Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Memleket de bölge de "perperişan"

AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın sözleri siyaset tarihinde “yerini”aldı:

“Suriye'de müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu, aleviler ölünce ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz.”

Gelecekte çocuklarımız “ayrımcılık, mezhepçilik, ötekileştirme nedir” diye sorduklarında örnek olarak onu ve bu akıl almaz sözlerini vereceğiz.

Elbette tek örnek değil. Toplumun hemen her kesiminde “kendisinden olmayana nefret” duyan insanlar var.

Alevi gelininin kuyruğu olduğunu zanneden, elinden yemek yemeyen kadın biliyorum.

Başörtüsüne hoşgörü ile yaklaşmayanları kınayanların, örtünmeyenlere cehennemi layık gördüklerini de biliyorum.

Ergenekon ve 15 Temmuz sonrasında bazı isimleri savunduğum için çok eleştiri aldım. Hepsine de aynı şeyi söyledim: Ben hukuku ve onun aracılığıyla sağlanacak olan adaleti savunuyorum. Kim ya da hangi görüşte olduğu değil, haksızlığa uğrayıp uğramadığı umurumda!

Alevi değilim. Kürt değilim. Eşcinsel değilim. Birlikte yaşamamıza fırsat veren bir sistemin, Atatürk’te karşılığını bulduğum Cumhuriyetin savunucusuyum.

*. *. *

Ne yazık ki, bir gün bunun mümkün olacağına dair inancım bitti bitecek.

Dün bir mesajla önüme düşen görüntü söyletiyor bunu.

Harap haldeki bir binadan düşüp yere çakılan ve hayatını kaybeden bir insan.. Ve yüzleri nefretle kasılmış cihatçıların tekbirle birbirini tebrik etmesi.. İnanılır gibi değildi..

Derken, DEM Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları o görüntüyü gündeme getirdi.

O vesileyle anladım ki yer Halep’ti. Öldürülen bir kadındı.

Hatimoğulları’nın ifadesiyle, Kürt kadın direnişçi, son anına kadar savaşmıştı.

O son anları da şöyle ifade ediyordu:

“Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bunun, ne bir din ne bir vicdan ne bir inanç ne bir siyaset ne de savaş hukuku böyle bir uygulamayı asla kabul etmez, edemez. Başta kadınlar olmak üzere herkesi en yüksek perdeden buna karşı çıkmaya ve sesini yükseltmeye davet ediyoruz.”

Yalnız o kadın mı? Yüzlerce yıl boyunca bu topraklar sayısız kadının, gencin, çocuğun kanıyla sulanmadı mı?

Ezidi genç kızlar kaçırılıp IŞİD militanı erkeklerin seks kölesi yapılmadı mı?

Bizim genç adamlarımız, delikanlılarımız şehitlik rüyası ile ölmedi mi?

Savaşta önce gerçekler ölür, malum.

O yüzden ne gerçek ne yalan kestiremiyoruz. Silahlara eşlik eden propaganda makinaları bizleri ikna etmeye çalışıyor. Mesela Halep’teki çatışmalarda Türk SİHA’larının da devrede olduğu söyleniyor. Doğrulamak imkanımız yok.

Ama en azından şunu görmek ve söylemek mümkün: Daha önce defalarca tanık olduğumuz, en son İktidar partisinin Meclis Grup Başkanvekilinin ağzından duyduğumuz zihniyet, cinayetlerin kapısını açıyor.

*. *. *

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, geçenlerde ABD’nin Venezuela ve muhtemel Grönland operasyonlarını değerlendirirken Trump için şöyle dedi:

“Bu süreç tehlikeli çünkü her şeyi yapabilme hakkını ilan etmiş bir düşman var karşımızda. Ama öte yandan da öğreticidir. Trump'ta simgelenen kuvvet, insanlığın ayağa kalkışını sağlayacak. Çünkü insan varsa, insan boyun eğmez, sonuçta ayağa kalkar.”

İran’dan Suriye’ye, insanlar ayakta. Ama ne yazık ki, en azından günümüz itibariyle “güçlüler”.. Yani “zorbalar” var karşılarında.

Dünün terör örgütüne, sanki en doğal hakkıymış gibi Suriye’yi teslim etmek kolay.

Kendi cihatçı çetelerinin tehdidi altında yaşayan El Şara’ya üstün vasıflar uydurmakta da bir zorluk yok.

Zor olan, dillerden düşmeyen BARIŞ sözcüğünün gereğini yerine getirebilmek.

Bakın.. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı ünvanı verilen, süper güç ABD’nin dostu ilan edilip kollanan Erdoğan.. Memleketi, her yıl bir sonraki yıla devrettiği umut ve hayallerle perişan etti.

Üstelik perişan olan sadece ekonomi ve emekliler değil.

Ahlak, etik, toplumsal kabuller adına ne varsa “PERPERİŞAN”!

Hemen her şarkısına bayıldığım Mabel Matiz’in Perperişan şarkısı için soruşturulması.. Dahası 3 yıl hapis istemiyle hakim karşısına çıkartılması bunun ennnn acı kanıtı.

Hakim, hangi yasaya, hangi hakka dayanarak kim bilir, “bu şarkıyı bir erkeğe mi yazdınız” diye soruyor, sorabiliyor. Mabel Matiz’in yanıtı şu:

“Bu soruyu üzücü ve kalp kırıcı buluyorum. Bu soruyu bir arabesk şarkıcısı söylese aynı soruyu soramayacaktınız. Şarkılarımı herkesin herkes için söyleyebileceği kanaatindeyim ve bu inanışa sahip olduğumu belirtmek isterim.”

Yazımı bu kez -bağışlayın karamsar bir ruh haliyle bitireceğim.

İnstagram’da karşıma çıkan, maalesef kullanıcısını hatırlayamadığım bir aforizma:

“Bize bir ömür daha lazım. Çünkü bu ömrümüz yalnızca umut etmekle geçti..”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

İran: Tarih Nasıl Yazılacak?

10 Ocak 2026 Cumartesi 09:21

Saray'dan bildiriyorum!

09 Ocak 2026 Cuma 09:24

Bir efsanenin sonu

07 Ocak 2026 Çarşamba 09:23

Trump'a heyheylenmenin konforu!

06 Ocak 2026 Salı 09:34

Erdoğan'ın seçimi!

05 Ocak 2026 Pazartesi 08:59

İktidarda kemik erimesi!

02 Ocak 2026 Cuma 09:09

Dünya liderinin ülkesinde yeni yıl

01 Ocak 2026 Perşembe 09:40

2026 Nasıl Gelecek?

31 Aralık 2025 Çarşamba 09:14

Şalvar Davası

30 Aralık 2025 Salı 09:18

Öcalan'ın Önerisi "Demokratik İslam"

29 Aralık 2025 Pazartesi 09:07