Son Dakika | Süreç yasası görüşmeleri Genel Kurul'da başladı! TBMM'de tarihi oturum

Son dakika... TBMM Genel Kurulu, İmralı Süreci için hazırlanan yasa teklifini oylamak için toplandı. Genel Kurul, gündem dışı konuşmalarla başladı. Başta siyasi parti liderleri olmak üzere vekiller, yasaya ilişkin görüşlerini açıklayacak.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Son Dakika | Süreç yasası görüşmeleri Genel Kurul'da başladı! TBMM'de tarihi oturum

Meclis, PKK'nın silah bıraktığı İmralı Süreci için hazırlanan yasa teklifini oylamak için toplandı.

Genel Kurul, gündem dışı konuşmalarla başladı. Başta siyasi parti liderleri olmak üzere vekiller, yasaya ilişkin görüşlerini açıklayacak.

Grup başkanvekilleri partileri adına görüşlerini açıkladı. AKP'nin önergesi ile süreç yasası için oylama en geç 12 Ağustos'a kadar yapılacak. Oylama bitimi ile de Meclis 1 Ekim'e kadar tatile girecek.

AKP'NİN ÖNERGESİ KABUL EDİLDİ

Önerge Meclis'te oylandı. Süreç yasası böylelikle en geç 12 Ağustos'a kadar oylanacak.

Süreç yasası oylamasının ardından TBMM, 1 Ekim'e kadar tatile girecek. Genel kurul oturumuna 15 dakika ara verildi.

AKP ÖNERGE VERDİ, TEKLİF KABUL EDİLENE KADAR MECLİS ÇALIŞACAK

AKP, süreç kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu gündeminde ilk sıraya alınmasını ve teklif görüşmeleri tamamlanana kadar Meclis çalışmalarının sürdürülmesi için önerge verdi.

Teklif için TBMM 12 Ağustos'a kadar çalışması talep edildi.

Teklif yasalaşınca da TBMM Genel Kurulu'nun 1 Ekim'e kadar tatile girmesi önerildi.

AKP'DEN İYİ PARTİ'NİN ÖNERGESİNE YANIT

AKP'DEN İYİ PARTİ'NİN ÖNERGESİNE YANIT

AKP adına söz alan Cüneyt Yüksel, İYİ Parti'nin önergesindeki anayasa aykırılık iddiasını reddetti.

Yüksel şunları ifade etti:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiği terör meselesinin kalıcı biçimde ülkemizin gündeminden çıkarılması bakımından gerçekten tarihi ve kritik bir eşikteyiz. Huzurdaki teklif 360'tan fazla milletvekilinin imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Bu tarihi meselede ortaya konulan güçlü siyasi iradenin, ortak sorumluluğun ve güçlü bir toplumsal mutabakatın en somut göstergesidir. Bu teklif milletimizin 40 yılı aşkın süredir kanayan yarasını hukukun şifalı eliyle sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Bu teklifin ruhunda büyük mücadelelerde aynı safta duran ve Türkiye'yi oluşturan Türk'ün, Kürt'ün, Arab'ın, Laz'ın, Çerkes'in, Abaza'nın kardeşliği vardır. Bu ruh ortak tarihimizin, ortak kaderimizin ve ortak geleceğimizin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesidir. Bugün tarihimiz bakımından son derece anlamlı iki yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bugün Sevr Antlaşması'nın ve Anafartalar Zaferi'nin... Aslında burada aziz milletimiz Sevr'i Milli Mücadele ile nasıl tarihin çöplüğüne attıysa birliğimizi ve kardeşliğimizi hedef alan terörü de tarihin çöplüğüne atacaktır. Anafartalar'da Türk'üyle, Kürt'üyle omuz omuza destan yazan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve bütün aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifleri İç Tüzüğümüz uyarınca komisyonlarda görüşüldükten sonra Genel Kurulun gündemine gelir ve Genel Kurul tarafından karara bağlanır. İç Tüzüğümüzde Danışma Kuruluna veya grup önerisiyle bir kanun teklifinin görüşülmesini engelleme yetkisi tanınmamıştır. Kanun teklifleri üzerindeki nihai irade Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna aittir. Ayrıca teklife ilişkin Anayasaya aykırılık, hukuki güvenlik ve belirlilik iddiaları komisyonumuzun çalışmalarında ayrıntılı biçimde değerlendirilmiş ve yerinde görülmemiştir. Teklifin kapsamı, uygulanma şartları ve hukuki sonuçları açıkça düzenlenmiş, uygulama objektif şartlara ve yetkili makamların tespit ve kararlarına bağlanmıştır. Dolayısıyla teklifin Genel Kurulda görüşülmesinde engel teşkil edecek bir Anayasaya aykırılık söz konusu değildir. Burada aslında kritik eşik son derece açıktır: Silahların bırakılması ve örgütün varlığına son verilmesi, bunun tespit ve teyit edilmesi. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye terörle mücadelede ağır bedeller ödemiş, ancak milletimizin iradesi ve devletimizin kararlılığı karşısında terör amacına ulaşamamıştır. Bugün geldiğimiz nokta aziz şehitlerimizin fedakarlığının ve kahraman gazilerimizin mücadelesinin eseridir. Edirne'den Hakkari'ye yükselen ortak ses şudur: Artık evlatlarımız değil, silahlar toprağa gömülsün! Bu düşüncelerle kanun teklifinin Genel Kurulda görüşülmesine başlanmasını öngören grup önerisine katılmıyor ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

ÖZDAĞ: TÜRKİYE İDARE ETMEK KOLAYDIR, ZOR OLAN YÖNETMEK

ÖZDAĞ: TÜRKİYE İDARE ETMEK KOLAYDIR, ZOR OLAN YÖNETMEK

Yeni Yol Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, İYİ Partinin grup önerisi üzerine söz aldı.

