Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Muhalefet Yetersiz Mi?

Odanın sıcaklığı 20’li derecelerde. Sehpada kahvem, soğumadan içmemi bekliyor. Kucağımda tablet..
tereddüt ediyorum, yazıya nereden başlamalı? Daha doğrusu ne yazmalı?

İran çok yazıldı.. Trump iğnelemeleri de bıktırdı..

Derken zihnimde nicedir filizlenen fikri yazmaya karar veriyorum:

“Muhalefet aktif biçimde mücadele edemiyor.. Kitleleri harekete geçiremiyor..”

İtiraf edeyim, böyle yazılara çok imreniyorum. İleride bir gün ben de yazarım belki..

Tam tarif ettiğim gibi oda sıcaklığında bir analiz.

Tarihi boşver. Toplumu denklemin dışına at. Din adına dayatılanları görmezden gel. Faturayı da, oyunu bugüne kadar görülmedik bir düzeye çıkartan muhalefete kes.

Neymiş! Kitleleri ayağa kaldıramıyormuş!

Bu ülke dünyada benzeri olmayan bir savaş için ayağa kalktı. “Benzeri olmayan” ifadesini güzelleme niyetine okumayın lütfen. İç savaş değildi yaşananlar. Bugünün Trump’ı gibi bir delinin saldırısı da değildi. Bildiğiniz yedi düvelin topraklarımızdan parçalar kopartmaya koştuğu acayip bir kuşatmaydı.

İşte o imkansız tabloda Mustafa Kemal öne çıktı. Anadolu insanını harekete geçirdi. Ülkeyi işgalden kurtarıp, üstüne bir de cumhuriyet ile taçlandırdı.

Sonrasını hep birlikte yaşadık. 1950’lerden itibaren sağ iktidarlar. O iktidarların sürebilmesi için aşiretlere, tarikatlara verilen tavizler.

Yoksulluğun erdem olduğuna inananlar.. Acılara neden olanları Allah’a havale edenlerle yepyeni bir döneme açıldı kapılarımız.

*. *. *

Şu son cümleye bir daha dönmek istiyorum.

Sosyoloji adına belki de en sarsıcı tespittir “Allah’a havale edilmesi”.

Düşünün; haksızlığa uğruyorsunuz, canınızı yakıyorlar, bir dilim ekmeğe muhtaç ediyorlar… Daha neler neler..

Ve siz, bunlara karşı mücadele edeceğinize, sebep olan kimse, Allah’a havale ediyorsunuz. Hesabı öte dünyaya bırakıyorsunuz. Umudunuz o: Allah düşmanlarınızı kahredecek. İntikamınızı alacak. Sizi cennetine zenginlerden önce alacak. Bu dünyada paranız da yol yordam gösteren de olmadığı için, hasta çocuğunuzu tedavi ettiremeyince umut yine öte dünyaya kalıyor.

Sosyal medyadaki videolara denk gelmişsinizdir mutlaka..

Birileri Dubai alışverişlerini sergiliyor. Birileri de “hayalini” sorduklarında peynir, yumurta, sucuk diye kahvaltılıkları sıralıyor.

Bunun adı yoksulluk değil artık.

Zaten TÜRK İŞ açıkladı: (Yoksulluk değil) açlık sınırı 31 bin lirayı geçti.

O sınırın altındakiler, emekliler çok kızgın.

Kızgın da ne yapıyor? En fazla Özgür Özel’in mitingine gidiyor. İki bağırıp yüreğinin ateşini soğutuyor.
Kırk yılın başı Gazze için dışarı çıkıyor,

Murat Çalık ya da Tayfun Kahraman için üzülse de, arada Saray kalemşörlerine de kulak verip “bakalım mahkeme ne karar verecek” deyip geçiyor.

*. *. *

Önce kabahatin payınıza düşen kısmını üstlenin.

Her sıkıntısını Allah’a havale ederek.. Her şeye şükrederek ezilmeye razı olanların payını da bir kenara yazın..

Sonra muhalefete çemkirin.

Siyasal islamcılar uzun yıllar askeri vesayet şikayetinin rantını yedi!

Bugünse vesayetin adı siyasal islam oldu.

70’li yıllardan, Şerif Mardin’in yönettiği bir toplumsal kimlik araştırması hatırlıyorum.

Katılımcılara “kendilerini asıl tanımladıkları” sorulmuştu.

İlk sırada “Türk”, ikinci sırada “işçi” yanıtı gelmişti.

Araştırma bugün yapılsa birinci sırada hangi yanıtın geleceğini biliyoruz. Elbette inancın öne çıkmasında yadırganacak bir şey yok. Ancak bunun toplumsal kimlik olarak benimsenip ifade edilmesi, sınıfsal ya da etnik kimliklerin neredeyse “tehlikeli” görülüp şeytanlaştırılması basbayağı yadırganmalı.

Özellikle sınıf kavramı ve bilincinin yok edilmesinin ülkeyi ne hallere getirdiği de görülmeli.

Eğer asgari ücret için cumhurbaşkanının ağzından çıkacak iki cümleye bakılıyorsa orada ne hak, hukuk ne de refah olur.

Yaşadıklarımızın özeti de işte bundan öte değildir!

O yüzden muhalefete yüklenmek yerine, her neredeysek orada muhalefeti örgütlemek ve haklarımızı almak zorundayız.

Mümkün mü?

Elbette. Zira miting için sokağa çıktığınızda hayat size çok şey öğretir. Her şeyden önce de korkmamayı.. Hesap için öte dünyayı beklememek gerektiğini!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Türkiye'de yazmak laneti!

29 Ocak 2026 Perşembe 09:23

Kıyamet saatinin son ayarı

28 Ocak 2026 Çarşamba 09:02

Bir polemiğin perde arkası

27 Ocak 2026 Salı 09:09

İran savaşının eli kulağında!

26 Ocak 2026 Pazartesi 09:07

Örgütü Olmayan Örgüt Davası

23 Ocak 2026 Cuma 09:06

Hakan Fidan ABD'nin seçimi mi?

22 Ocak 2026 Perşembe 08:58

Ölümü "oyun" mu sanıyorsunuz?

20 Ocak 2026 Salı 09:06