Erdoğan'a suikast yapmak isteyen FETÖ'cüler Yazıcıoğlu'nun kara kutusunu sökmüş! Adil Öksüz'ün kaydı çıktı
Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmada FETÖ şüphesini güçlendiren yeni bulgular ortaya çıktı. Adil Öksüz’ün olaydan iki gün önce ABD’ye gittiği, kara kutuyu söken iki askerin 15 Temmuz suikast timinde olduğu belirlendi.
Büyük Birlik Partisi'nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter 'kazasının' FETÖ tarafından organize edilmiş bir cinayet olabileceği yönündeki şüpheleri artıran yeni bilgiler ortaya çıktı. FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden firari Adil Öksüz’ün olaydan iki gün önce ABD’ye gittiğini gösteren uçuş kayıtları dikkat çekerken, helikopterin kara kutusunu söken iki askerin daha sonra Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı 15 Temmuz gecesi Marmaris’te suikast düzenlemek isteyen FETÖ'cüler arasında yer aldığı belirlendi.
BAKAN GÜRLEK AÇIKLADI
Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2009 yılında şüpheli bir biçimde hayatını kaybettiği helikopter olayına ilişkin yürütülen soruşturmada dikkat çeken yeni bağlantılar gündeme geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, helikopterden kara kutuyu söken iki askeri personelin, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Marmaris'te öldürmek için gönderilen ekipte yer aldığının belirlendiğini açıkladı.
Gürlek açıklamalarını, Yazıcıoğlu'nun ailesi ile görüşmesinden sonra yaptı.

Soruşturmada, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden FETÖ'cü Adil Öksüz'ün olay öncesindeki yurt dışı hareketliliği de inceleniyor. Elde bulunan uçuş kayıtlarına göre Öksüz, helikopterin düştüğü 25 Mart 2009'dan iki gün önce, 23 Mart'ta ABD'ye gitti. Öksüz'ün 1 Nisan 2009'da Türkiye'ye döndüğü kayıtlara yansıdı.
Merhum Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu helikopter, 25 Mart 2009'da seçim mitinginin ardından Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesindeki Keş Dağı bölgesinde düşmüştü.
KARA KUTU BAĞLANTISI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ile oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu'nu Adalet Bakanlığı'nda kabul etti. Gürlek, görüşmede soruşturmanın geldiği aşamaya ilişkin bilgi verdi.
Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığında teknik uzmanların dosyayı ayrıntılı biçimde incelediğini belirten Gürlek, soruşturmanın artık sıradan bir kaza şüphesi üzerinden yürütülmediğini söyledi.
Gürlek, soruşturmanın FETÖ bağlantısına ilişkin ulaştığı bulguları şu sözlerle anlattı:
“Biliyorsunuz F4 pilotunun kendisi, bizzat eşi örgütle irtibatlı çıktı. Özellikle F4 pilotunun olay günü örgütün mahrem imamlarıyla, Elâzığ mahrem imamıyla telefonu, daha öncesinden de Adil Öksüz’le telefonları, toplantıları, Adil Öksüz’ün bu olay için Türkiye'ye gelmesi… Bunlar hepsi bize örgütsel bağlantıyı gösteriyor. Pilotun eşinin Adil Öksüz’ün evinde parmak izi çıkması, daha sonra aynı şekilde ilk kaza demeyelim şu an artık cinayet olduğu gerçekleştirdi de. Yani o yönde şüphe var. İlk olay gerçekleştiği an olay yerine giden iki tane askeri personelin, helikopterin kara kutusunu söken ekibin, daha sonradan Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz'da Marmaris'teki konutunda derdest etmeye giden ekip olduğunu öğrendik. Yani olaya baktığımız zaman büyük tabloda bunun bir FETÖ'nün örgütsel anlamda bir organizasyon, bir şema olduğunu gördük. İnşallah operasyonun devamı da gelecek. Şu an dediğim gibi 21 kişi tutuklu. Arkadaşlarımız yoğun olarak çalışıyor. Bu cinayeti çözmek bizim boynumuzun borcu. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten bu ülke için çok önemli bir şahıstı, bir karakterdi, bir siyasi liderdi.”
ÖKSÜZ'ÜN KAYDI DOSYADA
Soruşturmadaki önemli başlıklardan birini de Adil Öksüz'ün olay öncesindeki hareketliliği oluşturdu. Uçuş kayıtlarına göre Öksüz, 23 Mart 2009'da ABD'ye gitti ve 1 Nisan 2009'da Türkiye'ye döndü.

Bakan Gürlek de Adil Öksüz ve FETÖ'nün sözde Hava Kuvvetleri imamı Kemal Batmaz'ın bağlantılarının soruşturma kapsamında incelendiğini söyledi.
Gürlek, helikopterin üzerinden geçen uçağın pilotunun olay öncesinde Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile görüşmelerinin örgütsel bağlantı şüphesini güçlendirdiğini ifade etti.
Bakan Gürlek ayrıca, 15 Temmuz darbe girişiminden önce Öksüz ve Batmaz'ın ABD'ye yaptıkları seyahatleri hatırlatarak, Yazıcıoğlu olayının öncesinde de Öksüz'ün ABD bağlantılı seyahat hareketliliğinin tespit edildiğini belirtti.
HTS VE RADAR KAYITLARI SİLİNMİŞ
Soruşturmada olay yerine ilk ulaşan askerî ekip ile kaza kırım ekibi de mercek altına alındı. Gürlek, o döneme ait HTS ve uçuş radar kayıtlarının silindiğinin tespit edildiğini açıkladı.
HTS kayıtlarının soruşturma açısından kritik önem taşıdığını belirten Gürlek, “İlk kimin kimle görüştüğü, hangi bazdan görüştüğü; yani örgütsel bir eylem olup olmadığını HTS kayıtlarından inceliyoruz. Yani radar kayıtları ve HTS kayıtlarının silinmesi tamamen o tarihlerde örgütün en önem verdiği konu” dedi.
DOSYADA 21 TUTUKLU VAR
Gürlek, soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde özel bir ekip kurulduğunu, ilk operasyonun gerçekleştirildiğini ve dosya kapsamında 21 kişinin tutuklu bulunduğunu açıkladı. Tutuklananların büyük bölümünün asker kökenli olduğunu belirten Gürlek, yeni operasyonların gelebileceğini söyledi.
Bakan Gürlek, soruşturmanın geldiği noktayı şöyle anlattı:
“Tabii inceleyince bizim dikkatimizi bu işin bir kaza olmadığı, yani rahmetlinin belirli bir kesimin hedefine girdiği… Özellikle o tarihlerde 2007 ve 2010 tarihlerinde FETÖ silahlı terör örgütü palazlanmaya başladı. Biz nereden biliyoruz bunu? 2007 yılında Hrant Dink cinayeti. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da 2009 tarihinde bu örgütün hedefine giriyor. Daha sonradan da örgütsel bir eylem olarak, bir organizasyon olarak söz konusu eylemin bir cinayet olduğu yönünde şu an çok derin bağlantılar var. Biliyorsunuz burada Ankara Başsavcılığımız özel bir ekip kurdu adliyede. Bakanlığımız haricinde Ankara Başsavcılığımızda olayı takip eden arkadaşlarımız var. İlk operasyonumuzu yaptık. Şu an itibariyle dosyada 21 tutuklu şahıs var. Bunlar genelde asker ağırlıklı olan şahıslar. Bu operasyonların mutlaka devamı gelecek”
Gürlek, soruşturmanın herhangi bir kişi, makam veya unvan gözetilmeksizin sürdürüleceğini söyledi.
“Bu olayı çözmek zorundayız. Devlet çünkü ortada bir cinayet varsa bunu çözmek zorunda. Hele Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu devletin borcu, bizim de sizlere sözümüz olsun. Sonuna kadar gideceğiz” diyen Gürlek, soruşturmada sorumluluğu bulunan herkesin araştırılacağını vurguladı.
Yazıcıoğlu'nun ailesine ithafen konuşan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani bizim size sözümüz, devlet olarak sözümüz. Burada dediğim gibi örgütsel anlamda bir eylem var. Bu örgütsel anlamda eylemin en karanlık noktasına kadar, yani bu eylemde görev olan kim varsa sonuna kadar gideceğiz, çözeceğiz.
Karanlık bir nokta kalmayacak. Hem kamu vicdanı tatmin olacak hem inşallah sizin de vicdanınız tatmin olacak. Bu da bizim size sözümüz. Bizim görevimiz bu.
Burada devlet şahıslara bakmaz. Eylemde sorumluluğu var mıdır, yok mudur?”
Bakan Gürlek, “Hem sizin vicdanınızda hem kamu vicdanında kesinlikle her şey berraklaşacak, aydınlanacak. Siz içinizi ferah tutun. Biz bu olayın peşindeyiz, arkasındayız.” dedi.
Gürlek ayrıca, “Tekrardan başınız sağ olsun. Türkiye için gerçekten çok büyük bir kayıp, çok büyük bir değerdi rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu. Herkesin sevdiği güçlü bir liderdi. Allah rahmet eylesin. Ama devlet olarak biz bu cinayeti ortaya çıkartacağız. Yani karanlıkta bir şey kalmayacak” ifadelerini kullandı.
Bakan Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesiyle görüştü