Yıl 1955..
İstanbul-Cağaloğlu yokuşu...
Her sabah erkenden gelip bir duvar dibine kitaplarını serer.
Kimi yüz elli, kimi yüz yirmi beş kuruştur, geçenler bakarlar,
eğilir, alırlar, karıştırırlar bırakırlar.
Yokuştan çıkılırken inilirken mutlaka bir-iki dakika durulur önünde.
Sohbet edilir onunla.
Sonra yıllar önce çıkmış eski bir eski kitaptan
iki-üç sayfa okunur, bakarsınız hiç görmediğiniz ya da
çocukluğunuzda okuyup unuttuğunuz bir kitap oracıktadır!
Kısacası ‘’kitapçı’’, bu yokuştan
inip çıkanların bir parçası gibidir, görmeden yapamadığınız...
Yalnız bir derdi vardır; Güvercinler!
O duvarın oyukları yuvalarıdır.
Kitapçıdan daha eski sahibidirler duvarın.
Girer çıkarlar, durmadan tepeden birtakım şeyler gönderirler
kitaplara, kitapçının kasketine!
O da durmadan temizler kitapları, kasketini sallar kuşlara!
*
Kitapçının ‘’iyi dostlarından’’ biri de üç yıl
önce yitirdiğimiz yazın insanı Oktay Akbal’dır.
Yokuşu tırmanırken mutlaka ‘’kitapçı’’ya uğrar, sohbet ederler.
Bir gün ‘’Nasıl güvercinler’’ diye sorar yazar. ‘’Kitapçı’’ dertlidir.
Güvercinlerden değil; belediye zabıtalarından!
Sergideki kitapları toplatmış, ceza da kesmişlerdir.
Meğer yasakmış bu duvar dibinde kitap sergilemek, satmak.
Yirmibeş yıldır yapılan bir iş bir anda yasalara aykırı olup çıkıvermiş!
Tepkilidir Oktay Akbal; şu sözler çıkar ağzından;
‘’Bu duvar dibi, bu kuşlar, bu sabahtan
akşama dek süren çaba, gelip geçen aşina yüzler,
yokuştaki sürekli akışın içinde olmak, hepsi hepsi bitecek.
Ama bir şeyler yapmalı, yirmi beş yıl
bir sokak köşesinde duvar dibinde yaz-kış
kitap satıp geçinen bir insan
bir kültür yayıcısı sayılmalı, ödüllendirilmeli!’’
(Yaşasın Edebiyat-1977 S.114)
*
Yıl 2018..Yer Gebze..
Bir genç gitar çalıyor, gelip geçen de dinliyor,
gönüllerinden ne koparsa bırakıyor önlerine.
Biraz sonra zabıtalar geliyor, müdahale ediyor.
Aralarında şöyle bir diyalog geçiyor kameralara da yansıyan;
Gençlerden biri;
-Hayır yani! Hırsızlık, gasp yapsak daha mı güzel olur?
-Zabıta: Git yap!
Bir örnek daha...
Yer bu kez Bursa Atatürk Heykeli önü.
‘’İzmir Marşı’’nı çalıp harçlık toplayan
üç çocuğa kadın zabıtalar engel oluyor.
*
Yıl 1955…
Yıl 2018…
Türkiye’de değişen bir şey yok!
*
Düşüncenin emeğin sonucu kitaplar hep tehlike görüldü.
Hele bizim gibi ‘’kitap okumayı sevmez’’ ülkemizde.
Toplatıldı, yakıldı, bombadan bile tehlikeli sayıldı.
Akla, bilime, aydınlığa düşman, kinden beslenenlerce!
Notalarıyla, türküler, şarkılar, marşlar da,
sanatın her dalı da aynı şekilde!
*
Gel de Ahmed Arif’i hatırlama;
"Bir de Kuşlar Var
Hakim Bey,
Herşeyin Başı Onlar,
Onlar Özgürlüğü Koyuyor İnsanların Kafasına,
Baksanıza,
Terörist Terörist Uçuyorlar…"