Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Öcalan'ın statü sorunu

Son bir yılda gündemi belirlemeyi başaran MHP lideri Bahçeli yeni bir başlık açtı: Öcalan’ın statü sorunu!

'Terörsüz Türkiye' hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK'nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK'yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır.

Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir, o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? 'Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.”

Bahçeli statü sorunu derken ne kastediyordu, beklentisi neydi?

Yanıt hızla, DEM eş genel başkanı Tülay Hatimoğulları’ndan geldi:

“Kalıcı bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı.”

Yani önümüzdeki süreçte ne yaşanırsa yaşansın, Öcalan’ın bundan zarar görmeyecek bir hukuki güvenceye sahip olması gerekiyordu. Ve buna dair yasal düzenleme de en kısa sürede gerçekleşmeliydi.

*. *. *

Her kesimin dilinin altında bir bakla olduğunu biliyoruz. DEM Öcalan için günümüz koşullarında mümkün olabilecek en özgür, en güvenli statüyü talep edecek elbette. Ya iktidar? AKP?

AKP adına baklayı çıkartan Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş oldu:

“Her zaman diliminde mücadelemizi genişletmek bizim için önemli. Bizi kim güçlendirecekse onunla birlikte yürürüz. Çok geniş bir kadroyla işi yürütüyoruz. Zaman zaman yeni gelişmeler olur mu? Bunu gözlemleyeceğiz. DEM Parti özelinde soruyorsanız, bunun şeklinin nereye varacağı zaman içerisinde görülmesi gerek.”

Açık sözlülük diye ben buna derim. “BİZİ KİM GÜÇLENDİRECEKSE ONUNLA YÜRÜRÜZ” diyor AKP yöneticisi.

Bunu da zamana bırakacaklarmış.

Zaman” hiç kuşkunuz olmasın, Erdoğan’ın kafasındaki seçim takvimine göre belirlenecek. Bunda sürecin seçmene nasıl anlatılacağına ilişkin kaygıların da etkisi var. Zira Erdoğan, başından bu yana geride duruyor.. Bahçeli gibi partiyi küçültme pahasına Öcalan’a “PKK’nın kurucu önderi” demeye dili varmıyor. Ama belki sandığa giderken seçmenin kulağına fısıldayacaklar: “Hele bir seçimi kazanalım bütün bunları dert etmenize gerek olmadığını göreceksiniz” diyecekler.

Daha önce hem süreçlerde hem de dışardaki muhtelif gerilimlerde gördüğümüz üzere, Saray’ın sırtında yumurta küfesi olsa da mühim değil. İşine gelmediği anda yere bırakıverir.

Yine de o vakte kadar, özellikle Bahçeli her fırsatta hatırlattığı için “bir şeyler” yapmak ya da yapıyor görünmek lazım tabii.

Erdoğan’ın da kendisinden haber alma ayrıcalığına sahip NTV’ye göre, Öcalan’ın en sevdiği tanımla “entegrasyon” için çalışmalar başlamış:

“PKK’lıların ‘entegrasyonu’ yani ‘eve dönüşleri’ için ‘müstakil’ ve ‘geçici’ bir kanun teklifi üzerinde çalışılıyor. Kurmaylar düzenleme için KOD kanun nitelendirmesinde bulunuyor. Düzenlemeye göre, PKK’lılar silah kullanmış, kullan-mamış, gibi tek tek tarif edilecek, suçun biçimi, ağırlığı, etkisi gibi tanımlar düzenlemede yer alacak. PKK’lıların eve dönüşleri için hafif suçlardan ağır suçlara doğru yol alınacak. Kurmaylar, kesinlikle genel bir tarif olmayacağına vurgu yapıyor.

Yenilenmesi planlanan ceza infaz düzenlemesinde suç ayrımı yapmadan, “Koşullu salıvermeden yararlanamaz” ifadesinin kaldırılması da planlanıyor. Bu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların umut hakkından faydalanmasının önünü açıyor.”

NTV’nin haberine bakılırsa Öcalan’ın statü sorunu için henüz bir çalışma yok.

Ankara kulislerine bakılırsa da, henüz açıklanmayan bir formül çantada bekliyor. Buna göre DEM parti adını değiştirecek, geçmişte eşbaşkanlık getirdikleri gibi, bu kez Öcalan’a partide “özel bir unvan” verilerek hukuki güvence yerine geçmese de “MEŞRUİYET” tanınacak..

Formüller tartışıladursun, Öcalan’ın statüsü şimdilik belirsiz.

Koşulları içinse şimdiden bir düzenleme öngörülmüş gibi:

“• İmralı’dan ayrılmayacak.

“• Ancak Ada’da kendisine tahsis edilmiş bir eve geçecek.”

“• Başta DEM partililer olmak üzere ziyaretlere daha kolay izin verilecek.”

* * *

Bir yanım, “Her fırsatta yazmasan da olur” diyor.

Ama olmuyor.

“• Adalet Bakanı Gürlek Silivri’deki tutukluların haberleşme özgürlüklerine ve avukat görüşlerine kısıtlamalar getirmeye hazırlanırken..”

“• Birinci yılını doldurmaya yaklaşan İBB davalarında delil bulunamayınca casusluk gibi yeni dosyalar açılırken..”

“• İktidar bütün bileşenleriyle laikliğe karşı saldırıya geçmişken..”

“• Gazeteci arkadaşlarımız, izah etmeye tenezzül bile etmedikleri suçlamalarla hücreye atılırken..”

AKP’lileri geçtim ama özgürlük arayışındaki DEM’liler utanıp sıkılmayacak mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Onlar iyi de çevreleri kötü!

24 Şubat 2026 Salı 09:13

Saray'ın hayalleri ve gerçekleri

23 Şubat 2026 Pazartesi 08:53

Gazeteciliğe Yeni Tarif! "Fiili İstibdat"

21 Şubat 2026 Cumartesi 09:08

İçeride ve dışarıda gergin bekleyiş

19 Şubat 2026 Perşembe 09:43

Adalette özelleştirme!

18 Şubat 2026 Çarşamba 09:24

Münih'te çanak çömlek patladı!

16 Şubat 2026 Pazartesi 11:12

Prens'e Sunulan Kız Tuğlayı Çekince

14 Şubat 2026 Cumartesi 09:24

11 Şubat Adalet Bayramı olsun!!!

13 Şubat 2026 Cuma 09:09