Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Dün akşam Erzurum karıştı. Bir yan bakma olayından dolayı birbirini yaralayan kişiler yüzünden kavga çıktı. Bir anda halk sokağa döküldü. Niye biliyor musunuz; “Suriyeliler muşta ile bir Erzurumlu gencin gözünü çıkardı” söylentisi yüzünden. Aslında olayın Suriyelilerle ilgisi yoktu. Ama toplum barut fıçısı. Hala bu ülkeyi sözde yönettiklerini ilan edenler; “Ensar-Muhacir” gibi akıl almaz safsatalarla sorgulama yeteneği sınırlı halk kesimlerini aldatmaya devam ediyorlar. Bakın bu iş başımıza çok büyük belalar açacak.

Halk TV Türkiye Nereye programının bu hafta Perşembe ve Cumartesi günü iki önemli konuğu vardı. İlki; Genelkurmay İstihbarat Eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’di. Pekin açıkça şunları söyledi; “Bu ülkede kısa dönemde bir kaos ve çatışma ortamı yaratılması planlanıyor. IŞİD Türkiye’yi yeni mücadele alanı olarak seçti. Ve bu konuda sokağa döküp çatışmaların başlangıç noktası olarak seçtikleri grup Suriyelilerdir. Ve bu grup sistem ve rejimi değiştirmek için başlatılacak bir çatışmada kullanılabilir”.

Cumartesi günkü konuğum Türkiye’de siyasetin derinliği ve stratejisi üzerinde kafa yoran önemli isimlerden biri İyi Parti İstanbul milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ’dı. Özdağ’a sorum şuydu; “Türkiye’yi bir barut fıçısına çeviren bu Suriyelileri AKP neden ısrarla Türkiye’de tutmaya çalışıyor ve onları koruyup kollamaya devam ediyor. Bunların sayıları ve kimlikleri belli mi”.

Ümit Özdağ’ın yanıtı aynen şöyleydi; “AKP içindeki önemli bir isim bana bir şeyler anlattı. Ama adını veremem. AKP’li bir yöneticiye göre; partilerinin ‘Selefi’ olduğu belirtilen bir kanadı Suriye’den gelen sayıları oldukça kalabalık bir cihatçı Selefi grubu hayalleri ve rüyaları uğruna Türkiye’de kullanmak istiyor. Ve bunun hazırlıkları yapılıyor. Suriyelilerin hükümete göre sayıları 3 milyon 600 bin. Gerçek rakam 5 milyon 300 bin. 1 milyon 700 bin civarında kayıtsız Suriyeli ve 1 milyona yakın çoğu Afganistan’dan gelen sorgulanmayan mülteci gruplar önümüzdeki dönem Türkiye’deki iç çatışmalarda rol oynayacak”.

Ve o gece çok acı bir iddia daha vardı; “Pakistan cihatçı saldırılar sonucunda Afganistanlaştı. Türkiye’de bu yöntem ve bu gizli kalkan altında tutulan cihatçı grupla Suriye’ye dönecek.”

Daha ne desinler…!

Ne söylesinler…!

Dua edin ki bunlar doğru çıkmasın…!

AKP’nin içindeki “Selefi” kanadın rüyası için göz göre göre bu ülkeyi bir avuç Suriyeli çapulcu iç savaşa mı sürükleyecek yani…!

Çıksın birisi bu böyle değil desin lütfen…!

Bakın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önce Suriyelileri sığınmacı kamplara göndereceklerini başta İstanbul olmak üzere kayıtsız bir tek sığınmacının veya Suriyelinin bu illerde barınamayacağını söyledi. Ama daha 24 saat geçmeden birden bire bir yüksek irade devreye girdi ve Bakan Soylu’ya söylediklerini geri aldırttı. Süleyman Soylu dün de şöyle konuştu;

Son günlerde özellikle İstanbul üzerinden yürütülen bu konu tamamen düzensiz ve kaçak göç ile ilgili yürütülen bir konudur. Geçici koruma statüsündeki hiçbir Suriyelinin, uluslararası koruma statüsüyle ülkemizde bulunan bir yabancının veya ikamet izniyle ülkemizde bulunan bir kişinin sınır dışı edilmesi gibi bir durum asla söz konusu değildir, kabul edilebilir değildir. Bunu yapabilecek kabiliyete ve hakka da sahip değiliz. Ne böyle bir isteğimiz ne böyle bir eylemimiz var''.

Şimdi sorulacak soru şu;

Kim ya da kimler; Bakan Soylu’nun illerdeki kayıtsız Suriyelileri , diğer isimlerini ve sayılarını bilemediğimiz sığınmacıları mülteci kampına geri gönderecekleri sözünden rahatsız oldu. Kim ya da kimler Bakan Soylu’nun deyim yerindeyse ‘kendini yalanlamasını’  istedi. Kim ya da kimler hangi amaçla ve hangi hedefle ısrarla ve inatla kayıtsız ve kontrolsüz bir Suriyeli nüfusun ve profesyonel sığınmacıların illerde tutulmasını istiyor. İstanbul’da kayıtsız durumda Suriyeliler dışında kimler ikamet ediyor. Suriye-Mısır-Suudi Arabistan kökenli ‘Müslüman Kardeşler’ yöneticilerinin İstanbul’da lüks oteller ve özel konutlarda tutulduğu doğru mu. Bakan Soylu’nun ilk söylemiyle radikal dinci ve cihatçı Suriyelilerin yanında bunların da sınır dışı edilebileceğinden mi korkuldu.”

Bakın buradan söylüyorum…!

İktidarın içindeki Ümit Özdağ’ın deyimiyle “Selefi Grup”; eğer Suriyeliler üzerinden ülkede rejimin ve sistemin bir çatışma yolu ile değiştirilebileceğini hesaplıyorsa bu tarihi bir yanılgı olur. Hepimiz bunun bedelini çok ağır öderiz.

Yok eğer böyle bir niyet yoksa soru şu;

“6 yılda 40 milyar dolar para harcadığınızı iddia ettiğiniz 5 milyon 300 bin Suriyeliyi ve adını sanını bilmediğimiz 1 milyon profesyonel mülteciyi ülkede kim-niye tutuyor kardeşim…?”

Bu yazı toplam 6466 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »