Cumartesi Anneleri 1094'üncü haftada!
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla her hafta düzenledikleri eylemlerini 1094’üncü haftada da sürdürdü.
İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bu hafta gözaltında kaybedilen Yusuf Erişti için adalet çağrısı yaptı.
Yapılan açıklamada, Yusuf Erişti’nin gözaltında kaybedilmesinin 35’inci yılına dikkat çekilerek yargı makamlarına çağrıda bulunuldu.

Açıklamada, “Yusuf Erişti’nin gözaltında kaybedilişinin 35. yılında bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz. Zorla kaybetme vakalarında uygulanan cezasızlık politikasına son verin. Uluslararası sözleşmeler ve insan hakları belgeleri uyarınca zorla kaybetme vakalarında zamanaşımı hükümlerini dikkate almayın. Yusuf Erişti dosyasında etkin bir yargılama yürütün” ifadelerine yer verildi.
Cumartesi Anneleri 1090'ıncı haftada!
"KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN TÜM KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Açıklamada bu ifadeler kullanıldı:
"1094. haftamızda da, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen bizi gerçek buluşma mekânımızdan ayıran polis bariyerlerinin önündeyiz. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararlarına rağmen, mekan yasağı ve katılımcı kısıtlamalarıyla toplanma özgürlüğümüze yönelik ihlal devam ediyor.
1094. haftamızda bir kez daha hatırlatıyoruz: Anayasa Mahkemesi kararları en üst düzeyde bağlayıcıdır. Bir ülkede Anayasaya uygun olmayan normlar ve uygulamalar varsa, orada “Anayasal devlet” yoktur. Temel hak ve özgürlükler hukuksal güvence altında değilse, orada keyfi yönetimler vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da raporunda, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını açıkça belirtmiştir. Rapor 18 Şubat’ta açıklanmıştır ve bir aya yakın zaman geçmesine rağmen AYM ve AHİM kararlarının uygulanması konusunda hala en küçük bir adım atılmamıştır.
Cumartesi Anneleri/İnsanları olarak aynı talebi yineliyoruz:
Anayasa Mahkemesi kararına uyulsun ve derhal uygulansın. Galatasaray Meydanı’ndaki hukuken temelsiz, vicdanen kabul edilemez kişi sınırlamasına son verilsin.
1094. haftamızda, Erişti Ailesi ile birlikte, 35 yıl önce bugün gözaltına alınarak kaybedilen Yusuf Erişti için hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız.
Tokat-Reşadiye doğumlu, 30 yaşındaki Yusuf Erişti, 14 Mart 1991 Perşembe sabahı arkadaşıyla buluşmak üzere Belgradkapı civarına gitti. Burada, Terörle Mücadele polisleri tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü.
Avukat Fethiye Pekşen, Yusuf Erişti ile görüşmek için Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) başvurarak izin aldı. Ancak Emniyet Müdürlüğü’ne gittiğinde, Yusuf’la görüştürülmedi. Bunun üzerine Pekşen, 29 Mart’ta polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun ardından emniyet yetkilileri, “Yusuf Erişti’nin gözaltında olduğuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır” cevabını verdi.
Oysa aynı operasyon kapsamında gözaltına alınıp İstanbul Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderilen bazı kişiler, Yusuf Erişti'yi gözaltına alınırken ve emniyette sorgulanırken gördüklerini avukatları aracılığıyla kamuoyuna açıkladılar. Tanık ifadelerine göre Yusuf’a işkence yapan polisler, “Seni gözaltına aldığımızı kayıtlara geçirmedik. Buradan ölün çıkar, kimsenin haberi olmaz” diyerek tehdit etti. Bir başka tanık ise, “Yusuf’a yoğun işkence yapıldı. Onu en son 17 Mart’ta komaya girmiş halde hücresine götürülürken gördüm” dedi.
13 Mayıs 1991 tarihinde bir üniversite öğrencisi olan C.Ç., 1 Mayıs eylemine katıldığı için gözaltına alındığını, sorgu sırasında polislerin kendisine, “Seni Yusuf Erişti gibi öldürürüz. Kimsenin haberi olmaz” diyerek tehdit ettiklerini kamuoyuna açıkladı.
Milletvekili Mahmut Alınak, 25 Nisan 1991 tarihinde Başbakan Yıldırım Akbulut’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, tanık ifadelerini aktararak Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu. Önergeyi cevaplayan dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ise, “Yusuf Erişti gözaltına alınmamıştır. Önergede iddia edilen hususların gerçekle ilgisi yoktur” dedi.
Baba Bekir Erişti, başta Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Yıldırım Akbulut olmak üzere tüm siyasi partilerin genel başkanlarına, İstanbul Valiliği’ne ve Cumhuriyet Savcılığı’na otuza yakın dilekçe verdi. Ancak yapılan başvurulara ve suç duyurularına rağmen, Yusuf Erişti’nin akıbetine ilişkin herhangi bir soruşturma başlatılmadı.
Bekir ve Arife Erişti oğullarının akıbetini öğrenemeden aramızdan ayrıldı. Onların bıraktığı yerden Yusuf Erişti’nin nerede olduğunu sormaya devam edeceğiz.
Yusuf Erişti’nin gözaltında kaybedilişinin 35. yılında bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz! Zorla kaybetme vakalarında uygulanan cezasızlık politikasına son verin! Uluslararası sözleşmeler ve insan hakları belgeleri uyarınca, zorla kaybetme vakalarında zamanaşımı hükümlerini dikkate almayın. Yusuf Erişti dosyasında etkin bir yargılama yürütün!
Kaç yıl geçerse geçsin Yusuf Erişti için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."