında, kendi gerekli gördüğü zaman bu isimleri söyler. Ama mesela biz, tüm milletvekillerimize, tüm belediye başkanlarımıza Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçilme durumunda operasyon yapılmayacağına yönelik, bin yerinden, nasıl tehditler, şantajlar ve kirli tekliflerin geldiğini biliyoruz. Mustafa Bozbey de günü geldiğinde kendinden ilgili bu süreci netleştirecektir ve Bursa bunu o noktada duyacaktır"
Özel, Bozbey hakkındaki suçlamaların güvenilir olmadığını savundu. İddiaların "kriminal tipler" üzerinden kurulduğunu söyleyen Özel, Bursa seçmeninin iradesinin hedef alındığını belirtti.
Özel, "Böyle bir şeyden Bursa'nın iradesini sakatlayıp Mustafa Bozbey'i tutukluyorlar. Akıl alacak iş değil" dedi.
Bozbey’in er ya da geç aklanacağını söyleyen Özel, "Bir ay sonra çıkar, 3 ay sonra çıkar, 5 ay sonra çıkar. Aklanacak mı? Elbette aklanacak" ifadelerini kullandı.
ARA SEÇİM ÇAĞRISI
Özel, Ankara Büyükşehir Başkanı Mansur Yavaş’ın açıklamasına ilişkin soruya yanıt verirken ara seçim çağrısını yineledi. Anayasa gereği boşalan milletvekillikleri için ara seçim yapılması gerektiğini belirten Özel, iktidarın bu seçimden kaçtığını savundu.
CHP lideri, ara seçimin kapsamının genişletilebileceğini söyledi. Bursa’nın da bu kapsamda sandığa gidebileceğini belirten Özel, şunları söyledi:
"Bursa'da Bozbey'i aldınız, birinci partiydiniz son seçimlerde, değil mi? Bizden çok milletvekiliniz var. Diyorum ki, Bursa'da da bir milletvekilliğini biz boşaltırız. Bursa'ya da sandık koyabiliriz mesela"
Özel, AKP’ye meydan okuyarak şöyle konuştu:
"Bursa'da da varım. Hodri meydan! AK Parti çok güveniyorsa, bak ben istifa ettiriyorum. Bir tane de istifa ettirebiliriz. Ama ben istifa ettireyim, Bursa'ya da sandığı koyalım, bir sonraki bölge olarak. Zaten ilk kendi seçim bölgemden başlayacağım. Böyle bir cesaret var mı, yok mu, onu soruyoruz. Bu kadar net"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşması şöyle:
"Ben Bursaspor'un başarısını sahiplenmeye ve siyasîleştirmeye çalışan o çirkinliklerden bahsettikçe, dedi ki: "Onların hiçbirine Bursasporlular, timsahlar fırsat vermez. Önemli olan birinin zoruyla kimin fotoğrafa girdiği değil, statta kimin adının inlediği." diye söyledi. O anlamda, bir kere bunu birlikte,, ben birazcık böyle sitem ediyordum, "Bu kadar emeğiniz var, adam gitmiş oradan siyaseten sahiplenmeye çalışıyor." diye. O dedi ki: "Bursaspor taraftarı kimin adını bağırıyorsa, o bana yeter." dedi.
Tabii Mustafa Bozbey niçin burada? Mustafa Bozbey, Bursa'da yıllar sonra, 47 yıl sonra %47 oyla 170.000 oy farkla Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni kazanma suçunu işlediği için burada. 31 Mart tarihi, 2 yıl önce Bursa'nın 47 yıl sonra kazanılmasının tarihidir ve öyle bir noktaya gelmiştir ki iş, tam o tarihte bu operasyonu yapanlar Bursalılara şunu söylemişlerdir: "Biz sandıkla kazanamazsak hakimin tokmağıyla gelir burayı alırız." Yani burada meydan okunulan kişi Mustafa Bozbey değil, meydan okunulan parti Cumhuriyet Halk Partisi değil, Bursa'nın iradesidir.