Selçuk Özdağ şunları ifade etti:

"Bu süreç başladığı zaman bu parlamentodaki tüm partiler bu terörsüz Türkiye ile ilgili parlamentoda kurulan komisyona katıldılar İYİ Parti hariç. O zaman şöyle söylemiştim bu kürsüde: İYİ Partinin bu noktadaki hassasiyetlerini ve İYİ Partinin söylediklerine kulak verelim ve aynı zamanda da bu noktada tolerans gösterelim. Çünkü biz bu topraklara geldiğimiz andan itibaren çok stratejik topraklara gelmiştik. Benim sözümle Anadolu'da bir söz vardır, derler, şöyle derler, onu aktarayım size: Yol üstünde bağı olanın başı dertten kurtulmazmış. Anadolu'ya geldiğimiz andan itibaren başımız beladan hiç kurtulmadı değerli arkadaşlar. Ta ki Orta Asya'dan göç etmeye başladık, bu göçle beraber de Anadolu'ya ve Balkanlara gittiğimiz zaman da büyük bedeller ödedik. Bu bedel ödememizin sebebi emperyalistlerdi ve çeşitli saiklerdi. Hristiyanlı dünya dini yapmamıştık ve aynı zamanda da bir dünyada yeni bir medeniyet inşa etmiştik. Bu medeniyetin adına da bazen gül medeniyeti, bazen kitap medeniyeti, bazen da Türk-İslam medeniyeti adını vermiştik. Daha sonra İbn Haldun'un ifadesiyle her zevalin bir kemali, her kemalin de bir zevali vardır sözleri gereğince çöküşümüz başladı Osmanlı İmparatorluğunun. Sakarya önlerinde de yeniden biz yeni bir devlet kurduk Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ile beraber. Yine aynı şekilde bedeller ödemeye devam ettik bu topraklarda. Türkiye'de çok isyanlar oldu değerli arkadaşlar. Bu isyanlar sadece etnik isyanlar değildi. Etnik kısımları da vardı ama feodaliteye karşı ve de aynı zamanda otoriteye karşı başkaldırı isyanlarıydı. Bu isyanlar Dersim'de olduğu gibi, Ağrı'da olduğu gibi, Ankara'da Keskin'de de oldu ve benim akrabam da asılmıştı burada. Ve aynısı Konya'da da olmuştu. Aynısı Kozan'da da olmuştu. Ve bu isyanlar devam etti ve bir süre sonra da durduruldu. Ardından Türkiye'de darbeler oldu arkadaşlar. Bu darbeler ekonomimize, demokrasimize ve aynı zamanda kültürel hayatımıza ve milletleşmemize mani oldu. Değerli arkadaşlar, Demirel'in bir sözü var: Türkiye'yi idare etmek kolaydır, yönetmek ise zordur der ve Türkiye'yi kim yönetmek istediyse mutlaka bedeller ödemiştir. Bu bedellere karşı Türkiye'de uzun zamandır bir terör örgütü var. 1983 yılından itibaren tarih sahnesine çıkmış Şemdinli ve Eruh'ta eylemler yapmış bir terör örgütü var. Bu terör örgütü 40 yıldır Türkiye'ye bedeller ödetiyor. Sadece terör örgütü ödetiyor demek de doğru değildir. Türkiye'yi yönetenlerin yanlışları sonucında bu terör örgütünün ortaya çıktığını da bir bedahat olduğunu kabul etmek zorundayız değerli arkadaşlar. O zaman ne yapmamız lazım? Türkiye'yi bir sosyal devlet yapmamız lazım. Türkiye'yi demokratik bir devlet yapmamız lazım. Türkiye'yi bir hukuk devleti yapmamız lazım. Türkiye'de insan haklarının tam ve kamil manada uygulandığı bir devlet haline getirmek mecburiyetindeyiz. Getirebildik mi? Getiremedik. Ve getiremedi... Ve şimdi Türkiye'yi demokratik bir Türkiye yapalım hep beraber. Evet, Türkiye'de silahlar bırakılsın. Silahların bırakılması yetmez. Silahların bırakılmasıyla beraber Türkiye'nin demokratik bir ülke olması gerekiyor. Avrupa Birliği kriterlerinde bir insan hakları, Avrupa Birliği kriterlerinde bir ihale yasası, bir imar yasası, yolsuzluğu ve hırsızlığı önleme yasası ve siyasi ahlak yasasını getirmek mecburiyetindeyiz. O nedenle ben diyorum ki burada: Birbirimize tahammül ederek yeni bir sayfa açılıyor. Bu sayfayla beraber öyle birilerinin söylemiş olduğu gibi tamamen "Yok canım, yapmayalım", birilerinin söylemiş olduğu gibi de "Yok canım, koşar adım gidelim" değil, temkinli bir iyimserlikle bu konuya yaklaşmak mecburiyetindeyiz diyorum ve şu sözü de hiç unutmayın arkadaşlar: Türkiye el-cüz'i la yetetecezza ülkedir, yani parçalanamayan parçadır Türkiye. Biz Kolberg Meydan Muharebesinden beri hep küçüle küçüle buraya kadar geldik. Bundan sonra küçülmeyeceğiz, bundan sonra hep beraber Türkiye'yi zengin yapmanın, mutlu yapmanın, özgür yapmanın yollarını araştıracağız... buna da dikkat edeceğiz, teşekkürler. Ve geçmişte olduğu kadar Atatürk döneminde, İnönü döneminde, Menderes döneminde, Özal döneminde, Erbakan döneminde olduğu, Sayın Ecevit döneminde de olduğu ve bundan.."

ÇÖMEZ: İHANET YASASIDIR

Grup başkanvekillerinin konuşmalarının ardından TBMM Genel Kurulu'nda İYİ Parti önerge sundu.

İYİ Parti, süreç yasası teklifinin anayasaya aykırı olduğu savunusu ile TBMM'de görüşme yapılmamasını istedi.

İYİ Parti adına önergenin gerekçelerini anlatmak için Turhan Çömez, kürsüye çıktı.

Çömez şunları ifade etti:

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ne dediğimi anlamış olsaydınız zaten bu sıkıntıların hiçbirisi olmayacaktı ama eminim biraz sonra ne söylüyorsam anlayacaksınız. Aylarca yasa çalışması yaptınız, aylarca! Bu çalışmalar yapılırken Kandil'deki terör baronları biliyordu, İmralı canisi biliyordu gidip geldiniz, Saray biliyordu ama sizler bilmiyordunuz, haberiniz yoktu! Ve son ana kadar, yasa teklifinin getirildiği ana kadar haberiniz yoktu. Ve önünüze bir beyaz sayfa verildi sizin, imzaladınız. O beyaz sayfanın üzerinde bu yasa teklifinin ne olduğuna dair hiçbir işaret yoktu. Nihayet, nihayet yasa teklifi sunulduktan sonra, parlamentoya geldikten sonra bir kapalı grup toplantısı yaptınız, orada öğrendiniz. Hâlâ orada size yasa teklifi elinize verilmedi. Verilmedi! Burada söylendi. Söylendiği zaman da içinizden bazıları çıktı, dedi ki: "Eyvah! Şimdi biz ne yaparız? Bölgemize gittiğimiz zaman ne söyleyeceğiz?" Bunu söylemeye başladınız. Biriniz de çıktı, dedi ki: "Biriniz de çıktı, dedi ki: Ya bu Anayasaya da aykırı. Yarın benim başıma bir iş gelir mi? Başıma bir iş gelirse ne yaparım falan" diye demeye başladınız. Bunları gazeteler yazdı. Hiçbirisini yalanlayamadınız. Yalanlasaydınız o zaman. Şimdi 5 Ağustos'ta, 5 Ağustos'ta yasa teklifi geldi. 15.30'da Meclis Başkanlığına geldi. 7 Ağustos'ta 15.30'da, 15.30'da komisyona geldi ve o komisyonda o şartlar altında, o şartlar altında son derece küçük, kapalı ve basık bir ortamda alelusul geçirdiniz. Alelusul geçirdiniz ve sonra dediniz ki: "Size iki saat süre. İki saat süre içerisinde ne yazacaksanız yazın." Tabii sizin yazacak hiçbir şeyiniz yok, itirazınız yok çünkü, ne söyleniyorsa onu yapıyorsunuz. Ve yasaya itiraz etmediniz. Şöyle biz oturduk, bütün hazırlığımızı yaptık. Size kocaman bir, tarihe not düşecek kocaman bir şerh gönderdik. Yanı sıra neler yaptık? Yanı sıra dedik ki: "Bakın, bu yasayı kabul etmeyin" dedik, iade dilekçesi verdik. "Bunu reddedin" dedik, kabul etmediniz, işleme bile koymadınız. "Anayasaya aykırıdır" dedik, açıkça Anayasaya aykırı. Şu anda Anayasaya aykırı bir af işlemi yapıyorsunuz, biraz sonra anlatacağım onu. Onu da kabul etmediniz. Dedik ki: "Bir Anayasa Komisyonu kuralım. Anayasa kurulan Anayasa Komisyonunda bunu görüşelim." "Hayır" dediniz, Anayasa Komisyonunu da toplamadınız. "Alt komisyonlar olsun, tali komisyonlar olsun." Onları da toplamadınız. "Peki uzmanlar gelsin. Nerede muhatapları? Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı gelsinler uzun uzun ifadeler versinler, izahatlar yapsınlar. Teknik insanlar gelsin, gazeteciler gelsin, sivil toplum örgütleri gelsin, şehit ve gazi yakınları gelsin, konuşsunlar." Onu da yapmadınız. "Aman bir an önce bitsin ve biz bunu yasalaştıralım." Niye öyle bir aceleniz var ki? Teröristlere af getireceksiniz. 9 bin teröriste af getireceksiniz. Bununla ilgili gece gündüz uğraşıyorsunuz. "Etki analiziniz var mı?" dedik. Yani bunun nelere mal olacağına dair biraz sonra bahsedeceğim. "Etki analiziniz var mı elinizde?" Onu da yapmamışsınız. Yani cezaevindeki 4 bin teröristi, dışarıdaki toplam 9 bin teröristi affetmeniz halinde neler olacak diye soruyoruz, hiçbir etki analiziniz yok. Biz yaptık oldu, koşun peşimizden. Çünkü Kandil baronları öyle istiyor, İmralı canisi öyle istiyor. Onları söylediniz ve dedik ki nihayetinde: "Pazartesi günü yapmayın, Meclis, televizyonu yayınlasın, bütün Türkiye görsün. Aman mümkün olduğu kadar kimse duymasın. Yaptığımız işten kimsenin haberi olmasın" dediniz. Peki bu süreçte kimin haberi vardı? Bu süreçte, bu süreçte İngiliz yayın organlarının haberi vardı. Reuters'tan öğreniyoruz, 10 ay önce Reuters açıklama yaptı, dedi ki: "9 bin teröristi affedecekler, çalışma yapıyorlar." Peki başka ne vardı? Amerikan Büyükelçisi tarif ediyordu, Amerikan Büyükelçisi. Ne diyordu Amerikan Büyükelçisi? "Çözüm süreci bir ülkenin, bir ülkenin diplomatı başka bir ülkenin iç işleriyle ilgili açıklama yapıyor. 4 ülkedeki Kürtler bir araya getirilecek" diyor. Anlaşıldı talimat nereden geliyor size. Projeyi kimlerin irade ettiğini, kimlerin arkasında durduğunu anlıyoruz. Biriniz de kalkıp Amerikan Büyükelçisine "Sen kimsin? Nasıl benim ülkemle ilgili böyle bir şey konuşuyorsun?" diyemediniz. İngiliz yayın kuruluşları gece gündüz yayın yaptılar, kaç bin tane teröristi affedeceğinizle ilgili yayınlar yaptılar. Şimdi buna af demek istemiyorsunuz. Bu açık seçik bir aftır ve 15 yıla kadar ceza almış olanlara 5 yıllık denetimli serbestlik, 15 yıldan sonra, daha uzun sürele ceza almış olanlara da 10 yıllık denetimli serbestlik getiriyorsunuz. Peki niye af demiyorsunuz biliyor musunuz? Çünkü... Buyurun, tamamlayın. PKK'lı teröristler buna af denmesini istemiyorlar. Çünkü diyorlar ki: "Biz suç işlemedik ki. Niye af diyeceksiniz buna? Biz af denmesini istemiyoruz." Ama göz göre göre 4 bin tane teröristi affediyorsunuz ve bir de kurul kuruyorsunuz. O kurula da bütün yetkiyi veriyorsunuz. Ondan sonra da bu yasanın içerisine 10. maddeyi koymuşsunuz. 10. maddeyle de onlara dokunulmazlık veriyorsunuz. 10. madde, aman diyor bunlara dokunmayın her şey yapsınlar. Ve o kurul, o kurul teröristlerin memnu haklarının iadesiyle ilgili 5 yıl veya 10 yıllık süreyi 2 yıl veya 3 yıla çekerek onların parlamentoya gelmesinin yollarını açıyor. Ayrıca o kurula bir yetki daha verdiniz. Nedir o yetki? O yetki de şudur: Şu anda haklarında dava açılmamış Kandil baronlarıyla ilgili bir soruşturma açılması için o kurul karar verecek. Yani kurul diyecek ki: "Hayır soruşturamazsınız." Siz de soruşturmayacaksınız. Bu açık seçik bir ihanet yasasıdır..."

ÇÖMEZ'DEN GÜL'E A YANIT

ÇÖMEZ'DEN GÜL'E A YANIT

İYİ Partili Çömez, AKP'li Gül'ün "Anafartalar" yanıtına şöyle yanıt verdi:

"Siz "Çanakkale'de beraberiz" diyorsunuz ya, Çanakkale'de hep birlikteydik ama bizim aramızda o Çanakkale'de hainler yoktu, teröristler yoktu, bu ülkeyi bölmek isteyenler yoktu, arkasındaki emperyalist kitleler yoktu. Orada gecesini gündüzüne katan, canını feda eden Anadolu aslanları vardı, hep birlikteydik. Onu istismar etmeyin. Google'a bakarak öğrendiğiniz tarihle hareket etmeyin. Bugün 10 Ağustos ve Sevr'in imzalandığı gün. Size söyledik, "Yapmayın bu tarihi" dedik. Çünkü alçak terör örgütü yapmış olduğu toplantıda, yapmış olduğu toplantıda "Biz Sevr için geldik buraya" diyor, bir tek kelime laf söylemediniz. Öyle Google'a bakarak tarihleri araştırıp konuşmayın. Çanakkale'de biz hep birlikteydik, el birliğiyle mücadele ettik. Bu ülkeyi nasıl kurduk? Hep beraber kurduk. Ama yanımızda teröristler yoktu, ihanet edenler yoktu ve biz Çanakkale'de emperyalizme karşı müca..."

AKP'DEN İYİ PARTİ'YE SEVR YANITI

AKP'DEN İYİ PARTİ'YE SEVR YANITI

AKP adına konuşan Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İYİ Parti'nin 'Sevr yıldönümü' eleştirisine yanıt verdi.

"10 Ağustos dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 111. yılında Çanakkale destanını hatırlıyoruz. Bugün işte Sevr'in yıldönümüymüş de bugüne getirmişiz. Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale'de destanı yazılan Anafartalar destanıdır" diyen Gül şunları ifade etti:

Hepinizi saygıyla AK Parti grubumuz adına selamlıyorum. Bugün 10 Ağustos 2014, milletin adamı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk demokrasi tarihinde, siyasi tarihinde ilk defa milletin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmesinin sene-i devriyesi. Cumhurbaşkanımız milletimizden aldığı bu yetkiyle ve güçle, bu iradeyle hem bölgesel tüm krizlerde hem küresel tüm krizlerde hem ülkemizin huzuru için, refahı için her zaman milletimizin yanında olmuştur. O yüzden de milletimiz milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan'a her zaman desteklemiştir, her zaman yanında olmuştur ve tüm bu tecrübe, liderlik hem Türkiye'nin hem dünyanın ihtiyaç duyduğu bir tecrübedir. O yüzden bundan sonraki dönemlerde de 2028'de de Türkiye'nin ve dünyanın, siyasetin, insanlığın Recep Tayyip Erdoğan'ın tecrübesine, birikimine, kararlı liderliğine ihtiyacı var. İnanıyorum ki milletimiz yine Cumhurbaşkanımızın yanında olacak, tekrar yoluna güçlü adımlarla devam edecektir. Tekrar milletimize şükranlarımızı sunuyoruz vermiş oldukları güçlü destek için. Bugün bir diğer önemli gün Anafartalar Zaferi'nin yıldönümü. Ben kanun gündemine girmeyeceğim çünkü birazdan kanunu yeterince maddeleriyle, ayrıntılarıyla konuşacağız, görüş, önerileri alacağız. Ancak şunu ifade etmek isterim ki bugün 10 Ağustos dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 111. yılında Çanakkale destanını hatırlıyoruz. Orada göğüs göğüse çarpışan Diyarbakırlı, Ağrılı, Karslı, İzmirli, Trabzonlu yiğitlerin nasıl omuz omuza vererek bu aziz millet için şehit olduklarını, bu aziz millet için bir cumhuriyet, bir devlet kurduklarına şahit olduğumuz tarihi bir gündür. O yüzden başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bugün işte Sevr'in yıldönümüymüş de bugüne getirmişiz. Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale'de destanı yazılan Anafartalar destanıdır, Çanakkale ruhudur. Nasıl bin yıl önce Sultan Alparslan'la bu kapılar hep beraber açıldıysa Türküyle, Kürtüyle, Alevisi, Sünnisiyle; kıyamete kadar Çanakkale'de omuz omuza şehit olmuşların kıyamete kadar kardeşliği için yapılan bir mücadeledir. Dolayısıyla Sevr... Sevr bir emperyalistlerin projesiydi. Sykes-Picot'yla özellikle bu meseleleri bölgede kaşımak üzere, Türkiye'yi zayıflatmak üzere emperyalistlerin kurduğu bir oyundu. Bu oyunu Gazi Meclis... Gazi Meclis emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını da bugün çıkaracağı kanunla paçavraya çevirecek, tarihin çöp tenekesine atacaktır. Bu duygularla Genel Kurulu selamlıyorum, teşekkür ediyorum.

YENİ PARTİ'NİN GÖRÜŞÜNÜ ÖZGÜR ÖZEL AÇIKLAYACAK

YENİ PARTİ'NİN GÖRÜŞÜNÜ ÖZGÜR ÖZEL AÇIKLAYACAK

YENİ Parti Grubu Grup Başkanvekili Murat Emir, konuştu:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık bir buçuk yıl önce Türkiye'de terörü kalıcı olarak bitirmek, silahların susması, bir daha hiçbir ananın gözyaşı dökmemesi adına, demokrasi adına, hukuk devletimiz adına, yerle bir olmuş adaletimiz adına bir komisyon kurulması gündeme geldi.

O komisyonu Sayın Meclis Başkanımızın başkanlığında hep birlikte kurduk ve adına da Milli Dayanışma, Kardeşlik ve de Demokrasi Komisyonu dedik. Bu ismi öylesine koymadık. Bu komisyonun amacına ulaşması için bu topraklara barışı, güveni, huzuru, bereketi, kardeşliği gerçekten getirmesi için silahların susması gerektiğini, elbette terörün bitirilmesi gerektiğini, her birimizin en önemli kırmızı çizgisinin Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğü olduğunu ama bütün bunları demokrasisiz, adaletsiz, kardeşçe bir yaşam kurmadan da başaramayacağımızı o gün söyledik, söyleye geliyoruz.

Önemli çalışmalar yaptık. Sonunda bir rapor oluşturduk ve o raporun arkasında katılan 5 partinin de temsilcileri vardı, herkesin eksiksiz imzası vardı. Ve sonuçta o raporda 6. bölümde yer alan terörün bitirilmesine dönük olarak atılması gereken adımlarla ilgili olarak bugün bir adım atılmış durumda. O adımın başındayız, belki ortasındayız.

Ama demokratikleşmeyle ilgili, yani 7. bölümle ilgili maalesef hiçbir adım atılmadığı gibi Türkiye son bir buçuk yılda 19 Mart'ta içine düşürüldüğü darbe sürecinin derinleştirilerek, yoğunlaştırılarak halk iradesinin sürekli gasp edildiği, yargının muhalif kim varsa gazeteci, düşünür, normal vatandaş, siyasetçi, siyasi parti her biri üzerinde bir saldırı aracına dönüştüğü, sopaya dönüştüğü ve Türkiye'nin demokrasisini hızla kaybettiği bir sürecin içerisinden geçiyoruz.

Komisyon sürecine başladığımızda ülkemizdeki herkes, 86 milyon elbette ki "Barış gelsin, kardeşlik gelsin, bir daha kan akmasın, bir daha şehitler olmasın" dedi, dedik, hep birlikte dedik. Bir umut vardı ama aynı zamanda bir güvensizlik de vardı. Güvensizliğin sebebini hep birlikte biliyoruz.

Siyasi iktidara karşı bugüne kadar yaptıklarına baktığınızda bu ülkeye demokrasi getirmeyeceği, özgürlük getirmeyeceği, ne pahasına olursa olsun kendi koltuğunu korumak için siyasi projelere yaslanacağı kaygısı vardı.

Maalesef ifade etmeliyiz ki bu bir buçuk yılda bu görüşü değiştirmemiz için hiçbir sebep olmadı. Bakınız, komisyon raporunda "Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır" dedik. Hiçbir Anayasa Mahkemesi kararına uyulmadı. Hâlâ uyulmadı, hâlâ Can Atalay gelip burada yemin edemedi. "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır" dedik, hâlâ göz ardı ediliyor. "Örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı" dedik, kurumsal parti kimliğimize saldırıldı.

Aynı şekilde yargılamada tutuklamanın istisna olması gerektiğini, mahkemelerin bağımsız ve adil olması gerektiğini söyledik, raporumuza bağladık, herhangi bir adım atılmadı. "Halk iradesine saygı gösterilmelidir, kayyumlar olmamalıdır" dedik, "Kayyumlar gitmeli, seçilmiş başkanlar göreve atanmalıdır" dedik, hâlâ bununla ilgili de en ufak bir adım atılmış değil. Dolayısıyla demokrasi olmadan, dolayısıyla raporun 7. bölümünü ıskalayan, dolayısıyla bu konuda güçlü bir enerji gösterileceğine dönük en ufak bir emare dahi gösterilmeyen bir süreçte bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, Sayın milletvekilleri; biz silahların susması adına, silahların susması adına, terörün kalıcı olarak bitmesi adına atılabilecek her adımı, gelebilecek her öneriyi benimsiyoruz, ciddiye alıyoruz, önemsiyoruz. Bu kanun teklifiyle ilgili olarak biz bugüne kadar kimi eleştirilerimizi, önerilerimizi komisyonda gündeme getirdik. Üzülerek söylemeliyim ki bu teklifin geliş biçimi, getiriliş biçimi, imzalanış biçimi, komisyonda en haklı eleştirilerimize karşı dahi noktasına virgülüne dahi dokundurulmayışı, ortak aklın çalıştırılmayışı önemli eksiklikler olmuştur. Biz bunları burada da kayda geçireceğiz ama partimizin tutumunu Sayın Genel Başkanımız ayrıntılı bir şekilde değerlendirecek, hem milletimizle hem de Meclisimizle paylaşacaktır. Saygılar sunarım.

