“Hangi Ümmet…!”

Düşünün ki bir ülkede Cumhurbaşkanısınız. Düşünün ki göreviniz o ülkeyi yönetmek değil o ülkede yaşayan ama sizin gibi düşünmeyen herkese ayar vermek. Düşünün ki; o ülkede yaşayan insanları; “İsrail dölü”, “Kadın mıdır kız mıdır bilmem”, “Ananı da al git”, “Alevisin siyaset yapıyorsun neyin eksik”, “çapulcular”, “terbiyesizler”, “hayasızlar” sözleriyle paramparça edip sağa sola savurmuşsun. Şimdi çıkıp sana; “yanlış yapıyorsun. Seninle çıktığımız yoldaki aidiyetimi kaybettim” diyene “Ümmeti bölüyorsun” diye laf çarpıyorsun. 

 

Neresinden tutsanız ayıp, neresinden tutsanız yanlış, neresinden tutsanız eksik…

Daha başbakanken siz bu ülkedeki halkı ayrıştırma ve parçalama görevini üstlenmiş gibi hareket ettiniz.

Hatırlıyor musunuz; iktidara geleli daha 9 yıl (4 Nisan 2011) olmuştu. Artvin Hopa’da doğayı ve çevreyi korumak için mücadele eden ve polisin copu yüzünden kalçası kırılan bir kadına (Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu üyesi Dilşat Aktaş) “O kadın, kız mıdır kadın mıdır nedir” diyerek hakaret ettiğinizi.

Unuttunuz mu; İstanbul’da yaptığınız boğaz köprüsüne isim tartışması sırasında bu ülkede yaşayan önemli bir inanç kesini ne kadar incitici konuşmalar yaptığınızı. Size ayrımcılık yaptığınızı söylediğinizde ne yanıt verdiğini hatırlıyor musun sayın Erdoğan.

Bir yurttaşın size; "Siz Boğaz Köprüsü'ne neden Yavuz Sultan Selim adını koydunuz?" sözlerini söylemesi üzerine "Biz bu ülkede Alevi-Sünni ayrımı yapmıyoruz. Böyle bir ayrım varsa Kılıçdaroğlu Alevi. Siyaset yapıyor. Neyi eksik" demediniz mi.

Yakışır mı bir cumhurbaşkanına insanları etnik kökeni ya da inançları üzerinden onları suçlamak.

Bir gazeteci çıktı sizin hoşlanmadığınız sözleri söyledi. Adını da vereyim FOX TV’den Fatih Portakal. Gazeteci olarak eleştiri hakkını kullandı ve Paris’te yaşanan sarı yelekliler olayıyla ilgili bir yorum yaptı. Hatırlıyor musunuz ne yanıt verdiniz Fatih Portakal’a;

"Bir tanesi TV ekranından kendini bilmez haddini bilmez edep yoksunu bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor ahlaksıza bak. Milletimiz buna gereken cevabı verecektir buna inanıyorum. Burası Paris mi? Sen ne yapıyorsun? 15 Temmuz'da zaten herkes dersini aldı. Bu ülkede bundan sonra bu tür olaylara girişenler bunun bedelini öder."

Herkes bundan payını aldığı gibi işadamlarına da “ayar” çekmediniz mi sayın Erdoğan. Tehdit demek istemiyorum onları da korkutmak istemediniz mi. Daha yakın tarihte 7 Mayıs 2019’de partinizin grup toplantısında; sizi iktidara getirenlerin arasında yer alanlara neler söylemiştiniz;

“Bazı iş adamları dün açıklanan karardan sonra baktım garip garip açıklamalar yapıyor. Sizler burada seçim hukukunun işlediği bir yerde böyle bir açıklama yaparsanız bunlar normalleşmeyi getirmez. Yanlış yapıyorsunuz, herkes haddini bilecek. Sen iş adamıysan işini yap, eğer böyle konuşursan bizim de size bakışımız değişecek.”

Ne demişti Ali Babacan; “AKP ile olan aidiyetimi sorgular hale geldim”…

Bakın istifa metninde neler söylemişti;

“Son yıllarda ise pek çok alanda yapılan uygulamalar ile inandığım ilke, değer ve fikirler arasında derin farklılıklar oluştu. Aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım. Aynı süreçte Türkiye yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı”.

Önce sizde ayrılmaları düşünenlere; Ali Babacan dahil “riyakar” dediniz. Yetmedi ardından aklın ve mantığın alamayacağı bir cümle kurdunuz;

Şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz. Bunun parçalanmasıyla da bir yere gidemeyeceksiniz”.

Osmanlı’nın çöküşü bu ümmet anlayışıyla oldu. Ve bir toplum Cumhuriyetle “ümmetten millete” geçti. Sizin “ümmet” sözcüğüyle ne anladığınızı bilmiyorum.

Eğer sizin ümmetiniz; vakıflar, damatlar, akrabalar, yandaşlar, ”karınlarını doyurduk yine bize oy vermediler” dediklerinizse şunu asla unutmayın;

“Bu ülke sizin ümmet diye çerçevesini çizdiğiniz o topluluktan çok daha büyüktür sayın Erdoğan…!”

Herkes;  inancının çıkış noktası olan, karıncayı incitmemek için yolunu değiştiren peygamberimiz Hazreti Muhammed’in ümmeti olmaktan her zaman gurur duyar.

“Ama o ümmet bile artık sizin ümmetiniz değil sayın Erdoğan…!”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Ertürk Arşivi