"Biz yıllarca yönettik, borç yaptık, israf ettik, iyi yönetemedik. Siz 20 yıl Nilüfer'i yönetmiş Mustafa Bozbey'i Bursa Büyükşehir'i yönetmeye layık gördünüz. 2 kişiden birisi oy verdi. Biz bunu hazmedemiyoruz" Öyle değil mi? 30 Mart günü çok mu erkendi, 1 Nisan günü torbaya mı girmişti? Neden gelsin 31 Mart günü Mustafa Bozbey'i tutuklasınlar, gözaltına alsınlar? Tam da, hani mafya bir mesaj verecekse, o mesajı anlamlı bir şekilde verir ya, tam mafya yöntemi. Diyor ki: "Biz Bursa'yı kazanamadık. Bozbey oldukça da sittin sene kazanamayız. Tam da yıl dönümünde 31 Mart tarihinde geliyoruz ve Bursa'ya çöküyoruz."
Mustafa Bozbey yiğit bir insan, mert bir insan. Bana defalarca geldi. 2 yıl boyunca defalarca geldi. Son geldiğinde dedi ki: "Ben bıktım bunlardan İlla da illa AK Parti'ye geçeceksin, geçmezsen içeri gireceksin. Ben de açık açık söylüyorum. Ne buluyorsanız bulun. Hadi diyorum." dedi. Arkadaşlar, Mustafa Bozbey'in Bursa Büyükşehir'le ilgili yaptığı tüm işlemler didik didik didik didik didik edildiği halde hiçbir şey bulamadılar. Ondan önceki 5 yılda da bir şey yok. Ondan önceki dönem, belediyede de bir şey yok. Bir tane vakıf bulmuşlar. Vakıf üzerinden de Bozbey'e sadece soru sormuşlar. Bir kanıt yok, bir ispat yok. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Hangi Bozbey'i alıyorlar? Şunu söyleyeyim. Aldıkları kişi 1 milyar dolar borçla, 1 milyar dolar. Bugünkü parayla çevirdiğinizde 40 ila 50 milyar liraya yakın bir para denk geliyor. Borçla, buraya kadar borçla batırdıkları belediyeyi Bozbey aldı.
200 milyon dolar borç ödedi arkadaşlar. İki yılda, iyi yönetim sonucu, israf olmamasının sonucu iki yılda Bursa'nın 10 milyara yakın borcunu ödedi.
Arkadaşlar, Bursa Büyükşehir'in SGK ve vergi borcu ne kadar büyüktü biliyorsunuz. Kim yaptı borcu? AK Parti yaptı. Alinur Aktaş yönetimi yaptı. 31 Aralık tarihi itibarıyla bir kuruş ödenmemiş vergi ve SGK borcu bırakmadı Bozbey. Böyle yönetiyordu burayı.
Şimdi o borç yapanlar, o Bursa Büyükşehir'i batıranlar, gelmişler Bursa'ya çökmüşler. Bozbey'i, ekibini görevden uzaklaştırıyorlar. Mesela, hatta şöyle bir şeyi hatırlayın; gözaltı süresince, yani seçim yapılana kadar tutuklandı ya Bozbey, seçim yapılana kadar birkaç gün geçecek. O sürede bile Türkiye'de hiçbir yerde yapmadıklarını yaptılar, buraya kayyum atadılar. O kayyum hatta ilk geldiği anda biliyorsunuz resimleri mesimleri indirdi. Sonra seçim yapıldı.
Büyük bir aymazlıkla, arsızlık artık yani... Çıkmış, "Bursa'nın iradesi tecelli etti falan" diyorlar. Ne Bursa'nın iradesi? Yüzde 50 ile kazanmış adamı indireceksin, Bursa'da örneğin bizim kazandığımız devasa belediyelerin getirdiği belediye meclis üyesi sayıları belli, çeper ilçelerden gelen belediye meclis üyeleriyle Bursa'ya çökeceksin. İl Genel Meclisi'nde de Bursa'da aldığımız oy bizim belli.