DEM PARTİ'DEN ÇAĞRI

DEM PARTİ'DEN ÇAĞRI

" Gelin, bu tarihi birlikteliğe hep beraber katkı sunalım; gelin, bu tarihi sorumluluğu birlikte taşıyalım. Barışı birlikte kalıcılaştıralım" diyen DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit şunları ifade etti:

Sayın vekiller, ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Evet, bugün Türkiye'nin ortak geleceğini birlikte kurabileceğimiz tarihsel bir gündeyiz, önemli bir gün bugün. Ve hepimiz de bu önemli günün hem tanıkları hem de yapıcılarıyız. Sadece anı kurtarmak için değil, tarihi kazanmak için buradayız. Uzun yıllardır ağır bedeller ödeyen Türkiye halklarının önünde bugün önemli bir imkan var. Sorunlarımızı demokratik siyaset, hukuk, müzakere, ortak akıl zemininde çözmek, barışı kalıcılaştırmak ve demokratik toplumu birlikte inşa etmek. Önümüzdeki yasa teklifini Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun önemli bir başlangıcı olarak görüyoruz. Elbette teklifin eksiklikleri var, bunu hem komisyonda hem burada hem de kamuoyunda ifade ettik. Fakat bundan sonrası da bu eksiklikleri gidermek gibi bir sorumluluğumuz da var. Bugün bizim önümüzde en, bizim önümüzdeki en büyük sorumluluk aslında bugün yapılan, atılan bu adımı büyütmek, bu başlangıcı büyütmek. Çünkü barış yalnızca bir yasayla gelmez, gelmeyecek. Barış hukukta, siyasette ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında atılacak demokratik adımlarla ancak kalıcı hale gelebilir. Bunun için; demokratik siyasetin alanını genişletmek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, AYM ve AİHM kararlarını uygulamak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlamak, anadilin kamusal yaşamda ve eğitimde özgürce kullanılmasının önündeki engelleri kaldırmak, seçilmişlerin ve halk iradesinin güvence altına alındığı bir demokratik düzeni hep beraber geliştirmek zorundayız.

Biz DEM Parti olarak bu sürece tarihsel ve stratejik bir perspektifle yaklaşıyoruz. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinden asla ayrı görmüyoruz. Tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin eşit hukuk ve demokratik siyaset temelinde güçlenmesini Türkiye'nin ortak geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Bizim Demokratik Cumhuriyet hedefimiz tam olarak budur: Bütün kimliklerin, bütün inançların, kültürlerin ve toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade ettiği yeni bir gelecek, ortak bir yaşam. Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Lazların, Çerkeslerin, Alevilerin, Sünnilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin, çiftçilerin, emeklilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu bir yurttaşı olarak hissettiği yeni bir Türkiye. Değerli milletvekilleri, bu süreç yalnızca bir siyasi partinin sorumluluğu değildir; Meclisin, iktidarın, muhalefetin ve bütün toplumun, her birimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle bütün siyasi partilere ve bütün milletvekili arkadaşlarımıza çağrımızdır: Gelin, bu tarihi sürece hep birlikte katkı sunalım. Farklılıklarımızı koruyarak ortaklaşabileceğimiz alanları büyütelim. Eleştirilerimizi süreci güçlendiren önerilere dönüştürelim. Barışın toplumsal iradesini Meclisin ortak iradesiyle buluşturalım. Çünkü barışın kazananı 86 milyonuyla bir bütün Türkiye olacaktır. Barış, gençlerin bu ülkede umutla yaşayabilmesinin ve geleceğini başka ülkelerde aramamasının anahtarıdır; kadınların eşit ve özgür yaşamasıdır; emekçilerin, çiftçinin, emeklinin hayatının güçlenmesi, refahının artmasıdır; çocukların haklarına kavuşmasının garantisidir; kaynaklarımızın halklarımıza, toplumumuza refah olarak dönmesidir. Bugün önümüzde duran fırsat yalnızca çatışmasızlığın değil, daha demokratik, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye'nin kapısını aralamaktadır. Biz bu fırsata inanıyoruz. Halklarımızın barış iradesine, Meclisin ortak aklına ve Türkiye'nin demokratik bir geleceği birlikte kurabileceğine inanıyoruz. Gelin, bu tarihi birlikteliğe hep beraber katkı sunalım; gelin, bu tarihi sorumluluğu birlikte taşıyalım. Barışı birlikte kalıcılaştıralım, demokrasiyi birlikte büyütelim, eşit yurttaşlığı birlikte güçlendirelim, Cumhuriyetin ikinci yüzyılını Demokratik Cumhuriyet hedefiyle hep birlikte inşa edelim. Bu inançla, bugün atacağımız adımın halklarımız için kalıcı barışın, demokratik toplumun, özgür yarınların güçlü bir başlangıcı olmasını diliyor; Genel Kurulu ve hazırunu saygıyla selamlıyorum.

