Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Türkiye belki de cumhuriyet tarihinin en gergin, en tartışmalı ve belki de en çok kaygı duyulan seçimine doğru adım adım yürüyor. Türkiye 1950’den sonraki çok partili siyaset yaşamında üçüncü kez parçalanmış, bölünmüş, kutuplaşmış ve ayrışmış bir yapı içinde deyim yerindeyse seçimlere doğru sürükleniyor. İlk ikisinden (ne yazık ki darbeler çıktığı için) Türk demokrasisinin büyük yara aldığını ve ülkeye geri dönülmez acılar yaşattığını asla unutmamalıyız. 

Sandıkla gelen bir iktidarın; sandıkla gidebilme pozisyonuna karşı olağanüstü bir direnci ve karşı koyma çabasını

hayretle izliyoruz. Toplumun tüm temel değerleri havada uçuşuyor, beka söylemleri ile karşılaşılacak olası bir seçim yenilgisinin daha şimdiden kabullenilmeyeceği gibi bir rüzgar estiriliyor. Toplum bu kutuplaşmanın, bu ayrışmanın, bu ötekileşmenin tam ortasında değil, aslında buna taraf da değil. Bir dönem Suriye halkının 2011’de bu denli ayrışmayı anlayamadığı gibi Türk halkı da bu gerginliğin nedenini ve kökenini anlamakta zorluk çekiyor.
Bu aşamada herkesin kendi kendisine sorması ve yanıtlarını araması gereken ciddi sorular var. Bu sorular ve bulabileceğiniz yanıtları belki de olası bir toplumsal fay kırılmasını şimdiden engelleyebilecek güçte. 
Sorular şunlar;

1-İktidarın “Millet İttifakı” için kullandığı “İllet ve Zillet” ittifakı sözü; muhalefetin Cumhur ittifakı için kullandığı “Dumur ve Kubur” ittifakı sözleri seçim sonrasına taşınacak mı? Eğer bu sert ifadeler seçim sonrasına taşınırsa karşımıza ne gibi sosyal sorunlar çıkabilir?

2-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanı” gömleğini çıkarıp “AKP Genel Başkanı” gömleğini giymesi seçim sonrası toplumda “Tarafsızlık üzerine namusu ve şerefi üzerine mecliste yemin etmiş, ötekileştirmeyen, bölmeyen ve ayrıştırmayan” bir Cumhurbaşkanı profilini zedeler mi? Böyle bir zedelenme toplumda hangi sosyolojik ve psikolojik sorunları doğurur?

3-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; Ankara’nın Millet ittifakı adayı Mansur Yavaş için kullandığı; “Mansur Yavaş’ın Ankara’ya başkan adayı olması hazmedilemez. Mansur Yavaş’ın seçim sonrası ne olacağı belli değil” sözleri ne anlama geliyor? Devletin bir numaralı ismi Ankara’da sandıktan çıkacak sonucu kabul etmeyeceğini mi anlatmaya çalışıyor? Artık sandık Milli İradenin soluk aldığı yer olmayacak mı? Eğer bazı sonuçlar seçim öncesinden hazmedilemez ya da sindirilemezse seçimlere gitmenin bir anlamı var mı? Eğer sandıklardan Cumhurbaşkanını istediği gibi bir sonuç çıkmazsa bu değiştirilebilir bir tercihe mi dönüşecek?

4-MHP Genel Başkanı ve Cumhur ittifakı ortağı Devlet Bahçeli’nin 31 Mart için; “Bir dönümdür, bir milattır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun mahalli idareler yönetimlerinin teşkili ve tezahürü geleceğimiz için paha biçilemez değer ve önemdedir” sözleri ne anlama geliyor? Türkiye yerel yöneticileri mi seçecek yoksa devletin geleceğini mi oylayacak? Eğer Millet ittifakı kazanırsa Türkiye için nasıl bir dönüm noktası nasıl bir milat olacak? Sayın Bahçeli ne demek istiyor?

5-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İYİ Parti lideri Meral Akşener’e “Birileri şu an cezaevinde süre dolduruyor aynı yola sen de düşebilirsin. Milletvekili de değil. Onunla hemen hesaplaşacağız. Onun hesabı ağır olacak” sözleri ne anlama geliyor? Cumhurbaşkanının bir siyasi parti liderini cezaevine attırmakla korkutması demokrasilerde sık rastlanan bir şey mi?

6-MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin : "Biz 31 Mart akşamında sonuç ne olursa olsun 2023 yılını Cumhur İttifakı ile kucaklayacak bir zihniyetin temsilcileriyiz" sözleri bize neyi anlatıyor? Bahçeli’ye göre artık seçimlerin bir önemi ya da ağırlığı kalmadı mı?

Daha sorulacak soru çok ama ben uzatmak istemiyorum…

Özetle;

“Türk demokrasisi ve siyaset yaşamı 31 Mart 2019’daki yerel seçim travmasını aşabilecek mi? Seçim sonuçlarına her kesim rıza gösterip halk özgür ve adil bir seçim yapıldığına ikna edilebilecek mi? Türkiye’yi yöneten tek adam seçim sonuçlarına demokrasinin ve Milli İradenin gereği olarak saygı duyabilecek mi?”
Boşverin şimdi anketleri, manketleri siz önce bu soruların yanıtlarını arayın ve bulunca da bana haber verin…!

Bu yazı toplam 3177 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »