Emniyet için çok çarpıcı iddialar: FETÖ'den boşalan alanı Menzil mi parselliyor?

Emniyet için çok çarpıcı iddialar: FETÖ'den boşalan alanı Menzil mi parselliyor?

Sağlık Bakanlığındaki yapılanma iddialarının ardından, Menzil tarikatıyla ilgili 'Emniyet yapılanması' iddiaları da art arda gelmeye başladı. Yapılan atamalar, ortaya atılan iddialar 'FETÖ'nün boşluğu Menzil ile mi doluyor?' sorusunu akıllara getirdi.

Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya’nın görevden alınıp yerine Mehmet Aktaş’ın gelmesi sonrasına gerçekleştirilen bir dizi terfi ve atamaya ilişkin dikkat çeken iddialar gündeme geldi.

"Menzilciler, Süleymancılar, Yazıcılar, Okuyucular..."

Tolga Şardan, t24'te yayımlanan yazısında, emniyette tarikat kavgasının yaşandığını belirtirken, "Kısa süre önce 50’ye yakın kentin emniyet müdürü değiştirilmişti. Böylece, merkez teşkilatı ve il kadrolarında yeni düzenlemeler yapıldı. Atanan müdürler yeni görevlerine başladılar. Ardından sessiz sedasız iki önemli terfi ve atama daha yapıldı. Geride bıraktığımız hafta sonunda, 123 kişiden oluşan birinci sınıf emniyet müdürleri terfisi ile 20’ye yakın polis okulu müdürünün değiştirilmesiyle ilgili kararname İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun imzasında çıktı. Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle gündemde yer bulamayan bu iki işlemle ilgili emniyet kulislerinde çok çarpıcı iddialar konuşulmaya başlandı" dedi.

15 Temmuz sonrası Okuyucular, Yazıcılar ile Nakşi akımdan gelen Süleymancılar, Menzilciler, Erzincan Grubu, Erzurum Kurtoğlu Grubu, İskenderpaşa Grubu grupların emniyette yer tutmaya çalıştığını belirten Şardan, "Bu gruplardan Okuyucular, Yazıcılar’la birlikte son dönemde Menzilciler de diğer kurumlarda olduğu gibi emniyet teşkilatı içinde örgütlenmeye başladı. FETÖ’den doğan boşluğun doldurulması çerçevesinde bir süredir emniyette yapılan tayinlerde Menzilcilerin etkisi “güçlü” biçimde hissediliyor" dedi.

Yazıdan bir bölüm şöyle:

Bu etki, son emniyet müdürleri kararnamesinin yanı sıra birinci sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ve polis okullarına yapılan müdür atamalarında da kendisini gösterdi. Her üç atama ve terfi sırasında Menzil cemaatinden doğrudan veya dolaylı gelen referanslar kabul gördü.

Ancak kulislere düşen iddiaya göre, birinci sınıfa terfi ve polis okullarına yapılan atamalar sonrasında özellikle Menzil cemaati içinde kavgalı bir süreç başladı.  

Malum, Türkiye’deki Menzil cemaati Adıyaman’daki Semerkand grubu ve Eskişehir’deki Buhara grubundan oluşuyor.

Liderleri farklı olan bu iki grubun, Emniyet’teki bu görevlendirmeler sonrasında birbirleriyle ters düştükleri öne sürülüyor. Bu durumun gerekçesi ise, Emniyet’teki atama ve terfilerde Semerkand grubunun referanslarına olumlu yanıt verildiği, Buhara grubunun taleplerinin yerine getirilmediği.

Semerkand grubunu, Buhara grubuna karşı 1-0 öne geçiren bu görevlendirmelerde kuşkusuz diğer grup ve yapılardan da referanslar var.

Öte yandan, Manisa'da otomobilinde 2 kilogram uyuşturucuyla yakalanan 3. Sınıf Emniyet Müdürü Zafer Ç. ve birlikte aynı arabada bulunan kişilerin 'içiciyiz' diyerek beraat ettikleri davayla ilgili Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu'ndan çarpıcı bir iddia geldi.