Biz Bursa'nın birinci partisiyiz her türlü. Kimse demedi ki AK Parti yönetsin Bursa'yı. İki kişiden biri "Bozbey yönetsin" dedi, "CHP yönetsin" dedi.
Şimdi bakın ne yapıyorlar? Geliyor ya, genel sekreter var atanmış, tıkır tıkır çalışıyor. Onu görevden alıyor, yerine bir genel sekreter getiriyor. Kim? 2024 yılında bizim Eyüpsultan'da yendiğimiz Eyüpsultan Belediye Başkanı. Yani İstanbul, Eyüpsultan demiş ki; "İyi yönetemedin, memnun değilim, git buradan, CHP'ye veriyorum görevi" demiş. Eyüpsultanlıların, Eyüpsultan'dan ki daha AK Parti daha güçlü nerede olabilir İstanbul'da arkadaşlar, Eyüpsultan... "Git buradan" demişler, alıyorlar onu Bursa Büyükşehir'e genel sekreter yapıyorlar arkadaşlar. Ört ki ölem yani! Yandık yani, yandık!
Tekrar başlıyor şimdi israf, tekrar borç, tekrar kötü yönetim. Bozbey'in ödediği borçları tekrar borç batağına batırmak üzere liyakatsiz, beceriksiz... Buradaki belediye meclis üyesi çok becerebilecek idiyse Bursa'yı yönetmeyi, çıksaydınız ya belediye başkan adayı olarak onu? Şimdi belediye meclis üyelerinden birini getirdiler başkan, Eyüpsultan'ın seçim kaybetmiş, Eyüpsultan'ın yaka silktiği kişiyi de genel sekreter yaptılar. "Hadi Bursa'yı biz yöneteceğiz." Bursalılar diyor, "Nilüfer'de destan yazan 20 yıllık başkan yönetsin." Bunlar diyor ki, "Yok, Eyüpsultan'ı elini yüzünü bulaştırmış birisiyle, Bursa Büyükşehir'de belediye meclis üyesi yaptığımız birisi bu kadim kenti yönetecek." Becerebilecekler... Ve eninde sonunda olmayacak bu iş.
İşin diğer tarafı, Bozbey'i kim suçluyor? Bozbey'i Bursalılar suçlamıyor. Bozbey'i hizmet ettiği dönemdeki ihale alanlar, ihale verenler, müteahhitler falan suçlamıyor. Kim suçluyor? İki tane kriminal tip suçluyor arkadaşlar, iki tane kriminal tip. Birinin babası geldi Bozbey'den özür diledi. Gidin bulun babasını sorun arkadaşlar. "Benim oğlum madde bağımlısı, kurtarmak için 10-17 milyon oradan buradan para buldum, yine gitti bu işlere bulaştı, sana bu iftiraları attı" diyorlar. Birisinin babası gelip özür diliyor Bozbey'den, "Sana bu hakaretleri, iftiraları attı" diye. Birisi madde bağımlısı, öbürü Bursa'nın en büyük dolandırıcısı.
Zaten bir iftira atmak için tutsak, sizin gibi pırıl pırıl insanlardan birini, ne dersen de Mustafa Bozbey gibi birine veya normal birine iftira ettiremezsin ki. Tükenmiş, bitmiş birini, kendisi 300 yılla yargılanan bir dolandırıcıya, efendim 7 sene öncesindeki söylediği bir sözü, 12 yıl öncesinde güya bilmem ne için vakfa para yatırttılar bana... Ya böyle bir şeyden Bursa'nın iradesini sakatlayıp Mustafa Bozbey'i tutukluyorlar. Akıl alacak iş değil. Yani bir şey söyleyeyim, ben Bozbey'in iyi ve temiz yönettiğine iknayım da bu kadar büyük kanıt olmaz artık yani. Bula bula buldukları 12 sene öncesinden...
