Şahin Aybek
Ücretli öğretmenlik ve usta öğreticilik sistemi tam olarak nedir?
“Ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, kadrolu meslektaşlarıyla aynı müfredatı işleyip aynı sorumlulukları almalarına rağmen; ne özlük hakları ne de maaşları eşittir.”
“Güvencesiz öğretmen, güvencesiz gelecek demektir. Biz geleceği ayakta tutanlarız, artık görmezden gelinmek istemiyoruz.”
Usta öğretici Ayşegül İpek Gök ile ücretli öğretmenlik ve usta öğreticilik üzerine konuştuk.

ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK VE USTA ÖĞRETİCİLİK SİSTEMİ TAM OLARAK NEDİR? KAMUOYUNDA BU MESLEK GRUPLARI NEDEN 'STATÜ' MÜCADELESİ VERİYOR?"
Aslında en temel sorun, 'aynı işe farklı statü' uygulamasıdır. Ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, kadrolu meslektaşlarıyla aynı müfredatı işleyip aynı sorumlulukları almalarına rağmen; ne özlük hakları ne de maaşları eşittir. Mevcut sistemde bu öğretmenler girdikleri ders saati kadar ücret alıyorlar. Resmi tatillerde, bayramlarda ve kar tatillerinde maaşları kesiliyor, sigorta primleri eksik yatırılıyor.Statü mücadelesinin temelinde, emeğin karşılığının tam olarak alınması ve 'geçici işçi' muamelesinden kurtulup 'öğretmen' onuruna yakışır bir güvenceye kavuşmak yatıyor.
EKONOMİK ŞARTLAR GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA, BİR ÜCRETLİ ÖĞRETMENİN VEYA USTA ÖĞRETİCİNİN AYLIK GELİRİ VE SOSYAL HAKLARI NE DURUMDADIR?
Rakamlar maalesef çok düşük. Birçok ücretli öğretmen ve usta öğretici, tam zamanlı çalışmasına rağmen ay sonunda eline geçen rakam asgari ücretin bile altında kalabiliyor. Sigorta primleri ise ayda 30 tam gün üzerinden değil, girilen ders saati hesaplanarak yatırılıyor. Bu da emekli olabilmek için bir öğretmenin normalden iki-üç kat daha fazla çalışması gerektiği anlamına geliyor. Yaz tatillerinde maaş ve sigorta tamamen kesildiği için bu insanlar yaz aylarını işsiz ve güvencesiz geçiriyorlar.
USTA ÖĞRETİCİLERİN HALK EĞİTİM MERKEZLERİNDEKİ ROLÜ NEDİR? ONLARIN YAŞADIĞI EN BÜYÜK MAĞDURİYET HANGİ NOKTADA DÜĞÜMLENİYOR?
Usta öğreticiler, Türkiye’nin her yerinde hayat boyu öğrenme süreçlerinin bel kemiğidir. Sanattan zanaata, teknolojiden okuma-yazma kurslarına kadar çok geniş bir alanda hizmet verirler. Ancak her yıl kurs onayları yenilenirken "acaba bu dönem görev alabilecek miyim?" kaygısı yaşarlar. Kıdem tazminatı haklarının olmaması ve yıllarını bu işe vermiş kişilerin tek bir idari kararla sistem dışı kalabilmesi en büyük mağduriyettir. Yani burada puanlama sistemi, kota sorunu,öncelikli kurslar,liyakat gibi sorunlarla karşıaşmaktayız.Adaletsiz bir sistemle boğuşuyoruz.Yılların emeği, bir puanlama sistemine veya kursun açılıp açılmamasına bağlı olmamalıdır.
BU SİSTEMİN SÜREKLİLİĞİ, ÖĞRENCİLERİN EĞİTİM KALİTESİNİ VE MOTİVASYONUNU NASIL ETKİLİYOR?
Eğitimde süreklilik esastır. Bir sınıfta öğretmen her yıl, hatta bazen her dönem değişiyorsa orada başarıdan söz etmek zordur. Ücretli öğretmenler düşük ücret ve güvencesizlik nedeniyle haklı olarak daha stabil bir iş buldukları an sistemden ayrılmak zorunda kalıyorlar. Bu 'sirkülasyon' hem öğrencinin öğretmene olan bağını koparıyor hem de eğitimde fırsat eşitliğini zedeliyor. Öğretmenin geçim derdinde olduğu bir ortamda, odağın sadece eğitimde kalması çok güçleşiyor.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDAN VE KARAR VERİCİLERDEN BEKLENTİNİZ TAM OLARAK NEDİR? MASADAKİ ÇÖZÜM ÖNERİNİZ NE?
Çözüm aslında çok net: Emeğin ve tecrübenin ödüllendirilmesi. Yıllarca bu sisteme hizmet vermiş, KPSS tecrübesinin ötesinde 'sınıf tecrübesi' kazanmış öğretmenler ve yıllardır emek verip hala bir statü sahipi olamayan usta öğreticiler için bir kadro düzenlemesi veya özel bir statü yasası çıkarılmalıdır. En son 1993 yılında usta öğreticilere kadro verilmiştir. Heryıl mesleğe yeni başlayanları da düşünürsek bu sistem iyice tıkanmış durumdadır. Yani 33 yıldır biriken sorunlar dağ gibi olmuştur. 120 bin usta öğretici,80bin kadar ücretli öğretmenden bahsediyoruz.Mağdur kesim ortalama 200 bin kişi Sigorta primlerinin 30 gün üzerinden yatırılması, resmi tatillerde ücret kesintisinin son bulması ve kıdem tazminatı hakkının tanınması acil adımlardır. Bizler imtiyaz değil, adil bir çalışma düzeni ve mesleki itibarımızın iadesini bekliyoruz.
Son olarak diyoruz ki ; Güvencesiz öğretmen, güvencesiz gelecek demektir. Biz geleceği ayakta tutanlarız, artık görmezden gelinmek istemiyoruz.
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...