Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Türkiye'de yazmak laneti!

Sisifos, Yunan mitolojisinin en ünlü karakterlerinden biridir, bilirsiniz herhalde.
Zeus’un kirli sırlarını ifşa ettiği için gazabına uğrar. Daha pek çok nedenle diğer Tanrıların da öfkesini üzerine çekince yeraltı dünyasında cezalandırılır.
Her gün devasa bir kayayı bir tepeye çıkartacak.. Ama tam hedefe varacakken kaya elinden kurtulup aşağı yuvarlanacaktır.
Bu benzersiz metafor yüzyıllarca çeşitli yorumlara konu oldu. Kimileri güneşin doğuşu ve batışının simgelendiğini düşündü. Daha yakın çağlarda kimileri de “bilginin peşinde boşa çaba harcayan insan” yorumu yaptı.
Bana sorarsanız, Sisifos efsanesini her kim yarattıysa bugünkü Türkiye’yi tarif etti.
Dayanılır gibi değil.. Her sabah güne “Artık Murat Çalık ve Tayfun Kahraman’ı tahliye ederler" diye umutla başlıyorsunuz..
Ya da mesela “Aziz İhsan Aktaş davasındaki fahiş hatalar görmezden gelinemez” diye düşünüyorsunuz..
Heyhat!
O devasa kaya her günün sonunda aşağı yuvarlanıveriyor!
Kendi adıma her gün yazı yazmak da aynı şekilde, yeraltında böyle sonsuz işkenceye eş bir duygu uyandırıyor.
*. *. *
Daha kaç kere o kayayı tepeye taşımak zorundayız? Bu toplum gerçekleri ne zaman kavrayacak?
Cezaevinde ölüme terk edilenler için beş on kişinin dışında kimse sesini çıkarmayacak mı?
Sadece Aziz İhsan Aktaş davası ve duruşmada yaşananlar ortalığı ayağa kaldırmaya yetecekken, önce birkaç paylaşım.. Sonra bambaşka bir konuya zıplayıp iki gün de orada vırvır!!
Bir süre birlikte çalıştığım genç meslektaşım Fırat Fıstık davadan bir kesitle meseleyi anlattı:
Aziz İhsan Aktaş davasında tutuklu olan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar konuşma yapıyor. Davanın özeti gibi.
"Aziz ihsan Aktaş, Ceyhan Belediyesi’nden alacaklarına karşılık rüşvet verdiğini iddia etmiştir. Aktaş ve yakınlarının benim göreve geldiğim dönemde belediyeden aldığı hiçbir ihale olmadığı gibi, devamı da söz konusu olmamıştır. Aktaş fiyatı 4 milyon TL olan daireyi 20 milyon TL'ye aldığını söylemiştir. Aynı tarihte akrabalarının belediyeden alacağı 1,5 milyon TL’ydi. Bir insan 1,5 milyon TL alacağı için 20 milyon TL ödeme yapar mı? Sizin yorumunuza bırakıyorum"
Yoruma gerek var mı? Bir belediyeden 1 buçuk milyon tl alacağınız var. Ama bir türlü alamıyorsunuz. Bunun üzerine rüşvet niyetine 4 milyonluk daireyi 20 milyona alıyorsunuz..
Arkadaşlarım bilir. Para hesabım yüz kızartacak kadar kötüdür. Bu hesabın / iddianın çocukları güldüreceğini ben bile anladım!!
Geçiyorum.. Günlerdir yazılıp konuşuluyor. Hakkında yüzlerce yılı bulan hapis cezası talebi olan “çete reisi” Aziz İhsan Aktaş serbest. Ve yanında devletin verdiği korumalarla VİP girişten mahkemeye geçiyor. Onun, her biri fıkra gibi suçlamaları yüzünden insanlar tutuklu yargılanıyor.
*. *. *
Merdan Yanardağ’ın, Tele1’e çökmenin dışında neden tutuklu olduğunu çözebilen var mı?
Casusmuş!!
Peki İsmail Hünerlice neymiş?
Hazret son dönemin gözdelerinden İsmailağa Cemaati’ne mensup. Her konuda.. Elbette özellikle kadınlar aleyhinde sözleriyle meşhur.
İsrail ile ticarete dair görüşleri ise iktidarı aklayan boyuttan:
“Bazılarımız diyor ki, ‘vay efendim ülkemiz oraya niye malzeme gönderiyor?’ Yahu tamam da savaş durumunda bile İslam hukukumuz diyor ki, ‘vatandaşın suçu yok.’ Savaş yapıyorsan 50 bin kişiyle, orada 5 milyon insan var…
5 milyon insan açlıktan mı ölsün? İslam böyle bir şey yapmaz, insanları açlıktan öldürmez. Onun için ülkemizin oraya (İsrail’e) ürün göndermesine karşı değilim. Yahudi’ye silah gönderse, orada tamam.. Oturulur, tartışılır da..”
Gazze’deki çocukları açlıktan öldüren Netanyahu ile ticaret anlaşmasına itiraz yok. İsmail Hünerlice böyle buyuruyor.
Peki şimdi durup dururken neden ondan söz ettiğimi merak ettiyseniz söyleyeyim. Durup dururken değil.
Beyefendi Rojava için yürüyenler hakkında bir nevi “ölüm fetvası” verdi.
Askere emir verilmeliymiş. Askerimiz vatan haini kafirleri kurşun yağmuruna tutup öldürmeliymiş:
Askerim işi sıkı tutsun. Bunları canlı bırakmasınlar. Vur emrini versinler, hepsini öldürsünler gitsinler.
Vur askerim vur be! Allah cesaretlerini artırsın..”
Bu sözlerin toplumda kin ve nefrete yol açtığı için soruşturulması.. Hünerlice’nin tüm meslektaşlarıma, kardeşlerime reva görüldüğü gibi iki polis arasında Emniyet’e götürülmesi gerekmez mi!
Yok.. Bu bir soru değildi. Saray hukukunun karakterini bir kez daha vurgulamak için söylenmiş “etkisiz” ifadelerden biriydi.
“Etkisiz” diyorum. Zira Trump’ın dünyayı hiçe saydığı gibi buralarda da Erdoğan ve destekçileri bizi zerre kadar umursamıyor.
Bizlerden ancak toplumu, gazetecileri korkutmak için istifade ediyor.
Her seferinde birkaç gazeteciyi ya da sanatçı geçinen isimleri çemberin içine çekmeyi de başarıyor.
Yarın medya mahallesindeki son durum raporunda bir kısmını paylaşırım.
Bu akşam kayanın aşağıya yuvarlandığını unutup hayata yine umutla başlarsam tabii..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Kıyamet saatinin son ayarı

28 Ocak 2026 Çarşamba 09:02

Bir polemiğin perde arkası

27 Ocak 2026 Salı 09:09

İran savaşının eli kulağında!

26 Ocak 2026 Pazartesi 09:07

Örgütü Olmayan Örgüt Davası

23 Ocak 2026 Cuma 09:06

Hakan Fidan ABD'nin seçimi mi?

22 Ocak 2026 Perşembe 08:58

Ölümü "oyun" mu sanıyorsunuz?

20 Ocak 2026 Salı 09:06

Sustalınız yanınızda mı?

19 Ocak 2026 Pazartesi 09:12