O günden bugüne 500 kişiyi dolandırmış, evinin önünde miting yaptı adamlar. Böyle dolandırıcılarla falan muhatabız. Böyle kirli adamla, bir bağımlının suçladığı, onun lafından içeri atıyor. Niye? Belediye meclisinde çoğunluğu var, çökecek buraya. O yüzden bir an önce bu yanlıştan dönüleceğini, hiç değilse Mustafa Bozbey'in öncelikle özgürlüğüne kavuşacağını bekliyoruz, görüyoruz. Bütün Bursa da bekliyor.
Ha burada ne oluyor? Bu geciktikçe, bu geciktikçe stres birikiyor, gerilim birikiyor, hesap birikiyor. İstanbul'da 25 yıl yönettikten sonra Ekrem İmamoğlu seçilip de mazbatası iptal edilince ne oldu arkadaşlar? Fark 13 binden 806 bine çıktı 45 günde. Ahali bu işleri sevmiyor. "Ben patronum" diyor. Bakın, bu milletten vergi istiyorsun, veriyor. Askere çağırıyorsun, gidiyor. Oğlunu yolluyor, şehit veriyor. Soruyorsun, "Vatan sağ olsun" diyor. Ne zaman sandığa elini uzattın, o uzanan eli kırıyor kardeşim. Kenan Evren'in dediğini yapmıyor, Özal'ı seçiyor mesela. 12 Mart'tan sonra Karaoğlan Ecevit'i getiriyor mesela. 15 Temmuz'da oyları yüzde 40'lara düşmüşken, 38'lere düşmüşken Erdoğan'ın güven onayı, 15 Temmuz'da Erdoğan'a saldırınca sahip çıkıyor, yüzde 60'lara 70'lere çıkıyor bir ara desteği yani. Sonra yine normal seyrine dönüyor.
E şimdi, 28 Şubat'ın mağdurları, 15 Temmuz'un mağdurları bugün darbeci olmuş. E millet affeder mi? İstanbul'da affetmedi işte. 13 bin fark 806 bin oldu. 5 yıl zulmettiler, 1,5 milyon oldu. Şimdi İstanbul'a sandık koy, 2 milyon fark. 2 milyondan aşağısı Erdoğan'ın olsun. Burada da koy bakalım şimdi sandığı, cesaretin varsa, olacağını söyleyeyim: Bozbey yüzde 65-70 alır, Belediye Meclisi'nde çoğunluğu da CHP alır. İstanbul'da olanın devamı bu. Belediye Meclis çoğunluğu varken neler yaptılar, "Ha demek ki öyle olmuyor, al Belediye Meclisi'ni de veriyorum" diyor. Belediye Meclis çoğunluğunu da CHP alır, denemesi bedava.
O yüzden buradaki bu büyük haksızlığa karşı Bursa'nın tepkisine hak veriyoruz. Biz dimdik arkadaşlarımızın arkasındayız. Bundan sonraki süreçte de biz buradayız arkadaşlar. İşte Bozbey de içeride. Bozbey'in haksızlığa uğradığını bütün Bursa biliyor. Er ya da geç. Bir ay sonra çıkar, 3 ay sonra çıkar, 5 ay sonra çıkar. Aklanacak mı? Elbette aklanacak. Ha, emaneti verirseniz verirsiniz, vermezseniz millet bir daha size Bursa'da sandıktan hiçbir şey göstermez.
Burada yapılan iş, ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanıyım. Önce ülkemin, sonra partimin menfaatine bakarım. Burada yapılan iş Bursa'nın menfaatine değildir, kötü yönetilecek.
ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME KOŞULUNU AÇIKLADI
"Bir kere hani öyle planlanan bir görüşme yok. Sayın Erdoğan'ın böyle bir görüşme arzusu varsa, o konuda bize doğrudan bir talep iletilirse elbette bu değerlendirilir. Ya da bütün siyasi partilere yönelik bir yaklaşımı olacaksa, onda da bence çok gecikmiştir.
Bölge bu kadar zorluklar varken, İran savaşı varken, bu kadar ekonomik güçlükler varken, efendim iç cephenin güçlendirilmesi bu kadar mühimken; Cumhurbaşkanı'nın bir başına kalması, yalnızlaşması, AK Parti'nin yalnızlaşması hep kendi hataları yüzündendir. Bir kere bu hatayı fark ettilerse doğru bir şey yapıyorlar.
Ama bizim Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelince; bizden görüşmek isteyen ve ülkenin ortak sorunlarında birlikte hareket etmek isteyenler, bize düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler önce. Düşman hukuku uyguluyorlar. E şöyle bir şey olmaz yani: Sen karşındakine düşman hukukunu uygulayacaksın, uygulayacaksın... Hani şey gibi, Nazilerin Yahudilere yaptığı gibi, toplama kamplarına atacaksın -bir tanesi arkamda-, onların malına kast edeceksin, canına kast edeceksin, sonra Rus ordusu Berlin'e yaklaşınca açacaksın kapıları 'hepimiz aynı gemideyiz'. O yüzden önce düşman hukukundan vazgeçecekler.
Ben yıllarca selam verilmemiş bir partinin genel başkanıyım. Genel Başkanının Anıtkabir'de eli sıkılmamış, cenazede eli sıkılmamış, ölüsüne taziye verilmemiş, bayramda aranmamış bir partinin genel başkanıyım. Biz bunları gördük. Sonra ilk seçimlerde söz verdiğimiz gibi kendi kurultayımızdan 5 ay sonra girdiğimiz ilk seçimde partimizi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Ne yaptık? AK Parti'nin seçmenine söylüyorum, Erdoğan'a değil...
Sekiz gün sonraki bayramda, ilk bayram telefonunu -bütün liderleri zaten arardım ben- birinci parti olma sorumluluğuyla Sayın Erdoğan bizi aramadığı için aramazdık ben birinci parti oldum, ilk bayramda Erdoğan'ı aradım. Sonrasında randevu aldım, partisine gittim. Sonrasında iade-i ziyarete geldi, partimde ağırladım. Kapıda karşıladım, kapıda uğurladım. AK Parti seçmeninin son seçimdeki kararına hürmeten üstüme ne düşüyorsa onu yaptım.
Eleştiriler aldım ama asla ve asla vazgeçmedim. Niye? 'Normali bu' dedim. O geçen sürecin adı 'normalleşme' oldu. Sayın Erdoğan 'yumuşama' diyordu, millet benim söylediğimi benimsedi; normalleşme süreci oldu. Normali buydu.
Şimdi Sayın Erdoğan dün demiş ki; 'Ben iktidar partisiyim (son genel seçimlere göre öyle) ve ana muhalefet partisiyle elbette görüşürüm.'
Ben de ülkenin birinci partisiyim, ihtiyaç varsa elbette ikinci partiyle görüşürüm.
Ama o elinde tuttuğu yargı gücüyle, ortaya koyduğu düşman hukukundan vazgeçecek. Bu düşman hukuku yerine bir diyalog zemini ve yargının rahat bırakılması, özellikle bir partinin emrine sokulmuş yargı kolları görüntüsünden tarafsız bir yargılamaya ve tutuklu arkadaşlarımızın, aynı kendisi İBB Başkanı'yken nasıl tutuksuz yargılandıysa ve kimse evine gitmediyse, zulüm görmediyse, böyle bir yöne doğru ilerlemesi gerekir. İki parti arasındaki olabilecek diyalog zemini bundan mümkündür.
