Bahçeli’nin önerileri

MHP Lideri Devlet Bahçeli, geçen yıl yaptığı, “Öcalan gelsin Meclis’te DEM grubunda konuşsun” önerisiyle “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştı.

Bahçeli’nin bu açıklamasından sonra Meclis’te “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” komisyonu kuruldu ve çalışmalarına başladı.

Bu süreçte komisyon üyesi AK parti, MHP ve DEM milletvekilleri İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la da görüştüler. CHP İmralı’ya giden heyete üye vermedi.

İmralı’ya giden heyet komisyona bilgi verdi. Şimdi, komisyonun üzerinde çalıştığı raporun tamamlaması bekleniyor.

Bu süreç devam ederken Bahçeli, MHP’nin dünkü grup toplantısında konuşmasını şöyle bitirdi:

"Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum."

Bahçeli’nin bu sözlerinde üç öneri var:

  1. Öcalan’ın umut hakkından yararlanması
  2. Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in belediye başkanlığı görevlerine iade edilmesi
  3. Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması

Bahçeli bu önerileri neden yaptığını da şöyle açıkladı:

“PKK’nın kurucu önderliği, 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir."

Bahçeli’nin dediği gibi terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan, PKK’nın kendini lağvetmesi, silah bırakması çağrısında bulundu.

PKK da düzenlediği bir törende 30 PKK’lı silahlarını bir kazana bıraktılar. Silahlar bu kazanda yakıldı.

Ancak bu sembolik silah bırakma töreni PKK’nın silahlarını tümüyle bıraktığı veya teslim ettiği anlamına gelmiyor.

Diğer taraftan Bahçeli Öcalan’ın çağrısının PKK’nın uzantıları olan Suriye’de SDG/YPG’yi, İran’da PJAK’ı, Irak’ta PÇDK’yı da kapsadığını düşünüyor.

Ancak DEM Parti sözcüleri Öcalan’ın çağrısının sadece PKK’yı bağladığını, Suriye’de YPG’yi bağlamadığını açıkladılar.

Bu konuda Bahçeli ile DEM Parti ve Kandil’deki PKK yöneticileri arasında görüş farklılığı var.

Dolayısıyla Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nın Suriye, Irak ve İran’daki kollarının da silah bıraktığını söylemek mümkün değil.

Zaten Suriye’deki son gelişmeler de bunu açıkça gösteriyor.

Öcalan’da, Kandil’de ve DEM Parti’de, PKK’nın Türkiye’yle mücadelesini kaybettiği, bu nedenle kendisini feshedip tümüyle silah bıraktığı gibi bir hava yok.

Aksine, Türkiye’yle mücadeleyi kazanmış, bu nedenle de pazarlık masasına oturmuş bir hava var.

Bunun Öcalan’ın hukuki ve siyasi düzenlemeler istemesinden, DEM Parti’nin zaman yitirilmeden yasa çıkartılmasını, Kürtlerin anayasaya girmesini, Kürtçe’nin eğitim dili olmasını talep edilmesinden anlıyoruz.

İktidar sözcüleri ortada PKK’yla yürütülen bir pazarlık olmadığını söyleseler de bu taleplerin kabul edilmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ilkelerine ve niteliklerine aykırı olur.

Türkiye’nin üniter ve ulus devlet niteliğinin fiilen ortadan kaldırılması anlamına gelir.

Bu yönde yapılacak anayasal ve yasal düzenlemeleri toplumun çok büyük bir çoğunluğu onaylamaz, reddeder.

İktidar süreci yürütürken bu gerçeği unutmamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

Gelir Uçurumu

02 Şubat 2026 Pazartesi 05:10

Güç Düzeni

30 Ocak 2026 Cuma 05:20

Amaç parçalanmış Suriye

28 Ocak 2026 Çarşamba 05:05

Çocuk Cinayetleri

26 Ocak 2026 Pazartesi 05:20

Sefalet ücreti resmileşti

23 Ocak 2026 Cuma 05:15

Suriye sorunu

21 Ocak 2026 Çarşamba 05:05

İran'ın Geleceği

16 Ocak 2026 Cuma 05:20

Emeklinin de hakkı

14 Ocak 2026 Çarşamba 05:10

Suriye'nin paylaşılması

12 Ocak 2026 Pazartesi 05:10

En çok ezilen iki kesim

07 Ocak 2026 Çarşamba 05:05