ABD İran'da "Kürt kartını" oynarsa... İmralı süreci nasıl etkilenir? İktidar kulislerinden yanıt geldi
ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından ABD'nin Suriye ve Irak'ta olduğu gibi bölgedeki Kürt halkı rejime karşı kullanacağı tartışmaları başladı. Tartışmalar sürerken iktidar kulislerinde bu kez böyle bir planın hayata geçirilmesinin kolay olmadığı konuşulmaya başlandı.
Olası Kürt hareketinin İmralı sürecini nasıl etkileyeceği merak konusu olurken kulislerde İran’daki tablo farklı değerlendiriliyor.
ABD İRAN'DA KÜRT KARTINI OYNARSA...
Nefes yazarı Nuray Babacan'ın aktardığına göre, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan İran savaşının beşinci gününde ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak ve İran’daki Kürt liderlerle telefon görüşmesi yapması dikkat çekti. Bu temasların ardından İran muhaliflerinin Kürtler üzerinden organize edilmeye çalışıldığı ve karadan yeni bir cephe oluşturulmak istendiği yönünde iddialar gündeme geldi.
Bu gelişmelerin, Suriye’deki anlaşma ve İmralı sürecini nasıl etkileyeceği de merak konusu oldu. Kısa süre önce Suriye’de Kürtler yerine merkezi hükümeti tercih eden ABD’nin yeniden “Kürt kartını” kullanamayacağını savunan görüşler de bulunuyor. İktidar kurmayları ve istihbarat kaynaklarına göre ise bu tür girişimlerin sonuç vermesi beklenmiyor.

Yetkililerin değerlendirmelerine göre ABD ve İsrail, geçmişten bu yana bölgedeki Kürtleri kendi politikaları doğrultusunda kullanmaya çalıştı. Özellikle son bir yıl içinde İsrail’in bu yöndeki planlarının bölgeyi yakından tanıyan çevreler için yeni bir durum olmadığı ifade ediliyor.
İran’daki toplumsal yapı da bu tür girişimlerin önünde bir engel olarak görülüyor. İran’da yaşayan Kürtlerin Sünni, Azeri Türkleri ve diğer grupların ise ağırlıklı olarak Şii olduğu belirtilirken, Kürtler dışındaki grupların gelişmelere daha çok inanç ekseninden yaklaştığı, Kürtlerin ise ideolojik bir bakışla değerlendirme yaptığı ifade ediliyor. Bu nedenle söz konusu toplulukların birlikte hareket etmesinin zor olduğu değerlendiriliyor.
Barzani’den ABD/İsrail-İran savaşı açıklaması
Analizlerde ayrıca İran’daki Kürtlerin, bölgedeki diğer Kürt topluluklarına kıyasla kültürel ve yasal haklar bakımından daha geniş imkanlara sahip olduğu belirtiliyor. Bu nedenle ABD ve İsrail’in Kürtler üzerinden bölgede yeni bir kanal açma girişiminin kolay sonuç vermeyeceği, küçük bir grubun iş birliği yapmasının ise yaklaşık 100 milyon nüfuslu İran’da belirleyici bir etki yaratmayacağı ifade ediliyor.
Irak Kürtlerinin ABD ile geçmişte yaşadığı deneyimler de hatırlatılıyor. Buna göre Molla Mustafa Barzani’nin Saddam Hüseyin yönetimine karşı avantajlı bir konumdayken ABD’nin Saddam yönetimiyle anlaşarak Kürtleri yalnız bıraktığı ve bunun sonucunda büyük kayıplarla geri çekilmek zorunda kalındığı belirtiliyor.

Bu nedenle Barzani yönetiminin ABD ve İsrail’in planlarına dahil olmasının düşük ihtimal olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Talabani ve ekibinin ABD’ye yakın bir çizgide olduğu ifade edilse de bölgesel güçlerinin sınırlı olduğu vurgulanıyor. Suriye’de ise ABD’nin merkezi hükümeti tercih ederek SDG ve Mazlum Abdi’yi istemeden de olsa bir anlaşmaya zorladığı, bu aşamadan sonra ABD’nin küçük bazı gruplar dışında bölgede geniş destek bulmasının zor olduğu belirtiliyor.
İMRALI SÜRECİ NASIL ETKİLENİR?
Kürt halkının ABD ile ilişkilerinde çoğu zaman “örgütlü yapıların” etkili olduğu ifade ediliyor. Değerlendirmelere göre ABD ve İsrail gibi ülkeler, istihbarat örgütleri aracılığıyla PKK ve benzeri yapılara silah ve çeşitli avantajlar sağlayarak bu örgütlerin kendi politikaları doğrultusunda hareket etmesini sağlamaya çalıştı.
Bu örgütlerin de zaman zaman propaganda ve baskı yöntemleriyle Kürt halkını bu doğrultuda etkilemeye çalıştığı, Kürtlerin ABD ile inişli çıkışlı ilişkilerinin temelinde de bu örgütlü yapıların çıkarlarının belirleyici olduğu ifade ediliyor.
İran’dan Körfez’e gece misillemesi
PKK’nın bu nedenle bölge ülkelerinin yönetimleri açısından “kullanışlı” görüldüğü değerlendirmesi yapılırken, Abdullah Öcalan’ın geçmişte Suriye’de kalmasına izin verilmesinin nedeninin Türkiye için oluşturduğu tehdit olduğu, İran’ın da benzer şekilde PKK’yı bu amaçla desteklediği ileri sürülüyor.
Öte yandan son gelişmelerin İmralı sürecine etkisi de tartışılıyor. Siyasi çevrelere göre süreç bu aşamadan sonra büyük ölçüde etkilenmeyecek. Bu değerlendirmelerde, iktidarın ve devletin yürüttüğü çabalar ile Abdullah Öcalan’ın sürecin içinde aktif yer almasının sonuç alınmasını kolaylaştırabileceği görüşü dile getiriliyor. Babacan'a göre ise bu süreçte "finali görmeden inanmak zor."