Mustafa K. Erdemol
ABD’nin Venezuela eşkıyalığı! Maduro'nun kaçırılışı bakın nasıl yasallaştırılacak?
ABD’li haydut ne derse desin Venezüela’ya ABD saldırganlığının asıl gerekçesi doğalgaz/petrol zengini olan bu ülkenin enerji piyasasındaki gücünü kırmak, hem Çin’le hem de Rusya’yla kurduğu ABD çıkarlarına aykırı ilişkilerinin bedeliniona ödetmek. Karakas’ın petrol piyasalarını belirleyen güçlerden biri olması da haydutun müdahale gerekçelerinden biri.
Entelektüel dünyamız sefillik içinde, malum. Bu son gelişme vesilesiyle bir kez daha tanık olduk buna. Arka plan bilmeden, önüne ne çıkarsa çıktığı andaki duruma göre değerlendirme yapıp sonuca varan tuhaf bir güruh var memlekette. “Nikolas Madura da hak etmişti”den başlayıp, “Chavez iyiydi ama Maduro halkı bıktırdı” demelere kadar “değerlendirme” yapanlarla dolu ortalık. ABD müdahalesini pek bir utangaçca haklı bulanlar, aynı ABD’nin bizce de elbette “iyi” olan Chavez’i devirmek için darbe yaptığını nedense hatırlamazlar. ABD için ölçünün “iyi” ya da “kötü” olmak olduğunu sanma budalılığı neler söyletiyor kimilerine.
Şahsen, Maduro hakkında defalarca eleştiriler kaleme almış biriyim. Onu Chavez’le karşılaştırmak bile bana zul gelmiştir. Ama Maduro bir hain değildi. ABD ile müttefiklerinin “içerideki” hainlerle birlikte düzenlediği komplolarına karşı sertlikle müdahale etmesi değildi eleştirimin konusu. Başkanlık konutunun önünde ABD’yi ülkesine müdahaleye çağıran haine gül uzatacak hali yoktu elbette. Başında onca bela varken ciddi bir ekonomik program oluşturamaması, ABD tarafından ele geçirilmesinde gördüğümüz gibi kolayca yakalanmasına engel olacak bir savunma sistemi geliştirememesi, işgale açık ülkesinde “halka güvenme” kolaycılığına kapılıp “anayurt” savunması” için işi sıkı tutmaması eleştirilecek taraflarıdır olsa olsa. Ama kimse ülkenin kasasını boşalttığını, petrol gelirlerinden cebine pay aktardığını -rakipleri bile söyeyemiyor bunu- iddia edemez.
Trump’ın şahsi ininde yaptığı basın toplantısında “hakkımız olan petrolü alamıyorduk, artık Venezüela petrolünü biz çıkaracağız” demesi meseleyi yeterince ortaya koymaktadır. Gerlisi lafügüzaftır.
Şimdi, operasyonu konuşalım: Yasadışı mıdır?
BM Şartı (Madde 2) uyarınca, elbette yasadışıdır. Venezuela'nın toprak egemenliği ihlal edilmiştir. Ancak ABD, Maduro'nun sözde liderliğini yaptığı “Güneşler Uyuşturucu Karteli”nin kokaini “kitle imha silahı” olarak kullanıp ABD'ye saldırdığını iddia ediyor. Buna da “Meşru Müdafaa” diyor. Bunu destekleyen hükümler de var uluslararası yasalarda.
Bir devlet başkanını kaçırmak suç değil midir peki? Kılıf çok önceden hazırlandığı için suç falan değildir.
Çünkü 2019’da ABD Adalet Bakanlığı Maduro’yu “başkan” olarak değil “uyuşturucu kaçakçılığı da yapan terör örgütü” yöneticisi olarak sınıflandırmış, hakkında tutuklama kararı da vermişti. Dolayısıyla o tarihten başlayarak diplomatik dokunulmazlığı yoktu. Bakanlığın bunu neden yaptığını son operasyonla anlamış olduk. Buna göre ABD bir devlet başkanını kaçırmış sayılmıyor. Maduro'yu yakalama operasyonu, tutuklama emri uyarınca gerçekleştirildiği, ABD onu bu suçlamalarla resmen yargıladığı için yasal bir operasyon olarak kabul edilmektedir yapılan.
Buna dayanak yapılan bir örnek olayı da anımsayalım:Noriega Davası. ABD, 1989’da Panama’yı işgal ederek Panama diktatörü Manuel Noriega’yı ABD’ye kaçırmıştı. ABD mahkemeleri “yargı yetkisi kaçırma ile ortadan kalkmaz” kararı verdiği için, ordunun herhangi birini, herhangi bir yerden fiziksel olarak mahkeme salonuna götürebilmesi yasal kabul edilmişti. Şimdi aynısı Maduro için geçerli.
ABD mahkemesi “ABD’ye kaçırılmış” olan Maduro’yu yargılayabilir mi? KIlıf çok nasılsa, tabii ki yargılar.
ABD yargısı bunun için 100 yıl evvel yürürlüğe girmiş bir hukuk doktrinine başvuruyor. Doktrinin temel düsturu şu: “Male captus, bene detentus” (Kötü yakalama, iyi gözaltı). Bu, bir sanık kaçırılmış veya ABD'ye yasadışı olarak getirilmiş olsa bile, mahkemenin onu yargılama hakkına sahip olduğu anlamına geliyor. Yani ABD mahkemeleri insan ya da mahkum hakları çiğnemediğinden emin olarak adalet dağıtacak Maduro üzerinden.
Tüm bunlara ragmen yaşanılanı “yasadışı” olarak görmek isteyenler varsa onların çenelerini kapatmalarının da yolu var. ABD, Venezüela’da bir Geçiş Hükümeti kurmaktan söz ediyor. Bu yeni (yani soysuz, kukla) “hükümet ABD operasyonuna geriye dönük olarak onay verirse (tıpkı Panama'nın Noriega sonrası “hükümeti”nin 1990'da yaptığı gibi),Maduro’nun ABD tarafından kaçırılması da iki ülkenin yasal işbirliğine dayalı “iade” olarak kabul edilecek. Yani ABD’ye hukuk guguk vs hatırlatmanın anlamı yok pek.
Maduro gerçekten “suçlu” olsaydı ABD onu Venezüela’da yargılardı pekala. Bundan emin olsaydı bu kadar hukuk oyununa başvurmazdı.
Maduro da hak etti diyenler yeniden bir düşünsün.