İddiaya göre, Zafer Ç. daha önce FETÖ Borsası davasında da yargılanmış ve bundan da beraat etmişti. Bunun gerekçesi olarak da Barış Terkoğlu'nun İzmir Emniyeti'nde bulunan kaynakları, Zafer Ç.'nin 'Menzilci' olduğunu gösterdi. Zafer Ç., FETÖ Borsası davasında sanık olmakla da kalmamış, açığa da alınmış.

Barış Terkoğlu'nun yazısı şöyle:

“Yedi sene hapis cezası aldığımı öğrendim. Yedi sene, yedi... Escobar’la ilgili attığım tweet yüzünden. Escobar bu kadar ceza almadı. Yedi sene ne demek ya? Ben size ne yaptım? Ben ne yapacağım?”

Bir kadın ağlayarak yakarıyordu. Pucca diye bilinen Selen Pınar Işık, sosyal medya mesajları nedeniyle “uyuşturucu madde kullanılmasını özendirme” suçundan ceza almıştı. Gazeteler günlerce yazdı. Türkiye yine ikiye bölündü. İktidar muhafızları “az bile” diyerek sözde uyuşturucu ile mücadele ediyormuş gibi yaptı. Muhalefettekiler ise cezayı acımasız buldu, ardında siyasi hesap aradı.

Ben ise tam da bu sırada başka bir olaya takıldım. 12 Ekim tarihli Anadolu Ajansı haberinden aktarayım:

“Manisa'da, otomobilinde 2 kilogram skunk ile reçeteyle satılan ve uyuşturucu etkisi bulunan 10 hapla yakalanan 3. Sınıf Emniyet Müdürü Zafer Ç. ile beraberinde bulunan oto kiralama şirketi sahibi Necip Boğaçhan T., ‘uyuşturucu ticareti yapmak’ suçundan yargılandıkları davada beraat etti.”

‘İçiciyiz’ dediler beraat ettiler

Bayram tatiline denk gelmiş, gözümüzden kaçmıştı. 9 Haziran günü Manisa Akhisar’da polisler sivil bir aracı durdurdu. Belli ki ihbar gelmişti. Narkotik köpeği de arama bölgesindeydi. Kokuyu alıp havladı. Araçtan tam 2 kilo skunk denilen uyuşturucu madde, ayrıca reçeteyle satılan ve uyuşturucu etkisi bulunan 10 hap çıkmıştı.

Bilmiyor olabilirsiniz. Skunk, son dönemde tüm dünyada yaygınlaşan ve “hibrit esrar” olarak adlandırılan çok tehlikeli bir uyuşturucu. Beyin hastalıkları başta olmak üzere bir dizi sağlık sorununa neden olan madde, esrardan kat be kat daha zararlı olarak görülüyor.

Her gün benzerini gördüğümüz uyuşturucu haberleri içinde bunun bir farkı vardı. Zira içinde bunca uyuşturucu madde yakalanan aracın sahibi, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir emniyet müdürüydü. Hem emniyet müdürü Zafer Ç. hem de araçtaki arkadaşı önce “uyuşturucu ticareti yapmak” suçundan tutuklandı.

Herkes nasıl savunma yapacaklarını merak ederken ilk duruşmada işin rengi anlaşıldı. İki isim uyuşturucu satmadıklarını, içici olduklarını söylüyordu. Mahkeme iki kilo uyuşturucu için yapılan bu savunmaya inanmış olacak ki ilk duruşmada iki sanığı tahliye etti.

15 yaşından beri uyuşturucu madde kullandığını söyleyen Necip Boğaçhan T., ucuza bulduğu için toplu olarak uyuşturucuyu satın aldığını söylüyordu. Emniyet Müdürü Zafer Ç. ise “Bu utanç bana yetti, hayatımın en büyük dersi oldu. Kesinlikle satmak gibi bir maksadım yoktu” dedi.

