MGK garantili ekonomi politikası

Yayınlanma:
Güncelleme: 29 Kasım 2021 08:31

Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) görevleri arasında iktidarın ekonomi politikasını uygulatmak gibi bir görevi yoktu.

Son toplantısından sonra yapılan açıklama böyle bir görevi de üstlendiği anlaşıldı.

MGK’nın son bildirisinde şu ifadeye yer verildi:

“Türkiye’nin inşa ettiği sağlam altyapı üzerinde, hedeflerine uygun şekilde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomi politikalarını hayata geçirme sürecinde karşılaştığı ve karşılaşabileceği sınamalar ile tehditler değerlendirilmiş, cumhuriyetimizin 100. yılına her alanda olduğu gibi iktisadi olarak da güçlü şekilde ulaşma kararlılığı teyit edilmiştir.”

Bu ifadeden anlaşılıyor ki MGK, iktidarın ekonomi politikasını çok beğenmiş, destekleme kararı almış ve bu politikaya muhalefet edeceklere karşı neler yapılabileceğini değerlendirmiş.

MGK bu açıklamasıyla, iktidarın ekonomi politikasına karşı çıkılmasını “milli güvenlik sorunu sayarım” diyor ki bu açıkça muhalefete tehditvari bir mesaj niteliği taşıyor.

Anayasaya göre görevi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli güvenlik siyasetini belirlemek, Türkiye’ye yönelik tehditleri saptamak ve alınması gereken önlemler konusunda hükümete tavsiyelerde bulunmak olan MGK’nın iktidarın ekonomik kararlarının garantörlüğüne soyunması yeni bir duruma işaret ediyor.

Bu durum Türkiye’nin bir parti-devlete dönüşmüş olmasıdır.

Bildiride, komutanların da imzası olduğuna göre iktidarın “değersiz lira, değerli döviz” politikası askeri güçle de desteklenmiş bir politika oluyor.

Demokratik rejimlerde, askerin, polisin, yargının hükümetin ekonomi politikasını desteklemek, muhalefete gözdağı vermek, muhalefetin siyaset alanını daralmak gibi bir görevi olmaz, olamaz.

Halka acı reçete içirmek için devlet gücünün kullanıldığı dönemler olmuştur. Ancak o dönemler demokratik dönemler değildir. Demokrasinin askıya alındığı dönemlerdir.

Örneğin, dar ve sabit gelirli halkı ezen, fakirleştiren 24 Ocak kararları 12 Eylül rejiminin baskısı altında uygulanmıştır. Sendikalar etkisizleştirilmiş, grev yasaklanmış, protesto gösterilerine izin verilmemiştir. Sadece Türkiye’de değil dünyada da örnekleri yaşanmıştır.

MGK bildirisi aslında bir süredir fiilen uygulanan devlet gücüyle muhalefeti sınırlama politikasının resmen ilânı anlamı da taşıyor.

İktidar, uzunca bir süredir toplumsal ve siyasal muhalefeti siyaset dışı araçlarla baskılıyor.

Grev yapan işçilere kolluk güçleriyle müdahale ediyor. Hakları için yürüyüş yapan kadınları yine kolluk güçleriyle yerlerde sürüklüyor. Baro başkanlarını Ankara’ya sokmuyor. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine terörist muamelesi yapıyor. Anayasanın güvencesi altında olan barışçıl protesto haklarını kullanmalarına izin vermiyor. Pandemi yasaklarını sadece muhalefet partileri için uyguluyor. İktidar partisi için uygulamıyor. Muhalefet partilerinin mitinglerinde talep edilen meydanı yasaklıyor.

Muhalefet liderlerini tehdit ediyor. Ana muhalefet liderine yapılan linç girişimini anlayışla karşılıyor, saldırganlara kahraman muamelesi yapıyor.

Şimdi de MGK kararıyla iktidarın ekonomi politikasına muhalefet edilmesinin milli güvenliğe tehdit olarak yorumlanacağını dünyaya duyuruyor.

Muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, üniversitelerin, değersiz lira, değerli döviz politikasını itiraz etmeden kabullenmelerini istiyor.

Değersiz lira, değerli döviz demek yüksek enflasyon demektir. Yüksek enflasyon ise dar ve sabit gelirli halkın daha fakirleştirilmesi demektir. Milli gelirin işçiden memurdan, emekliden, küçük esnaftan sermayeye biraz daha fazla aktarılması demektir.

Ucuzlatılmış ülke olarak ihracat patlamasıyla krizden çıkılacağına, bunun için halkın biraz daha fakirleşmeyi kabul etmesi gerektiğine dayatan bu politika daha önce denenmiş ve başarılı olmadığı görülmüştür. Fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapmaktan başka bir işe yaramamıştır.

Bugün aynı politika yeniden deneniyor.

Bu kez itirazları şimdiden ortadan kaldırmak için devletin sopası da gösteriliyor.

Bu politikaya MGK garantisi verilmesinin başka bir anlamı yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar