İstanbul'un gerçek sahipleri: Sokak kedileri şehri pati pati fethetti
Dünyanın en kalabalık şehirlerinden İstanbul'da sokak kedileri yüzyıllardır mahalle kültürünün, dayanışmanın ve ortak yaşamın simgesi olarak yaşıyor. 8 Ağustos Uluslararası Kedi Günü'nde AA muhabirleri kentin dört bir yanındaki kedileri görüntüledi.
İstanbul'da sabah dükkanını açan esnafın ilk selamlaştığı, vapur iskelelerinde yolcuları karşılayan ve cami avlularında dinlenen sokak kedileri, kentin yüzyıllardır değişmeyen sakinleri arasında yer alıyor.
Hayvan Refahı Fonu (IFAW) girişimiyle 2002 yılından bu yana 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü, İstanbul'un adeta simgesi haline gelen sokak kedilerini bir kez daha gündeme taşıdı.
Mahalle sakinleri tarafından isimleriyle çağrılan, beslenen ve hastalandıklarında tedavi ettirilen sokak kedileri, şehrin kültürel belleğinde de kendilerine özgü bir yer ediniyor.
Dükkan önlerinden vapur iskelelerine, balıkçı barınaklarından tarihi camilerin avlularına, sahafların kitap raflarından Kapalıçarşı'nın halı dükkanlarına kadar kediler insanlarla aynı yaşamı paylaşıyor.
Balat'ın tarihi sokaklarında yaşayan "Gırgır", her gün mum kokulu bir dükkanın kapısında turistleri karşılıyor. Mahallenin tanıdık yüzlerinden Gırgır, dükkan açılmadan kapının önünde yerini alarak günün ilk misafirlerini bekliyor.
Aynı mahallede İstanbul motifleriyle seramik üreten küçük bir dükkanı kendine yuva seçen "Nar", mahallenin en bilinen sakinlerinden biri haline geldi.
Dükkan sahibiyle kurduğu bağ sayesinde ziyaretçilerin de ilgi odağı olan "Nar", İstanbul'un insan-kedi dayanışmasının küçük ama somut bir örneğini oluşturuyor.
Beyazıt Sahaflar Çarşısı'ndaki Dilmen Kitabevi'nin müdavimleri ise dört kedi: "Naciye", "Gümüş", "Şakir" ve "Sado".
Yıllardır tarihi kitapların arasında yaşayan bu kediler, dükkanın ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor.
Kitap almaya gelen birçok ziyaretçi, raflardan önce Dilmen Kitabevi'nin kedilerini selamlıyor.
Kapalıçarşı'da 60 yılı aşkın süredir halıcılık yapan Necip Açıkgöz'ün dükkanında yaşayan "Karaoğlan", çarşının en bilinen kedileri arasında yer alıyor.
Gelen müşterileri kapıda karşılayan "Karaoğlan", gün boyu dükkandan ayrılmadan sahibine eşlik ediyor.
Heybeliada'da Adabüs durağında yolcularla birlikte bekleyen beyaz kedi, ada sakinlerinin günlük rutinine yıllardır sessizce eşlik ediyor.
Ümraniye'de Çarşı Metro İstasyonu'nda asansöre binerek caddeye çıkan bir kedi, İstanbul'da insanlarla iç içe yaşamın en dikkat çekici örneklerinden birini oluşturuyor.
Üsküdar'da görme engelli seyyar satıcı Mesut Sever'in tezgahı da sokak kedilerinin uğrak noktalarından biri.
Gün boyu Sever'e eşlik eden kediler tezgahın etrafında dinlenerek insanla hayvan arasındaki doğal bağı gözler önüne seriyor.
Kuzguncuk'un renkli sokaklarında İstanbul manzarasına karşı dolaşan kediler, şehrin yalnızca sokaklarında değil hafızasında da iz bırakıyor.
Dünyanın birçok kentinde sokak hayvanları görünmez bir varlık olarak yaşarken İstanbul'da kediler yüzyıllardır mahalle kültürünün ve dayanışmanın simgesi sayılıyor.
Sokak kedileri, İstanbul'un tarihi ve kültürel kimliğinin ayrılmaz unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.
8 Ağustos Uluslararası Kedi Günü, İstanbul'un sokaklarında her gün yaşanan bu ortaklaşa hayatı hatırlatırken kedilerin kent kimliğindeki yerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
(AA)