Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Maduro kaçırılırken Çin ne yaptı!

Aslında Trump’ın Venezuela’yı hedef aldığı biliniyordu. Ama bu kadar ileri gideceği, Maduro ve eşinin kaçırılarak ABD’ye götürüleceğine herhalde pek az kişi ihtimal veriyordu.

O anlara dair ilk görüntüler.. Bizdeki derin sessizliğe zıt, dünyadan öfkeli tepkiler.. Sadece yılın değil, son yılların en gerilimli vakasıydı.

Peki dünya liderliğinde ABD ile bilek güreşine tutuşan Çin.. O anlarda ne yaptı? Nasıl önlemler aldı?

Soruların yanıtını Alman akademisyen, bazı üniversitelerde “Çin Kürsüsü” kurucusu ve Çin Minzu Üniversitesi “elçisi” Kurt Grötsch verdi.

Çevirisini de, NATO’dan MOSSAD’a önemli kurumlara dair kitaplarıyla bilinen değerli yazar Hüseyin Vodinalı yaptı ve dikkatimize sundu.

İşte, yılın daha ilk haftasında, 3 Ocak günü yaşanan “Venezuela’dan başkan kaçırma” olayı sırasında yaşananlar. Saat saat Çin’in aldığı acil önlemler:

*. *. *

Çin, ABD’nin Venezuella petrolünü kontrol altına almayı, Güney Amerika’daki Çin varlığını sınırlamanın ve önlenemez hızla ilerleyen yükselişini durdurmanın bir aracı hâline getirdiğinin farkındaydı.

Çin, doğrudan Amerikan imparatorluğunun “yüzer hattını” hedef alan adımlar attı. Zira Venezuella’ya yönelik saldırı, çok kutuplu dünya projesine ve BRICS grubuna karşı ilan edilmiş bir savaş anlamına geliyordu.

• BİRKAÇ SAAT SONRA: Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı haberinin yayılmasından sadece birkaç saat sonra, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Komünist Partisi Siyasi Büro Daimî Komitesi’ni acil toplantıya çağırdı. Toplantı tam 120 dakika sürdü. Resmî bir açıklama yapılmadı, diplomatik tehditler savrulmadı; fırtına öncesi sessizlik hâkimdi.

Bu toplantı, Çinli stratejistlerin “asimetrik kapsamlı karşılık” olarak adlandırdığı mekanizmayı devreye soktu. Bu, Çin’in Batı Yarımküre’deki ortaklarını hedef alan bir saldırıya verilen cevaptı.

• ERTESİ GÜN 9.15: Çin’in ilk aşama tepkisi, 4 Ocak sabahı saat 09.15’te başladı. Çin Merkez Bankası, sessizce, Amerikan savunma sanayisiyle bağlantılı şirketlerle yapılan tüm ABD doları işlemlerini geçici olarak askıya aldığını duyurdu. Boeing, Lockheed Martin, Raytheon ve General Dynamics gibi şirketler, hiçbir ön uyarı olmaksızın Çin’le tüm işlemlerinin dondurulduğu haberiyle güne uyandı.

• 4 OCAK 11.43: Dünyanın en büyük elektrik şebekesini işleten Çin Devlet Elektrik Şebekesi Şirketi, Amerikan elektrik ekipmanı tedarikçileriyle yaptığı tüm sözleşmeleri kapsamlı bir teknik incelemeye aldığını açıkladı. Bu adım, fiilen Çin’in Amerikan teknolojisinden kopuş sürecini başlatması anlamına geliyordu.

• 4 OCAK 14.17: Dünyanın en büyük devlet petrol şirketi olan Çin Ulusal Petrol Şirketi, küresel tedarik hatlarını stratejik olarak yeniden düzenlediğini duyurdu. Bu karar, yıllık 47 milyar dolar değerindeki Amerikan rafinerilerine petrol tedarik sözleşmelerinin iptaliyle “enerji silahının” yeniden devreye sokulması demekti.

ABD’nin doğu kıyılarına yönelen petrol sevkiyatları Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Küresel Güney’deki diğer ortaklara yönlendirildi. Bunun sonucunda petrol fiyatları tek bir işlem gününde %23 yükseldi.

Daha da önemlisi, verilen stratejik mesajdı: Çin, tek bir kurşun atmadan ABD’yi enerji açısından boğma kapasitesine sahiptir.

Bir diğer adımda, dünya deniz taşımacılığı kapasitesinin yaklaşık %40’ını kontrol eden Çin Denizcilik Şirketi (China Ocean Shipping Company), “operasyonel rota optimizasyonu” adını verdiği uygulamayı devreye soktu.

Bunun sonucunda Çin gemileri, Long Beach, Los Angeles, New York ve Miami gibi Amerikan limanlarını pas geçmeye başladı. Çin deniz lojistiğine büyük ölçüde bağımlı olan bu limanlar, konteyner trafiğinin %35’ini bir anda kaybetti.

Bu durum, Walmart, Amazon ve Target gibi büyük şirketler için gerçek bir felakete dönüştü. Zira bu şirketler, Çin’de üretilen malların ABD limanlarına taşınmasında Çin gemilerine bağımlıydı. Tedarik zincirleri saatler içinde kısmen çöktü.

Bu hamlelerin en dikkat çekici yönü, eşzamanlılıklarıydı.

Zincirleme bir etki yaratarak ekonomik darbeyi katbekat büyüttüler.

Bu, kademeli bir tırmanma değil; ABD’nin karşılık verme kapasitesini felce uğratmak üzere tasarlanmış sistemik bir şoktu.

ABD hükümeti bu darbeyi henüz sindirememişken, Çin yeni bir adım attı: Küresel Güney’in seferber edilmesi.

• 4 Ocak 16.22: Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi; Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, İran, Türkiye, Endonezya ve 23 ülkeye daha, Amerikan müdahalesiyle iktidara gelecek herhangi bir Venezuela hükümetini tanımayacağını açıkça beyan eden ülkelere derhâl geçerli olacak ayrıcalıklı ticaret koşulları teklif etti.

24 saatten kısa bir süre içinde 19 ülke bu teklifi kabul etti. İlk kabul eden Brezilya oldu; onu Hindistan, Güney Afrika ve Meksika izledi. Böylece “fiilen çok kutuplu dünya” kavramı somutlaştı.
Çin, ekonomik teşvikleri bir silah gibi kullanarak ABD karşıtı bir koalisyonu anında oluşturmayı başardı.

• 5 Ocak’ta son dokunuş: Pekin finansal silahı devreye soktu. Çin’in sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi, Washington’un kontrolündeki SWIFT sisteminden kaçınmak isteyen her türlü uluslararası işlemi karşılayacak şekilde kapasitesini genişlettiğini duyurdu. Bu, Çin’in dünyaya Batı merkezli finans sistemine tam ve işlevsel bir alternatif sunduğu anlamına geliyordu.

Amerikan finans altyapısına bağlı kalmadan ticaret yapmak isteyen her ülke, şirket ya da banka; %97 daha ucuz ve daha hızlı olan Çin sistemini kullanabilir hâle geldi.

Tepki anında ve sarsıcı oldu: İlk 48 saat içinde 89 milyar dolarlık işlem gerçekleştirildi. 34 ülkenin merkez bankası Çin sisteminde operasyonel hesap açtı. Bu da ABD’nin en önemli finansman kaynaklarından birinde dolarizasyonun çözülme sürecinin hızlandığını gösteriyordu.

Teknoloji cephesinde ise, dünya nadir toprak elementleri üretiminin %60’ını kontrol eden Çin, yarı iletkenler ve elektronik bileşenler için hayati öneme sahip bu madenlerin, Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını destekleyen ülkelere ihracatına geçici kısıtlamalar getirdi. Bu karar; Apple, Microsoft, Google ve Intel gibi Amerikan teknoloji devlerinde büyük bir endişe yarattı. Zira bu şirketler temel bileşenlerde Çin tedarik zincirlerine bağımlıydı ve üretim sistemleri haftalar içinde çökme riskiyle karşı karşıya kaldı.

*. *. *


Bizler Batı’ya.. ABD VE Venezuela’ya kilitlenmişken.. Doğu’da Çin, erken kalkıp hızlı tespit ve kararlarla, ABD’ye karşı sessiz bir savaşa girmiş. Trump’ı en hassas olduğu noktalardan vurmuş.

Sonuç net:

2026 yılına Trump’ın, tek kutuplu dünyanın reisi olma hayalinin çöküşüyle girdik.

Sadece Çin değil.. Avrupa Grönland meselesi yüzünden karşısında. Latin Amerika ülkeleri saldırısına karşı teyakkuzda..

İçerde de kendi partilileri bile askeri sokağa indirdiği için kızgın.

Golden Globe ödül törenine katılan dünya ünlüsü aktörler, lafı hiç dolandırmadan en ağır ifadelerle öyle suçladılar ki… Neler olup bittiğini anlamakta zorluk çeken cahil muhafazakar Amerikalılar bile bir durup düşündü..

Bize gelince..

Malum, Saray en kritik dış meselelerde toplantıya dahi gerek duymuyor.

Zira, Erdoğan için, alınabilecek tek önlem “susmak ve Trump’ı üzmemek”..

Beylerin tek yaptığı, operasyon dalgalarıyla ortalığı karıştırmak.

Mesela;

Hakkındaki iddialar arşa çıkan avukat Rezan Epözdemir tahliye edildi de.. Hayata tutunmaya çalışan Murat Çalık için dudaklar mühürlü.

Bülent Arınç’ın da itiraf ettiği üzere, adaylığını erken açıkladığı için kendisini Silivri’de bulan Ekrem İmamoğlu ise cezaevinde 300 günü geride bıraktı.

Erdoğan’ın dünya lideri olduğunu zanneden kaldı mı bilmiyorum. Saray köşecileri bile Saray’dan kaçıyor, teker teker firar ediyor baksanıza!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

İran'dan ders çıkarmalıyız

14 Ocak 2026 Çarşamba 09:37

Memleket de bölge de "perperişan"

12 Ocak 2026 Pazartesi 09:31

İran: Tarih Nasıl Yazılacak?

10 Ocak 2026 Cumartesi 09:21

Saray'dan bildiriyorum!

09 Ocak 2026 Cuma 09:24

Bir efsanenin sonu

07 Ocak 2026 Çarşamba 09:23

Trump'a heyheylenmenin konforu!

06 Ocak 2026 Salı 09:34

Erdoğan'ın seçimi!

05 Ocak 2026 Pazartesi 08:59

İktidarda kemik erimesi!

02 Ocak 2026 Cuma 09:09

Dünya liderinin ülkesinde yeni yıl

01 Ocak 2026 Perşembe 09:40