BUTLAN CHP'Sİ GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI

BUTLAN CHP'Sİ GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI

Butlan CHP'sinin Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli şunları ifade etti:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Öncelikle belirtmeliyim ki Cumhuriyet Halk Partisi Kürt sorununun çözülmesi için öncülük yapan bir siyasi partidir. O zamanki adıyla Sosyal Demokrat Halkçı Parti tarafından 1989 yılında kapsamlı bir rapor, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Raporu, aynı zamanda Kürt Raporu olarak bir rapor hazırladık. Bu kapsamlı raporda sorunu tüm boyutlarıyla ele alarak Kürt realitesinin kabul edilmesi, ana dil yasaklarının kaldırılması, demokratikleşmenin sağlanması ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ve tüm ülkede ekonomik ve toplumsal sorunları çözecek bir kalkınma hamlesinin başlatılmasını önerdik. Ne yazık ki o dönemde bu sorun çözülmedi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak silahı, şiddeti ve terörü bitirecek; demokratikleşmeyi tüm kurum ve kurallarıyla tesis edecek, üniter devlet yapısını güçlendirecek, hukuk devletini kuracak ve toplumsal barışı sağlayacak çözüm önerilerini her zaman ortaya koyduk. Bu yoldaki çabaları destekledik ve hepsinden önemlisi çözümün adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalı dedik. Eğer bu sorun şimdiye kadar çözülemediyse bunun nedeni sürecin açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmemiş olması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu sürecin dışında kalmış olmasıdır. Bugün bu amaçla kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna Cumhuriyet Halk Partisi olarak üye verdik ve çalışmalara katkıda bulunduk. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansımasıdır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda ele alınan terörsüz Türkiye hedefi bir devlet politikası olup vatandaşlarımızın ortak geleceğini garanti altına alan bir yaklaşımın sonucudur. Ve bugün önümüze gelen yasa teklifinde de ilgili komisyon raporunun 6'ncı maddesine göre hazırlandığı ve sorunun çözümünde bir ilk aşama olacağı düşüncesiyle desteklediğimizi belirttik ve bir tutum belgemizle birlikte neden desteklediğimizi de kamuoyuna açık ve net bir biçimde açıkladık. Değerli milletvekilleri, terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç ancak Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, kalkınma ve refahla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Bu çerçevede doğrulanabilir silahsızlanma, demokratik reformlar, bölgesel güvenlik düzenlemesi ve dış müdahaleleri sınırlayacak egemenlik stratejisi bu konunun çözüme ulaşması için temel ilkelerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak devleti kuran bir parti olmanın tarihsel sorumluluğuyla ve meseleyi bir devlet politikası olarak değerlendirerek Cumhuriyet'imizin ikinci yüzyılında da ülkemizin birlik ve bütünlüğünün, üniter yapısının, halkımızın huzur ve refahının, devletimizin ilelebet payidar kalmasının en güçlü güvencesi olmaya devam edecektir. Görüşülmekte olan yasa teklifine terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, silahların tamamen devreden çıkarılması, bölgesel güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve demokratik siyasetin güçlenmesiyle birlikte Cumhuriyet'imizin demokrasiyle taçlandığı yeni bir dönemin başlayacağı düşüncesiyle destek vereceğimizi ifade ediyoruz. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İYİ PARTİ'DEN ÇOK SERT ELEŞTİRİLER

İYİ PARTİ'DEN ÇOK SERT ELEŞTİRİLER

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, çok sert bir konuşma yaptı. Çömez, sürece ve süreç yasasına tepkilerini dile getirirken bugünün Sevr Anlaşması'nın yıldönümü olmasını da eleştirdi.

Turhan Çömez şunları ifade etti:

Terörsüz Türkiye güzel bir ifadedir; ancak Türkiye aynı zamanda teröristsiz, ihanetsiz ve hainsiz olmalıdır; teröre destek olan, terörden medet uman ve terörle arasına mesafe koyamayan tüm yapı ve anlayışları Gazi Meclis çatısı altında kınıyorum. Barış kavramı ancak devletler arasında savaş sonrası imzalanan bir hukuktur, fakat bu kavram yıllardır ihanetin üzerini örtmek için istismar ediliyor; barış kavramı arkasına saklanıp hain emellerini hayata geçirmek isteyenleri lanetliyorum.

İYİ Parti olarak bu ülkede herkesin refah ve huzur içinde yaşayacağı bir atmosfer için çalışmaya devam edeceğiz. AK Parti’nin 24 yıllık iktidarı başında terör sıfır noktasındayken bugün terörle pazarlık noktasına gelinmesinin sebebi nedir? 2014 yılında çıkan yetki yasasını neden kullanmadınız ve terörü neden bu noktaya getirdiniz? İçişleri Bakanınız dağlarda bir tek terörist kalmayacağını, sadece 86 teröristin kaldığını söylerken ve Murat Karayılan’ı bin parçaya bölme sözü verirken bugün nasıl aynı masada pazarlık yapar hale geldiniz? Sayın Erdoğan’ın PKK’nın eylem yapamaz hale geldiğini söylemesinin üzerinden iki yıl geçmişken, sizi Kandil baronlarıyla ve İmralı’daki cani başıyla pazarlık masasına oturtan nedir?

Kayıtsız şartsız silah bırakacaklar diyerek sergilediğiniz tiyatronun ardından bu alçaklar Sevr’i geri getireceklerini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldıracaklarını söyleyerek size meydan okudular. Teröristlerin affedileceği bu yasa teklifini Sevr’in imzalandığı güne ve Meclis’in canlı yayın yapmadığı pazartesi gününe getirmeniz bir utanç vesikasıdır. Niye utanıyor ve korkuyorsunuz? Aziz Türk milleti kimin neyi ne amaçla yaptığını görüyor; günü geldiğinde hem sandıkta hesap soracak hem de bu ihanet projesine destek verenleri tarihin kara sayfalarına gömecektir.

YENİ YOL GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI

YENİ YOL GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI

YENİ Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, partisi adına görüşlerini açıkladı.

