ÇİÇEK: “LAİKLİKTE TEREDDÜT YOK”

Türkiye son günlerde laiklik ilkesi ve uygulamalarını tartışmaya başladı.

Bu tartışma büyük ölçüde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın laiklik karşıtı söylemlerinden kaynaklandı. Erbaş, laiklik ilkesiyle bağdaşmayan bir şekilde inancın sadece kişi ile Allah arasında kalmamasını, ticarete, siyasete, adalete, yargıya da yansıması gerektiğini savundu.

Erbaş’ın açtığı bu tartışmaya AK Parti eski milletvekili Resul Tosun da “laiklik ilkesinin anayasadan çıkarılması veya anayasada tanımlanması” gerektiğini savundu.

Bu süreçte Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanlığı’na yeniden atanması Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın koruması ve desteği altında konuştuğu biçiminde algılandı. Erbaş’ın bu çıkışlarının, siyasi olarak iktidarın muhafazakâr kesimden kaybettiği oyları geri almayı amaçladığı yorumları yapıldı.

İktidar, mevcut Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddeleri arasında yer alan 2. maddedeki laiklik ilkesini çıkarabilir mi? Bu tartışmaları oy toplama taktiği olarak gibi yapıyor, yoksa stratejik hedefi laikliği kaldırmak mı? Bunu yapabilecek gücü var mı?

Bu sorulara yanıt aramak için Adalet Bakanlığı süresince temel yasalarda çok önemli reformlarda imzası bulunan, 2011 yılında muhalefet partileriyle birlikte Meclis’te başlatılan anayasa değişikliği çalışmalarına başkanlık yapan ve 60 madde üzerinde uzlaşma sağlanmasıyla ilgili süreci yöneten eski Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek’le konuştum.

Çiçek, laiklikle ilgili son tartışmaları nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruma “yararlı ve sonuç getirecek bir tartışma olarak görmediği” yanıtını verdi ve gerekçelerini şöyle açıkladı:
“Türkiye’nin birçok meselesi varken, durduk yere böyle bir tartışma yapılmasını yararlı ve pratik açıdan anlamlı bulmuyorum. Bizim laiklikle ilgili bir sorunumuz yok. Laiklikte bir tereddüt yok. Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili de bir sorunumuz yok. Kaldı ki, gerek Cumhur İttifakı’nın gerek millet İttifakı’nın Meclis’te anayasa değişikliği yapacak bir çoğunluğu da yok. Bu durumda böyle bir tartışmayı yürütmenin anlamı ve pratik bir sonucu yok. Ayrıca henüz partilerden biri ortaya birinci maddesinden yürürlük maddesine kadar hazırlanmış bir anayasa taslağı metni de ortaya koymuş değil. Hangi metin üzerinden tartışacaksınız?”

MHP’NİN KIRMIZI ÇİZGİSİ
Çiçek, tartışmayı pratik açısından anlamsız kılan bir diğer faktöre de şöyle dikkati çekti:
“Şimdi bir ittifak içindesiniz. Cumhur İttifakı’nın içinde olan MHP’nin görüşü var. MHP için anayasanın ilk 4 maddesi kırmızı çizgi. Bunu ilân etmiş bir parti ile ittifak söz konusu. MHP’nin bu tutumunun pratikte bir anlamı var. Laiklik konusunda bir tereddüt de olmadığına göre sonuç getirecek bir tartışma değil. Durup dururken bir sorun yaratmanın, seçim yaklaşmışken bazı seçmeni uzaklaştırmanın bir anlamı yok.”

GÜNDEME GELMEDİ
Çiçek’e 2011 yılında başlatılan ve 60 madde üzerinde partilerin uzlaşma sağladığı anayasa değişikliği çalışmalarında laiklik ilkesinin veya ilk dört maddenin değiştirilmesinin gündeme gelip gelmediğini de sordum.
Şu yanıtı verdi:
“Hayır, hiç gündeme gelmedi. Partilerin hiçbiri böyle bir konuyu açmadı. Sadece gayri resmi olarak 1982 Anayasası’nın dilinin bozuk olduğu konuşuldu. Gerçekten 1982 Anayasası’nın mimarı olan rahmetli hocamız Orhan Aldıkaçtı’nın dili biraz arızalıydı. İlk dört maddede de Türkçe bakımından bozuk ifadeler vardı. Belki maddenin özünü değiştirmeden daha güzel bir Türkçe’yle ifade edilebileceği konuşuldu. Maddenin özü Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olduğudur. Dilinin Türkçe olduğu, bayrağımız, İstiklal marşımız, başkentinin Ankara olduğunu ifade eden hükümler.  Bu ilkelerin çok daha güzel bir Türkçe ile ifade edilmesi ihtiyacı üzerinde duruldu. Ama sonra öyle bir çalışmaya da sıra gelmedi.”

AK PARTİ’Yİ BAĞLAMAZ
Eski AK Parti Milletvekili Resul Tosun’un, laikliğin anayasadan çıkarılması ve açık biçimde tanımlanması gerektiği görüşü konusunda ne düşündüğünü sorduğumda Çiçek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sayın Resul Tosun eski milletvekilimiz. Şu anda milletvekili değil ve ayrıca AK Parti yönetiminde bir görevi de yok. Bu nedenle Sayın Tosun’un görüşleri partiyi bağlamaz. Kişisel görüşleridir, sadece kendisini bağlar.”

BEŞ ALANDA GÜNCELLEME ŞART
Deneyimli bir siyaset ve devlet adamı olarak Çiçek, anlamsız, sonuç getirmeyecek tartışmalar yerine, Türkiye’nin daha demokratik, daha özgürlükçü bir sisteme kavuşması için siyaset hukukunun güncellemesi gerektiğini savunuyor.

Çiçek güncellenmesi gereken siyaset hukuku alanını şöyle tarif ediyor:
“Türkiye’de siyaset hukukuyla ilgili olarak sadece seçim barajı konuşuluyor. Oysa tek sorun seçim barajı değil. Türkiye’nin daha demokratik, daha özgürlükçü bir ülke olması için siyaset hukukunu tümüyle gözden geçirmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Bu amaçla Türkiye’nin 5 alanda yenileşmeye ihtiyacı var. Demokrasiyi ve özgürlükleri genişletmek için değiştirilip güncellenmesi gereken alanlar, başta anayasa olmak üzere, siyasi partiler, seçim, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, ifade özgürlüğü alanlarındaki düzenlemelerdir.”

ANAYASA İÇİN ORTAK ÇALIŞMA
Çiçek’in bir önerisi de yeni anayasa için iktidar ve muhalefetin ortak bir çalışma yürütmesi.
Çiçek, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın ayrı ayrı anayasa çalışması yürütmesi yerine birlikte çalışmalarının daha doğru olacağını savunuyor. Anayasaların toplumda en geniş uzlaşmaya dayalı olması gerektiğini vurgulayarak, bu amacın ancak ortak bir çalışmayla sağlanabileceğine dikkati çekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar