Futbolun Beşiktaş'a nasıl adaletsiz davrandığını açıkladı

Beşiktaş, oyunun hâkimi olduğu, sabrın sınandığı ve futbolun adaletle inatla boğuştuğu bir 90 dakikanın sonunda Konyaspor’u 2-1 mağlup etti.
Direklerin dur demesine, kaçan fırsatlara ve rakibin pusuda bekleyen oyuna rağmen siyah-beyazlılar vazgeçmedi; ısrar etti, zorladı ve sonunda futbolun o değişmeyen kuralını sahaya yazdı; İstersen başarırsın.

Beşiktaş kazanma isteğini hakemin başlama düdüğüyle sahaya yansıttı. İlk yarı, yeşil zeminde tek bir irade vardı.
Top siyah-beyazdı, oyun siyah-beyazdı, hatta kader bile bir anlığına öyle sanıldı.
Siyah-beyazlılar hırslı, organize ve ataktı.
Salih, Ceryn ve Orkun'dan oluşan orta saha ipleri eline alıp, oyunu istediği gibi yönetti.
Beşiktaş her alanda Konyaspor'a ağır bastı. Çok baskı kurdu, önemli pozisyonlar kaçırdı.
Ama sonra…
Futbolun o meşhur adaletsizliği sahne aldı.
23. dakika… O ana kadar sahasından çıkmayan, oyunu değil zamanı oynayan Konyaspor, ilk atağında, ilk şutunda Deniz Türüç’le öne geçti.
İşte futbol budur.
Bir taraf yazıyı yazar, diğer taraf imzayı atar.
Beşiktaş bu gole 10 dakika sonra Cerny ile cevap verdi.
Ama ilk yarı bittiğinde skor tabelasındaki eşitlikten çok,
Orkun’un ve Cengiz’in direkte patlayan şutları, Toure ile Cengiz’in kaçan fırsatları akıllarda kaldı.
Beşiktaş'ın istatistiklere yansıyan açık üstünlüğü tabelaya yansımadı.
Futbolun demiri vardır ama adaleti yoktur. Adaletsiz ortamda da sadece gol konuşur.

İkinci yarı kıran kırana başladı.
Sahada nefes nefese bir mücadele vardı.
Baskı Beşiktaş’tandı,
tehdit ise Konyaspor’dan geldi.
Konuk ekip, oyunu akılla değil, fırsat kollayarak oynadı.
Ve o fırsatlar Muleka’nın ayağında iki kez ölümcül bir cümleye dönüştü.
İşte orada Ersin çıktı sahneye.
Kalecilik denen mesleğin aslında bir itiraz sanatı olduğunu hatırlattı herkese.
“Hayır” dedi gole,
“Henüz değil” dedi yazgıya.
İki hamle, iki refleks, iki isyan…
Beşiktaş’ı oyunda tutan, tabeladan çok kalecinin vicdanı oldu.
Futbolun yazılı olmayan bir kuralı daha var.
Atamayana atarlar.
Ve bu kural, ne formaya bakar ne istatistiğe. Sadece sabrın ne kadar sürdüğünü ölçer.
Dakikalar ilerledikçe Beşiktaş’ın baskısı arttı.
Top Konyaspor ceza sahasının etrafında döndü durdu.
Sanki “kaçacak yerim kalmadı” der gibiydi.
Ve 76. dakika…
O ana kadar oyunu yöneten, oyunu taşıyan, oyunu akılla oynayan
Orkun, bu kez düşünmeyi bırakıp vurmaya karar verdi.
Ne bir süs vardı vuruşta,
ne tereddüt.
Sadece “artık yeter” diyen bir ayak.
Top ağlara gittiğinde,
gol sevinci değil, rahatlama yaşandı.
Çünkü bu gol bir anda gelmedi;
uzun uzun beklendi, hak edildi,
hatta biraz da gecikti
Son 10 dakikaya girilirken yeni transfer Asllani'nin kırmızı kart görmesi Siyah-beyazlı tribünlerde endişe yarattı ama Beşiktaş 10 kişi kalmasına rağmen üstünlüğü bırakmadı.
Yüzde 60 topa sahip olan, rakip ceza alanında 29 kez topla buluşan, 10'u isabetli 22 şut atan Beşiktaş'ın bu maçı tek farklı kazanmasının tek nedenin Konyaspor'un değil, direklerin karşı durmasıydı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Sedat Kaya Arşivi