Dünyanın yeni endişesi: 10 soruda maymun çiçeği

Şu ana kadar 13 ülkede görülen maymun çiçeği hastalığı, dünyanın gündemine oturdu. Hastalık hakkında merak edilenlerden biri hiç şüphesiz "Yeni bir salgın mı?" sorusu olurken yakın ve uzun süreli temasla bulaştığı için Covid-19 benzeri bir salgına yol açması beklenmiyor. İşte 10 soruda maymun çiçeği hastalığı...

Yayınlanma:
Güncelleme: 22 Mayıs 2022 14:24
Dünyanın yeni endişesi: 10 soruda maymun çiçeği

Maymun çiçeği hastalığı genelde 2-4 haftada kendiliğinden geçiyor, yakın ve uzun süreli temasla bulaştığı için Covid-19 benzeri bir salgına yol açması beklenmiyor. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) çatısı altındaki uzmanlar, şu ana kadar 13 ülkede görülen ve "Yeni bir salgına neden olur mu?" endişelerine yol açan maymun çiçeği virüsü hakkında kapsamlı bir çalışma yaptı.

Maymun çiçeği yeni bir hastalık mı?

20220522-5-05601598258444f70b6ac18b410c5c48b.jpg

Maymun çiçeği, yeni bir hastalık değil. 1958'de maymunlarda tespit edildikten sonra insanlarda ilk olgu 1970'te Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde görüldü. 1958'de araştırma laboratuvarındaki maymunlarda çiçek benzeri bir salgın yapınca farkına varılan hastalık bu nedenle "maymun çiçeği" adını aldı.

Afrika'da her yıl birkaç yüz vaka görülüyor

Başta Nijerya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti olmak üzere, Orta ve Batı Afrika'daki tropikal yağmur ormanlarının bulunduğu 11 ülkede görülen hastalığın sıklığı tam olarak bilinmiyor. Afrika'da her yıl birkaç yüz vaka olduğu tahmin ediliyor. Hastalık zaman zaman Afrika kıtasından enfekte hayvanlar veya insanlar aracılığıyla diğer kıtalara taşınıyor, fakat buralarda az sayıda insanın etkilendiği ve bölgesel vaka kümelenmeleri görülüyor.

Afrika dışındaki vakalardaki artış endişe yarattı

20220522-5-09cbca82d79fb409ea7ee37fd6ef7855f.jpg

Şimdiye kadar Afrika dışında görülen vakaların tamamının Afrika'dan gelen insanlar veya getirtilen kemirgenlerden kaynaklandığı biliniyordu. Ancak Afrika dışında tespit edilen vaka sayısı son bir hafta içinde, bugüne kadar Afrika dışında görülen toplam vaka sayısını aşacak kadar arttığı için Dünya Sağlık Örgütü ve bilim dünyasının dikkatini çekti.

Maymun çiçeği, çiçek virüsüne akraba bir DNA virüsü. Batı Afrika ve Orta Afrika (Kongo Havzası) olmak üzere iki alt tipi bulunuyor. Batı Afrika, Kongo türüne göre daha hafif seyirli hastalık yapıyor. Şu an genetik analizler tamamlanmamış olsa da Afrika dışında görülen vakaların Batı Afrika alt tipi olduğu öngörülüyor.

Bu hastalık nasıl bulaşıyor?

Adının aksine maymunlardan daha çok sincap, sıçan, fare gibi kemirgenlerde bulunan ve onlardan insana geçen hastalık, ayrıca enfekte insan veya virüsle kirlenmiş giysi, havlu, çarşaf gibi eşyalarla yakın temas sonucunda bulaşıyor. Virüs, sağlıklı kişilere, ciltte gözle görülemeyecek çatlaklar/çizikler, mukozalar (ağız, burun, göz) veya solunum sistemi aracılığıyla giriyor.

İnsandan insana bulaşmanın büyük solunum salgısı damlacıklarıyla olduğu düşünülüyor. Hastalığın uzak mesafelere gidemeyen büyük damlacıklarla bulaşması, yüz yüze, uzun süreli ve yakın temasla oluyor.

Hastalığın belirtileri nedir?

Maymun çiçeği, ateş, baş ağrısı, yorgunluk, yaygın vücut ağrıları, lenf bezlerinde şişlik ve cilt lezyonlarına (döküntü) neden oluyor. Lenf bezi şişliği, maymun çiçeğinin, çiçek, su çiçeği ve kızamıktan ayıran en önemli belirtisi. Yakınmalar, virüsle temastan ortalama 6-13 gün sonra ortaya çıkıyor.

İlk 5 gününde ateş, şiddetli baş ağrısı, lenf bezlerinde şişme, sırt ağrısı ve aşırı halsizlik yaşanan hastalıkta, ciltteki döküntüler de ateş başladıktan sonra 1-3 gün içinde görülüyor. Avuç içi, ayak, ağız içi, genital bölge ve gözlerdeki lezyonlar, kabuk bağlayıp düşmesiyle ortadan kalkıyor.

Kan örneği ile tanı konulamıyor

Maymun çiçeği hastalığından şüphelenilen durumlarda, belirti gösteren kişilerin son bir ay içinde riskli bölgelere seyahat edip etmedikleri ya da benzer belirtileri olanlarla yakın temasları olup olmadığının sorgulanması gerekiyor.

Kan örnekleriyle tanı konulamayan hastalık, kanda çok kısa süre kaldığı için PCR'la saptanamıyor. Antijen ve antikor testlerinin de daha önce uygulanan çiçek aşısı gibi nedenlerle her zaman doğru sonuç vermeyeceği düşünülüyor.

Hastalık şüphesinde lezyonlardan uygun şekilde ve gerekli güvenlik önlemleriyle alınıp paketlenen örneklerin "biyogüvenlik düzeyi 2 olan" labaratuvara gönderilmesi gerekiyor.

Maymun çiçeği hastalığı teyit edilen hayvan veya kişilerle temas edenlerin son temastan sonraki 21 gün boyunca belirti ve bulgular açısından izlenmesi gerekiyor.

Covid-19 kadar yayılması beklenmiyor

Net olmamakla birlikte maymun çiçeğinin Covid-19 gibi belirtisiz hastalık yapmadığı düşünülüyor.

Enfekte kişilerde belirtilerin ortaya çıkması, bu kişilerin fark edilmesini ve izolasyona alınmasını sağlayacağından, maymun çiçeğinin toplumda Covid-19 veya belirtisizken bulaşan diğer enfeksiyonlar kadar yayılması beklenmiyor.

Ölümcül bir hastalık mı?

Maymun çiçeği, genellikle 2-4 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşiyor. Ancak bağışıklığı baskılanmış kişilerde ve küçük çocuklarda ağır hastalık görülebiliyor.

Genel olarak hastalananlardan, çoğunluğunu küçük yaştaki çocukların oluşturduğu yüzde 3-6'sı kaybediliyor. Hastalığın Orta Afrika alt tipinde öldürücülük yüzde 11'e kadar çıkabilirken güncel vakalara neden olduğu düşünülen Batı Afrika alt tipinin öldürücülüğü, yüzde 1 gibi daha düşük oranda kalıyor.

Çiçek aşısı bu hastalığa karşı korur mu?

Bu hastalık için yaygın kullanılan bir ilaç bulunmasa da vakalar şimdiye kadar sidofovir, brinsidofovir gibi etken maddeli ilaçlarla kontrol altına alındı.

20220522-5-030fafd9b10904500a29ebe3023aada69.jpg

Dünya Sağlık Örgütü, Afrika'daki tecrübelerden yola çıkarak çiçek aşısının maymun çiçeğinden yüzde 85'e kadar koruma sağlayacağını bildirdi. Fakat çiçek aşısı, hastalığın dünya genelinde sonlanması nedeniyle 1980'den beri uygulanmıyor. Dolayısıyla şu an çiçek aşısı yapılanlar 40-50 yaş üzeri kişilerden oluşuyor. Aradan uzun süre geçmesi ise koruyuculuğun düzeyine ilişkin endişelere sebep oluyor.

Yeni bir salgına neden olur mu?

Maymun çiçeği hastalığının belirti ve bulgularının belirginliği, şu anki bilgilere göre belirtisiz enfeksiyon yapmaması, yakın ve uzun süreli temas ile bulaşması, bir DNA virüsü olduğundan daha az mutasyon geçirmesi ve kolay değişime uğrayarak yeni varyantlarının çıkmaması gibi faktörler nedeniyle Kovid-19 benzeri bir salgına yol açması beklenmiyor.

KAYNAK: Anadolu Ajansı