Ayşenur Arslan
Saray'dan bildiriyorum!
Olamaz mı? Saray’dan bildiremez miyim!! Belki reddetmeyeceğim bir teklif aldım ve Saray’ın çay ocağını işleteceğim. Ta TRT’den bu yana gönlümde filizlenen projeyi hayata geçireceğim.
Şaka bir yana, çay ocağı gerçeğiyle ilk kez TRT Haber’de çalışmaya başlayınca karşılaştım.
Her gün küçük plastik pullardan bir miktar alır, masaya her çay bardağı konduğunda tepsiye bir pul atardık. Gün sonunda göz kamaştıran bir kazanç demekti bu. Bir süre sonra öğrendim ki, çay ocağını haber merkezinin başındaki isimlerden birinin yakını işletiyordu!!
Neyse, Saray’da işe alındığım yok elbette. Ama içerden ve kısmen dışardan taze havadislerim var.
Hepsinin de seçim hazırlıklarının başladığına dair işaretler olduğu açık. Yani duyumlar falan olmasa da tahmin etmek çok zor değil. Yine de ayrıntılar ve genel olarak seçim stratejisi ilginç ve önemli!
* Öncelikle Erdoğan ve çekirdek ekibi bu seçimlere de onunla girmek konusunda kararlı. Bilal Bey formülü tutacak gibi görünmeyince rafa kalkmış. Reis son bir kez denenecekmiş.
* Biliyorsunuzdur, Erdoğan her düştüğünde önce çevresindekileri suçlar. Yine aynı senaryo sahnede. Kabine değişikliği haberleri de bu yüzden -yandaş medya dahil- revaçta.
* ‘Bunu biliyoruz’ diyeceksiniz. Peki yerlerine kimlerin geleceğini.. Yani seçim kabinesinin nasıl oluşturulacağını.. Çerçevenin nasıl çizileceğini biliyor musunuz? Kulisler biliyor, konuşuyor!!
* Kulislerde söylenen özetle şu: Bit pazarına nur yağacak… Seçmen sandığa giderken kabineye bakıp, AKP’nin kuruluş yıllarını ve ekonomik açıdan görece güzel günleri hatırlayacak.
* Her ‘eski’den söz etmiyoruz elbette. Git deyince giden, gel deyince gelen.. Gönderilirken mızmızlanmayan.. Her durumda Reis’e bağlılıktan ayrılmayan isimlerden söz ediyoruz.
* Bu hazırlıkların yanı sıra, Şamil Tayyar’ın dilinden düşürmediği ifadeyle ‘MİLLETVEKİLİ BORSASI’ da faaliyette olacak. Cihada.. Pardon seçime çağırılan vekiller artık topuk selamı mı çakar, gözyaşı mı döker.. Hizmetlerinin karşılığına bağlı! Ama bir umut, Anayasa -bir kez daha Erdoğan için- değiştirilecekse o selam duran eller çok lazım.
*. *. *
Bu süreçte Yeni Şafak gazetesine gösterilen teveccüh de bu stratejinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Gözden kaçmış olabilir, gazete yılın ilk haftasında neredeyse bir yıllık hasılatı kasaya attı. Kamu ilanlarıyla şişip kimbilir kaç kilo tutan, üç “gazete ekini” okuyucusuna verdi. Yetmedi Erdoğan yılın ilk yazısını Yeni Şafak için yazdı-rttı.
Peki ne demek bu?
Erdoğan, Sabah, Hürriyet, Türkiye gibi gazeteler yerine, bu cömert hediyeyi neden Yeni Şafak’a vermişti. Üstelik daha yeni, faizler üstünden Maliye Bakanı’nı, ama elbette Saray’ı günlerce manşetten vurmuşken.
Kulislere göre, bu seçimin nedeni, Yeni Şafak’ın “sonradan” değil daha çıkışından itibaren İslamcı çizgisini muhafaza etmesi.. Aynı zamanda malum tarikatlardan uzakta, geleneksel bir çizgide durması.
Bilmiyorum, “bu da AKP’nin normalleşmesi” mi dersiniz.. Ancak, gazetenin faiz konusundaki çıkışıyla Anadolu / AKP sermayesinin sesi olması böyle yorumlanabilir sanki!
Öte yandan, piyasanın nabzı demek olan Kapalıçarşı’nın son dönem dalga dalga operasyonlardan fazlasıyla bezdiğini ve bunu artık yüksek sesle dile getirdiğini de eklemek lazım. Özellikle mala, mülke, paraya el koymalar isyan ettirmiş!
Erdoğan, bu vahim tabloyu nasıl değiştirecek, herhalde kendisi de bilmiyordur.
Gerçi “sahiden Saray’dan bildiren” Abdülkadir Selvi, önce ekonominin düzeltilmesi gerektiğini duymuş. Nasılını bilmese de zamanlamasını yazmış:
“2026’da erken seçim yok. 2027’nin son dönemi güçlü bir ihtimal olarak duruyor. 2028’in başına kalır mı, ondan emin değilim. Erken seçim için milletvekili sayısı önemli ama seçimi kazanmak için ekonominin düzelmesi gerekiyor. O nedenle 2027 ekonomide şahlanış yılı olacak. Asgari ücretli, emekli ve memur refah artışından yararlanacak.”
İnsan sevinir elbette. Son 10 yıldır şahlanmayı bekleyenler “tamam, vakit bu vakitmiş” diyecektir de.. Asgari ücretin nasıl / ne zaman / hangi kaynaklarla açlık sınırının üstüne çıkacağını da söylese iyiymiş.
Belki, varlığını Erdoğan’ın varlığına borçlu AKP zengini holdinglere “eliniz taşın altına sokun” denecek.. Belki değil kesinlikle elde satılmamış ne kaldıysa satışa çıkartılacak..
Sonra..
Operasyonlara biraz fren.. Emekliye göz boyamaca, zam taklidi yapan artış.. Belki, Trump’tan izin çıkarsa bir sınır ötesi harekat.. Şuradan buradan petrol ve doğalgaz müjdesi.. Bir de her seçimin klasiği “açık oy gizli tasnif” ile yaratılan mucize!!!
Unutmadan söyleyeyim, Abdülkadir Selvi iyi bir haber daha veriyor. Milletvekili transferleri başta da yazdığım üzere, devam edecekmiş.
Selvi açıktan söylemiyor ama ima ediyor: DEM Erdoğan’ın seçim paketinden çıktı çıkacak gibiymiş!