Biz normalleşme sürecinde F-35'ler için sözümüzü söyledik. Eurofighter'lar için Avrupa'da, 'Türkiye'ye Eurofighter verin, Türkiye'nin hava savunması önemli' dedik. Türkiye'nin kritik bütün meselelerinde durmamız gereken en doğru yerde durduk. O dönemlerde millet bunu takdir ediyordu. Her şey gayet ülke için iyi gidebilecekken Erdoğan bize balta çekti arkadaşlar. O baltayı önce bir gömecek! Ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'yle bir görüşme ihtiyacı varsa, biz bu fikrin sahibiyiz zaten.
İktidarla muhalefetin, birinci partiyle ikinci partinin birbiriyle görüşmemesi AK Parti'nin fikri. Ben diyalog fikrinin, normalleşme fikrinin sahibiyim. Manisa'nın Şehzadeler ilçesinin Hacıhaliller köyünde AK Partiliyle CHP'li cenazeyi de birlikte kaldırıyor, düğünü de birlikte yapıyor. Bursa'da öyle değil mi? Kestel'de öyle değil mi? Bursa'nın, Kestel'in köylerinde cenaze, düğün birlikte yapılmıyor mu? Ama bunlar kutuplaşmadan medet umuyorlar. Şimdi gelinen noktada 'E bizde yok yok...' Bizde hiç olmadı zaten. Ama bunun için komşuya balta çekmeyeceksin. Hacıhaliller köyünde AK Partili ile CHP'li birbirine baltayla saldırmıyor, Ankara'da da saldırmayacak.
Yargı kolları üzerinden seçim kazanmaya çalışmamaları gerekiyor. Türkiye'nin her meselesinde, her seferinde söylediğimiz gibi; iç cepheyi güçlendirmekte, savunma sanayisinde, Türkiye'nin dış politikasında... Hatta keşke mümkün olsa, bizim 12 sayfalık bu ekonomik krizden çıkış önerilerimizi bütün partilere götürdük, Sayın Erdoğan istiyorsa kendilerine de teklif ederiz, bunların hepsini söyleriz. Ama bu işteki beklentimiz 'düşman hukuku' yaklaşımının sona ermesidir.
Ne işi var Mustafa Bozbey'in içeride? 12 senelik bir şeyle Mustafa Bozbey'i içeri koyacaksın, efendim Ekrem İmamoğlu'nu İstanbul'u kazanma suçundan ya da gelecekte Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimalinden içeride tutacaksınız, ondan sonra 'Bizde yok yok'. İşin bu tarafını milletin takdirine sunuyorum.
Türkiye Cumhuriyeti'nde vatandaşın ihtiyacı olan her yerde Cumhuriyet Halk Partisi inisiyatif almaya, adım atmaya, görev yapmaya hazırdır. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partidir; sopayla, yargı sopasıyla dizayn ya da terbiye edemezsiniz. Baş veririz, boyun eğmeyiz! Ama el uzatan kimsenin elini havada bırakmadık, bırakmayız. Ama bunun için Türkiye'nin önünün açılması lazım.
Bozbey'e AKP'den teklif götüren kişinin kim olduğuna dair soruya Özel şu yanıtı verdi:
"Onu Sayın Bozbey, herhalde mahkemede savunması sırasında, kendi gerekli gördüğü zaman bu isimleri söyler. Ama mesela biz, tüm milletvekillerimize, tüm belediye başkanlarımıza Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçilme durumunda operasyon yapılmayacağına yönelik, bin yerinden, nasıl tehditler, şantajlar ve kirli tekliflerin geldiğini biliyoruz. Mustafa Bozbey de günü geldiğinde kendinden ilgili bu süreci netleştirecektir ve Bursa bunu o noktada duyacaktır."