Yasa teklifine destek veren Kaya şunları ifade etti:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çok değerli bir coğrafyada omuz omuza mücadele ederek şehitler vererek tarihi bir birikimle vatan toprağı haline getirdiğimiz bir ülkede hep birlikte yaşıyoruz.


Ülkemiz 40 yılı aşkın bir süredir çatışmalı bir sürecin, silahlı bir örgütün silahlarını bırakacağı ve örgütün tasfiye edileceği bir sürece doğru giriyor. Bu sürecin hem devletimiz hem de milletimiz lehine sonuçlanacağına inanıyor ve bu imkana kavuşacağımıza yürekten inanıyorum.


Bu süreci 22 Ekim itibariyle başlatan Milliyetçi Hareket Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve bu çağrısından sonra da sürece sürekli her kritik aşamada verdiği destek için şahsım adına çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bu sürece devlet adına desteğini açıklayan Sayın Cumhurbaşkanı’na ve bu süreçte devlet adına ortaya koymuş olduğu katkılara ve süreci yönetiminden dolayı da çok teşekkür ediyorum.


Sürece olumlu katkılarıyla destek veren başta Saadet Partimizin Sayın Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a ve tüm siyasi partilerin genel başkanlarına da ayrıca teşekkür ediyorum.


Bu sürecin çok kolay bir süreç olmadığını, fırsatlarla birlikte tarihi riskler taşıdığını hep beraber biliyoruz. Ama elbette fırsatların çok olduğu yerde de tehditlerin olmaması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır. Dolayısıyla bu fırsatları olumluya döndürmek risklerden de kaçınarak uzun bir yol yolculuğunun belki de bugün ilk adımını hep birlikte atmış olacağız.


İlk yapmamız gereken vatanımızın ve ülkemizin bir tehdit altında olmaktan çıkarılmasına dair süreci hep birlikte yönetmek. Daha sonra da bu silah bırakmanın bir gereği bir şartı olarak değil, ama ülkemizin hukukla, adaletle, demokrasiyle, ekonomik kalkınmayla, şahsiyetli bir dış politikayla mutlaka ama mutlaka belli bir tarihi mecraya doğru girmesi için hep beraber adımlar atmamız lazım.


Çünkü bugüne kadar silah, terör, şiddet bir şekilde bu ülkeye özgürlük ve demokrasi getirmek isteyenlerin önüne sürekli bir engel olarak çıkarıldı. Hep özgürlükler güvenliğe feda edilmeye çalışıldı.


İşte tam da şiddetin, çatışmanın, terörün sahneden çekildiği bir dönemde üzerimize çok büyük sorumluluklar var. Bunu bir galibiyet bir yenilgi olarak görmekten daha öte bu ülkenin
...ama birbirlerinin ayağına basmayan kuvvetler ayrılığına sahip bir ülkeyi hep beraber inşa etmek gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Dolayısıyla evet bir örgüt silah bıraktı, her şey bitti, hadi eski gündemlerimize dönelim dersek bu ülkeye çok büyük kötülükler yapmış oluruz.


Bu sürece dair kaygıları olanları da anlayarak bu süreçte dediğim gibi bu fırsatları ve bu riskleri birlikte aşabilmenin iradesini ortaya koymamız lazım. Bunları birlikte aşabilmenin yolu tek olmaktan geçmiyor. Elbette her partinin demokratik siyasal rekabet içerisinde birbirinden ayrılacağı noktalar olacak. Milletin önüne koyacağı programlar olacak.


Ama artık bu çatışmalı ve kutup siyasetinden vazgeçerek gerçekten memleketin meseleleri üzerine kafa yoran siyasal eleştirilerini ya da önerilerini itiraz üzerinden değil, bu memleketin ihtiyaç duyduğu programlar üzerinden yani hizmet, eser ve gerçekten program siyasetine Türkiye’nin dönmesi lazım.


Bu bağlamda baktığımız zaman bugünkü bu yasadan sonra her ne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Ekim’e kadar bir genel kurul çalışmalarına ara veriyor olsa da 1 Ekim’den sonra bahsettiğim gibi özellikle demokratikleşme, yargının bağımsızlığı, güçlü ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır tıpkı Cumhuriyet’in kuruluşundaki gibi ülkenin ana meselelerinin tek karargahı olan bir Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne olan ihtiyacı hep beraber ortaya koymak zorundayız.


Ve yine ifade ettiğim gibi bir diğer önemli husus bu memlekette yaşayan her kim olursa olsun işi yargıya düştüğü zaman gönül rahatlığıyla yargının bağımsızlığına inanacağı bir süreci de hep beraber inşa etmek zorundayız. Dolayısıyla ben sözlerimi bu tarihi günde çok da uzatmadan bir an önce gündeme geçmesini de temin etmek adına bu sürecin tekrar başarıya ulaşmasını ama önümüzde çok uzun ve meşakkatli bir yol olduğunu bu uzun ve meşakkatli yolun siyasal kamplaşma ve kutuplaşmalarla değil tam tersine demokratik siyasal bir düzeni inşa etmekle aşılabileceğine inanıyor tekrar sürece katkısı olan herkese teşekkür ve saygılarımı sunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İYİ PARTİ SIRALARINA TÜRK BAYRAĞI KOYDU

Sürece sert bir dil ile karşı çıkan İYİ Parti, genel kuruldaki oturma sıralarına Türk bayrağı koyduğu görüldü. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da genel kurula geldi.

İYİ Parti vekillerinin de Türk bayrağı atkısı taktığı görüldü.

Bahçeli TBMM'de

Bahçeli TBMM'de

TBMM'deki görüşmeler için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de geldi. Bahçeli, genel kurula giriş yaparken, "18 Saat dinleyeceksiniz soru mu bu" dedi.

AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu da MHP sıralarına gelip Devlet Bahçeli ile tokalaştı.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
PKK TBMM