Mustafa K. Erdemol

Mustafa K. Erdemol

Ne yaptınız çocuklar?
O Nazi Selamı var ya?

İstanbul'da yapılan liselerarası futbol müsabakası sırasında Üsküdar Amerikan Lisesi taraftarlarının rakip takım Ulus Özel Musevi Lisesi oyuncularına karşı gol sevinçlerini 'nazi selamı' ile göstermeleri çok can sıkıcı tabii ki. İnsanlığın acılı geçmişindeki en sevimsiz ritüeli spor alanları gibi “en insani rekabet”in sergilendiği yerlerde görmek çok kötü gerçekten.

Taraftarların yaptıklarını çocukluklarına verelim biz en iyisi, affetmemiz de kolay olur böylelikle. O çocuklar, ileride umarım öğrenirler, henüz bilmiyorlar ama verdikleri o nazi selamı, başta Yahudiler olmak üzere insanlığın kolektif hafızasında son derece korkunç anılarla yer edinmiş, insanlık tarihinin en alçak, en iğrenç rejimlerinden birinin ritüellerindendir. Nazi Almanyasında Yahudiler, Çingeneler, LGBT bireyleri, özürlüler sistematik olarak ortadan kaldırılırken nazi alçakların birbirlerine işte bu selamla seslendiklerini duydular son olarak.

Faşist uydurması

İtalyan faşistlerinin, Alman nazilerinin, İspanyol falanjistlerinin kullandıkları bu selam, üstün ırk ideolojisinin köklerinin antik Roma’ya kadar gittiği palavrasını içerir. Çünkü “binlerce yıldır biz üstün ırk savunucularının selamıdır” demeyi çok severlerdi faşistler. Oysa selamın antik Roma’ya ilgisi falan yoktur.

Amerikan Lisesinde okuduklarına göre İngilizce biliyordur o çocuklar, o nedenle onlara bir kitap önereyim. O (umuyorum) bilinçsizce yaptıkları Hitler selamının tarihçesini bilmelerinde fayda var. Martin M. Winker’in The Roman Salute adlı kitabı iyi bir kaynaktır. Bu kitaptan öğreneceklerinden biri de işte o İtalyan faşistlerinin, Alman nazilerinin, İspanyol falanjistlerinin kendi uluslarıyla bu selam arasında kurdukları bağın gerçek olmadığıdır. Neden önemli? Şundan; her şeyleri yalan faşistlerin. Selamları bile. Bu selamın antik Roma’da ortaya çıktığı fikrini ortaklaşa geliştirdiler faşistler, naziler, falanjistler. Winkler'in antik Roma anlatıları ile askeri selam tasvirleri üzerine yaptığı kapsamlı araştırma, sözde "Roma selamı"nın var olduğuna dair hiçbir kanıt ortaya koymaz.

İtalya faşitlerinin lideri Benito Mussolini, İtalya’yı antik Roma dönemindeki ihtişamına kavuşturacağı sözünü vermemiş miydi? Bunun başlangıcı sayılan o selamın Antik Roma’dan geldiği uydurması onun marifetidir. Alman nazi lideri Hitler de aynı selama Alman yorumu getirmişti tabii. Selamın Alman kökeni olduğunu da, Alman Protestan din adamı Martin Luther’in taraftarlarınca bu selamla karşılandığını iddia ederek “kanıtlamıştı”. Luther’in bu tür bir selamla karşılaştığına dair de kanıt yoktur. Hitler biraz da selamın Romalı olmasını kabul edemediğinden başvurmuştur bu tür bir uydurmaya. Faşistlerin kendi gibi beyinsizleri avladıkları selama Üsküdar’da yakalanmak da ne oluyor?

Yerli/milli onca sembol varken

Şimdi “biz sandığın gibi çocuk değiliz, kökeni ne olursa olsun faşistlerin kullandığı anlamda bile isteye kullandık o selamı” diyebilir tabii o çocuklar. Ama gerçekten öyleyse büyük sersemlik etmiş olurlar tabii. Faşistler bu çocukların "nazi selamı "kullanmasından hoşlanmazlardı. Çünkü Üsküdar Amerikan Lisesinin çocukları da muhtemelen faşistlerin üstün ırk kabul ettikleri Töton ırkından değiller. Faşistler bu selamı sadece üstün ırk mensuplarının kullanması gerektiğine inanırlardı. Öyle olduklarına inandığımdan değil ama kendilerini “üstün ırk” mensubu gibi görüyorsa o liseliler, “yerli/milli” semboller bulmalılar. Elin ritüeliyle “üstün ırk” savunuculuğu mu yapılır?

Hangisi faşist?

Üsküdar Amerikan Lisesinden o çocuklar tabii ki faşist değiller. İşte bu nedenle durum çok ama çok daha vahim. Faşist olanla olmayanı nasıl ayıracağız peki, faşist olmayanlar da böyle yaparsa? İnsanlığın karşılaştığı en aşağılık rejimin sembollerinden birini görünmez hale getirdiklerinin farkında değil o çocuklar.

Oysa duyarlı insanlar bu konuda ne kadar dikkatlidirler. Örneğin ABD’de, nazilerden çok çok önce kullanılan, onlarınkine tıpatıp benzeyen “Bellamy Selamı” vardı bir zamanlar. 1892 yılında ABD’de Bağlılık Yemini kampanyası sırasında böyle selamlarlardı birbirlerini gençler. Ne zamanki naziler de kullanmaya başladı, bu utanca ortak olmamak için artık kullanmaz oldular. ABD Kongresi 22 Aralık 1942'de Bayrak Kanunu'nda bir değişiklik yaparak Bağlılık Yemini'nin "sağ el kalbin üzerinde duracak şekilde" okunmasını kararlaştırdı. Bellamy selamı hızla hafızalardan silindi.

Çünkü "nazi selamı" kibrin, insan sevmezliğin, işkencenin, vahşetin sembolüydü. Şaka ya da rakibi incitmek için de kullanılacak türden bir selam değil yani. Winker’in kitabını mutlaka okusunlar isterim o “çocuklar”.

yeni-proje-28.png

“Çocukların“ yaptığı densizlikten rahatsızlık duyduğunu açıklayan Üsküdar Amerikan Lisesi öğretmenlerine de nacizane bir önerim var. O çocuklara August Landmesser’i anlatsınlar. Landmesser, 1936 yılında çalıştığı Hamburg'daki bir tersanede yeni bir Nazi donanma gemisi denize indirilirken nazi selamı veren yüzlerce kişi arasında o selamı vermeyen tek “iyi insandı”. Katıksız bir Alman olan Landmesser, bir Yahudi kızına aşıktı çünkü. Sevgilisinin ulusuna yapılanlara itirazı vardı. Akıbetinin ne olduğu halen bilinmez. Ama tarih o" nazi selamı "veren alçakları değil, Landmesser’i yazar.

Yani sevgili öğretmenler, o çocuklara tarihte nasıl iyi yer alacaklarını öğretin. Kalplerinin üzerine ellerini koyarak selam vermeyi de.

Onlar çocuk ama siz değilsiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mustafa K. Erdemol Arşivi