Mansur Yavaş'ın son açıklamasına ilişkin gelen soru üzerine Özel şöyle yanıt verdi:
"Şimdi arkadaşlar, anayasa gereğince, seçimlerden 30 ay geçtikten ve bir yıl kalana kadar boşalan sandalyeler için ara seçim yapılır. Şu anda Türkiye'de Can Atalay'ın durumu bence görevindedir, ama hapiste tuttukları için 8 milletvekilliği boştur.
Hatay'da, Afyon'da, Kırıkkale'de, Adıyaman'da, Kocaeli'nde, İstanbul'da birinci bölgede seçim yapılmalıdır. Bu karar bir an önce alınmalıdır. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi'ne bu konunun bir an önce yerine getirilmesi gerektiğini söylüyorum ve bütün muhalefetin benimle aynı düşündüğünü 12 parti ziyaretimizden sonra yapılan açıklamalarda duydunuz.
Onlar, bu seçim bölgelerinin tamamında birinci oldukları halde, bu seçimden kaçıyorlar. Çünkü artık milletin desteğini kaybettiklerini görüyorlar. Ancak, bu 8 milletvekilliği için, son seçimlerde birinci parti oldukları halde, cesaret gösteremiyorlar. Bir kez bunu söylüyoruz. Bunun dışında, ilk 30 ayda yapılması için %5'i boşalsa (yani 30 milletvekili boşalsa) olurdu. Şimdi ona ihtiyaç yok. Ama ben son seçimlerde, son grup toplantısında şunu önerdim: Siz ara seçim yapmayı kabul edin. Eğer istiyorsanız, bu 8 yerde, fazlasından korkuyorsanız, ben razıyım 8 yerde de. Ama varsaınız, genişleterek, mesela nereye genişletebiliriz? Başta benim seçim bölgem Manisa'dan başlayabiliriz mesela. Ben bu özgüveni gösteriyorum.
Bursa'da Bozbey'i aldınız, birinci partiydiniz son seçimlerde, değil mi? Bizden çok milletvekiliniz var. Diyorum ki, Bursa'da da bir milletvekilliğini biz boşaltırız. Bursa'ya da sandık koyabiliriz mesela. 8'inde yapacağınız başka istediğiniz derlerse, 8 ana yasal zorunluluk zaten. Ama ben Bursa'ya koymaya, İstanbul 1. 2. bölgeye koymaya, bunun yanında örneğin Aydın'ı Bozbey gibi duramadı Aydın. Ya AK Parti'ye geç ya hapse git demişlerdi, AK Parti'ye geçti o. Ya AK Parti'ye katıl ya da Siveriye katıl diye. O Siveri'den korktun, AK Parti'ye geçti. Aydın'da da sandık koyarız mesela. Örneğin Zeydan Karaları iade etmiyorlar Adana'da. Adana'ya da sandık koyarız. Bunlar için birer milletvekili istifa ettirmeyi de ben üstleniyorum. Ve diyorum ki, hatta diyorsanız, mümkün olan en geniş çevrede yapalım bunu. Ben bırakın 22, 50'ye yakın milletvekilimi tek tek istifa ettiriyorum, bazı yerlerde yok çünkü milletvekilim. Her yerde yaptırıp en geniş ara seçime de varım. Yeter ki bu milletin sesini duyalım ve erken seçimin kapısını aralayalım. Nasıl diyorlar? Can Atalay'ı bugün salsınlar, 7 yetiyor. 7 milletvekili için, 6 yerde hemen yapalım. Ne kadar genişletmek istiyorlarsa, ben oradayım. Bursa'da da varım. Hodri meydan! AK Parti çok güveniyorsa, bak ben istifa ettiriyorum. Bir tane de istifa ettirebiliriz. Ama ben istifa ettireyim, Bursa'ya da sandığı koyalım, bir sonraki bölge olarak. Zaten ilk kendi seçim bölgemden başlayacağım. Böyle bir cesaret var mı, yok mu, onu soruyoruz. Bu kadar net"