2003’ten bu yana en büyük güç gösterisi! ABD’nin dev donanma hamlesi ne anlama geliyor?
Donald Trump yönetiminin, Ortadoğu’ya yönelik askeri varlığını önemli ölçüde artırdığı bildirildi. ABD basınında yer alan değerlendirmelere göre, USS George H.W. Bush uçak gemisi görev grubu ile birlikte üç güdümlü füze destroyeri ve yaklaşık 5 bin deniz piyadesi bölgeye sevk edildi.
Söz konusu hamlenin, Washington’un İran ile yürütülen diplomatik temasların başarısız olması ihtimaline karşı askeri seçenekleri güçlendirme amacı taşıdığı öne sürüldü. Bu çerçevede kara operasyonu dahil olmak üzere farklı senaryoların da masada olduğu yorumları yapıldı.
IRAK SAVAŞI'NDAN BERİ İLK
Bölgedeki mevcut ABD askeri varlığının 24 savaş gemisi ve 50 bini aşkın personelle önemli bir seviyeye ulaştığı belirtilirken, bunun 2003 Irak Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük konuşlanmalardan biri olduğu ifade edildi.
Yeni sevk edilen birliğin, kara harekâtı konusunda özel eğitim almış unsurları da içerdiği ve olası operasyonlarda kritik bölgelerin kontrolü için hazırlandığı aktarıldı.
ABD donanmasına ait uçak gemisi gruplarının bölgeye ulaşmasıyla birlikte Washington’un hava ve deniz gücünü daha da artırmayı hedeflediği değerlendirildi. Halihazırda bölgede üç uçak gemisinin bulunduğu öne sürüldü.
ZAMAN KAZANMA HAMLESİ Mİ?
Öte yandan Trump’ın, bazı arabuluculuk girişimleri kapsamında saldırı planlarını geçici olarak askıya aldığı ancak anlaşma sağlanmaması halinde askeri operasyon ihtimalini yeniden gündeme alabileceğini ifade ettiği iddia ediliyor.
İranlı bir yetkilinin ise bu süreci “askeri sürpriz hazırlığı için zaman kazanma hamlesi” olarak değerlendirdiği bildirildi.
DENİZ ABLUKASI DEVAM EDİYOR
Bölgedeki gerilim sürerken, ABD’nin deniz ablukası uygulamalarını da devam ettirdiği ve şüpheli gemilere yönelik operasyonların sürdüğü belirtildi. Uçak gemilerinde konuşlu savaş uçaklarının ve muhriplerdeki füze sistemlerinin, olası hedeflere karşı yüksek vuruş kapasitesine sahip olduğu ifade edildi.
Askeri uzmanlar ise bu ölçekli yığınağın, hem caydırıcılık hem de diplomatik baskıyı artırma amacı taşıyabileceğini, ancak aynı zamanda gerilimi daha da tırmandırma riski barındırdığını vurguladı.