“Biz de sevgili Seferis biz de
güdük bir yaşam benimsedik sonunda
güdük ve tekdüze.”
(Şükrü Erbaş)
Prof. Bilge Umar’a göre ise “Geçit, boğaz”
anlamındaki “Vourla”nın
Rum ağzıyla “Vriula”ya, sonra Türk ağzında “Vua”ya
dönüştüğü Urla’da doğmuştur; 118 yıl önce.
(O Urla; bir de Necati Cumalı’dır!)
Komşu’nun “1920 Kuşağı” anılan Çağdaş Yenilikçi Akımı ozanıdır.
1963’te Nobel Ödülü almıştır..
Şiirlerinde 1922 Mübadele’ye yer verir.
“Kapadokya Kaya Kiliseleri’nde Üç Gün” başlığı ile
bir anı kitabı da vardır.
Dizelerini; Herkül Milas, Melih Cevdet Anday, Cevat Çapan ve
Özdemir İnce çevirmiştir Güzel Türkçemiz'e.
“Destansı Öykü’’dendir şu mısralar:
“Ölümü bekleyen Odysseus’un güvenini, çiriş otları arasında.
Burda çiriş otları arasında demirlediğimiz zaman
Adonis’in yaralandığını bilen boğazı bulalım istedik.’’
Mitolojik öğeler, olmazsa olmazıdır.
*
Egeli Ozan Yorgo Seferis’tir dillendirdiğimiz.
Günümüzde
doğup büyüdüğü İskele Mahallesi'ndeki ev, aslına uygun yenilenmiştir. İçinde otel, restoran, sanat galerisi ve kafe bulunan binanın sokağına da "Yorgo Seferis" adı verilmiştir.
*
14’lü yaşlarda terk ettiği bilinir -canı gibi sevdiği-
Urla’sını.
Anılarında; günlerini özgürce türkü söyleyen
balıkçıların arasında geçirdiğini yazar hep.
İncelikle…
İçtenlikle…
Doğallıkla!..
Maviyi, denizi, deniz kabukları, denizin yaramaz çocukları martıları, kayıkları…
Kürekleri…Adalar/adacıkları… Burunları…Gün Batımı’nı…
Iskarmozu… Pruva’yı…
Fenerleri
yazmıştır…

*
Büyük İzmir Yangını ardından kente gelir, doğduğu toprakları ziyaret eder.
Sonra bu satırları yazar;
“Bildiğimiz rüzgar, doğanın tanıdık üslubu ve otlardan yayılan tanıdık koku sonra yavaş yavaş derinlerden hafızana doğru çıkan tanıdık hatıralar… Ve şimdiyse sana o kadar yabancı düşer bu şehir. Tanrım buralara ne yapmaya geldim?Rast gelir de gecenin birinde seni büyüten kente yolun düşerse ve kent temelden yıkılıp yeniden kurulmuşsa tekrar orada bulunmak umuduyla başka zamanları geri getirmeye çalışırsın.”
Devam eder Seferis
çocukluğunun geçtiği evin yıkıldığını görünce;
“Nasıl ki
kalkar, doğup büyüdüğün şehre
gidersin bir gece
ve bakarsın temelinden yıkılıp yeniden
kurulmuş o şehir
ve yakalamaya çalışırsın geçen yılları
onları yeniden bulmanın umudu içinde!.”

*
Yazar Semih Öztürk'e göre;
bir insanın doğup büyüdüğü topraklardan başka bir yere göç etmek zorunda kalması hayatının büyük bir bölümünde yara olup kendini hatırlatır. Çünkü gitmek, gitmek zorunda kalmak kolay kolay kabullenilebilen bir şey değildir. Türkiye'deki pek çok göç hikâyesi gibi Yorgo Seferis'in de hüzünlü bir hikâyesi oluşmuştur.
Ancak onun göçü, içindeki yazarın daha büyük şeyler yazmasına imkan sağlamış. Hatta önemli bir ödüle layık görülmesini de!

*
Çok sevdiği ‘’Yadsıma’’sı ile analım
47 yıl önce yitirdiğimiz Yorgo’yu:
“Bir güvercin gibi ak
O gizli kıyıda,
Susadık öğle üzeri:
ama tuzluydu sular,
Sarı kumların üstüne
adını yazdık onun,
Ama bir rüzgâr esti denizden
ve silindi yazılar,
Nasıl bir ruh, bir yürek, nasıl bir istek
ve tutkuyla yaşadık: yanılmışız!
Değiştirdik öyle yaşamayı…”
Seferis 118 yaşında.
Merhaba Seferis!..