İki ismin de yapılan tahlillerde kan ve idrarında uyuşturucu etken maddesi çıkmıştı. Bunu mahkemeye gösteren sanıklar “içiciyiz” diyorlardı. Mahkeme “sağ olsun”, 3. duruşmada ikisi hakkında da beraat kararı verdi.

“Nasıl oluyor” diyorsanız, bekleyin. Çünkü daha bitmedi.

O polis FETÖ borsasından çıktı

Zafer Ç. dediğiniz polisin kurtuluşunu hâkimlerin saflığına bağlıyorsanız sizi biraz geriye götüreyim...

Bu köşede “FETÖ borsası” hikâyelerini daha önce çok kez okudunuz. FETÖ davalarında sanık olan zenginlerin bir kısmı, servetlerinin bir bölümü karşılığında serbest bırakılıyordu. Pisliğe kimi mafya gruplarından bazı savcılara, kimi hâkimlerden bazı polislere birçok insan bulaşmıştı. Nitekim bu kirli işler yargının da konusu oldu. “FETÖ borsası” davaları açıldı. Rezaletin en yoğun yaşandığı şehir, kuşkusuz FETÖ’nün en zenginlerinin yaşadığı İzmir’di. Öyle ki AKP’nin eski İzmir İl Başkanı Ahmet Kurtuluş, FETÖ borsası davasında sanık olmakla kalmadı, anlatacaklarını engellemek için evinde, küçük çocuğunun gözleri önünde katledildi.

Tam bir yıl önce, 30 Ekim 2018’de İzmir Adliyesi’nden bir haber aldık. Habere göre FETÖ borsasına karıştığı için hakkında soruşturma açılan ve pasif göreve kaydırılan bir emniyet müdürü savcılıkta ifade vermişti. Olayı OdaTV’de gündeme getirmemizin ardından İzmir Cumhuriyet Savcılığı bir açıklama yaptı. Söz konusu polisin “telefon ile davet edildiği”ni ve ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldığını söyledi.

Peki FETÖ borsasına bulaştığı için açığa alınan ve savcılıkça ifadeye çağrılan o emniyet müdürü kimdi? Doğru tahmin ettiniz, birkaç ay sonra aracında 2 kilo uyuşturucu ile yakalanan Zafer Ç’den başkası değil.

Menzilci olunca kimse dokunamadı

Peki nasıl oluyor? Bir Twitter mesajıyla yedi yıl hapis cezası alınan ülkede, bir emniyet müdürü FETÖ borsasına bulaşıyor, yetmiyor iki kilo uyuşturucu ile yakalanıyor ve sonunda beraat ediyor.

Ben de bu sorunun yanıtını merak edip İzmir Emniyeti’ndeki kaynaklara sordum. “Nedir bu işin sırrı” deyince aldığım yanıta şaşırmadım: “Çünkü Menzilci”.

Onu yakından tanıyan kişiler Zafer Ç’nin Menzil tarikatına bağının güçlü olduğunu söylüyor, biatının ölçüsünü gösteren ve akıllara durgunluk veren hikâyeler anlatıyordu. Bu da FETÖ’den boşalan koltuklarda görev yapan Zafer Ç’ye bir tür dokunulmazlık sağlıyordu. Ne FETÖ borsasından doğru dürüst yargılanabiliyor ne de aracında bulunan uyuşturucu maddenin hesabı soruluyordu.

Pucca’yı günlerce konuştuk, tartıştık. Attığı saçma sapan mesajlar üzerinden saflaşarak “uyuşturucuyla mücadele ediyorumculuk” oynadık. Ancak iş uyuşturucu baronu Zindaşti’yi bir telefonla tahliye edip kaçıran siyasetçilere, uyuşturucu tacirlerine kıyak kararlar veren avantacı hâkimlere, kilolarca uyuşturucuyla yakalanan Menzilci polislere gelince kafamızı kuma gömdük.

İkiyüzlülük ne kadar da işe yarar bir şey. Ta ki gölgede kalan ikinci yüzünüzü biri çıkıp da gösterene kadar!