Sedat Kaya
Zorla Süper Kupa: Galatasaray Trabzonspor maçında gerçek ortaya çıktı
Adı Süper Kupa.
Ama herkes biliyor: Bu kupa süper değil, zorunlu kupa.
Takımlara ve futbolculara sorarsan angarya.
Seyirciye sormaya gerek yok çünkü tribünler cevabı çoktan verdi; boş.
Ligin ikinci devresi henüz ufukta.
Takımlar hâlâ hazırlık döneminde.
Kaslar ağır, ritimler eksik, planlar yarım.
Galatasaray'da beş, Trabzonspor'da ise dokuz eksik var.
Bu yüzden iki takım da bu maçın ertelenmesini istedi.
Samsunspor'u yenen Fenerbahçe Galatasaray'a ne yapar? Ya Musaba!
''Olmaz" dediler, "Oynayacaksınız.
Talimat böyle gerektiriyor."
Ve iki takım boş tribünler önünde talimat gereği yarı final oynadı, Galatasaray kazandı.
Sahadaki futbol, ligin genel temposunun hayli altında olsa da heyecan yüksekti.
Çünkü bu oyunun adı futbol.
Ne kadar eksik, ne kadar isteksiz olursa olsun, bir noktadan sonra kendi gerilimini üretmeyi başarır.
Galatasaray topa ve oyuna daha fazla hükmeden taraftı.
Orta sahadaki pas trafiği, kanatların çalışkanlığı ve zaman zaman kurulan ön alan baskısı, Trabzonspor savunmasını hataya zorladı. Oyun aklı sarı-kırmızılılardaydı.
Tempo düşük ama hedef belliydi.

İlk yarıda Barış ve Eren’in golleri, maçın kaderine dair erken bir işaret fişeği gibiydi.
Skor tabelası daha devre dolmadan “bu maç nereye gider” sorusuna cevap vermeye başlamıştı.
İkinci yarıda Trabzonspor, Augusto’nun golüyle bir anlığına umutlandı.
Ama umut süreklilik ister.
Oyun ister, baskı ister, inanç ister.
Karadeniz ekibinin o kısa umut aralığını kapatan ise Yunus’un golü oldu.
O golle birlikte maç da, hikâye de kapandı.
Ve Icardi yine boş geçmedi, skoru belirledi.
Galatasaray, 4-1’lik net bir galibiyetle finale adını yazdırdı. Skorun ötesinde, oyunun geneline yayılan üstünlük bu sonucun tesadüf olmadığını gösterdi.
Sarı - Kırmızılılarda Barış Alper, kaldığı yerden devam ediyor.
Bitmeyen enerjisiyle sahanın en çalışkan isimlerinden biriydi; presiyle, koşularıyla oyunu diri tuttu.
45 gün sonra sahaya dönen Eren, sadece attığı golle değil, oyunun içindeki varlığıyla da “ben buradayım” dedi.
Sallai, Sane ve Yunus, tempoyu yukarı çeken, oyuna hareket katan ve alkışı hak eden isimlerdi.
Icardi yine tabelaya adını yazdırdı; gol attı ama eski keskinliğinden henüz uzak.
Sonuç itibarıyla Galatasaray hakkıyla kazandı.
Oyun, skor ve final bileti birbiriyle uyumluydu.
Trabzonspor cephesinde ise düşüş sürüyor.
Çok pas hatası yapan, rakip kaleye gitmekte zorlanan ve baskı altında kendi yarı sahasına hapsolan bir görüntü vardı.
Karadeniz ekibinin bu hali, ligin ikinci yarısının ciddi soru işaretleriyle dolu olacağını gösteriyor.