Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

AKP’yi anlamadan ne Recep Tayyip Erdoğan’ı, ne Fetullah Gülen’i ne Abdullah Gül’ü ne de Ali Babacan’ı anlamak mümkün değildir. Siyaset tarihimizde ilk kez yurtdışında (Amerika)  kurulan tek partidir; Adalet ve Kalkınma Partisi. İsim babası ise Graham Füller’dir (Pentagon ve CİA’nin kontrolünde bulunan RAND’da uzun yıllar siyaset bilimci olarak görev yaptı. 20 yıl ABD Dışişleri bakanlığında ‘Ortadoğu masasında’ görev yaptı. Orjini CİA’dir). Ancak Füller’in AKP’ye taktığı ilk isim “Yenilikçi Hareket”’tir (Türkiye Nereye-Halk Kitapevi-Fatih Ertürk-2017).

Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk kez keşfeden isim; Erdoğan, Refah Partisi Beyoğlu ilçe başkanıyken eski ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz’tir. (1953 yılında Stanford Üniversitesi'nden tarih ve ekonomi alanlarında lisans derecesini. Ardından 1955 yılında Harvard Üniversitesi'nden yüksek lisans derecesi aldı. ABD Dışişleri Bakanlığına 1959'da katıldı. 1963'te ABD Dış Servis görevlisi olarak çalıştı. CİA ile bu döneminde tanıştı ve elemanı oldu. 1 Şubat 1985 ve 19 Mayıs 1989 tarihleri arasında Ronald Reagan başkanlığı döneminde ABD Haberalma Araştırma Dairesi direktörlüğünü üstlendi. 1991 yılında, Türkiye'nin Ankara Büyükelçiliği görevinden ayrıldı ve ABD İçişleri Bakanlığı'ndan emekli oldu).

Kasımpaşa’daki bir vakıf toplantısında bir araya gelmişlerdir. Erdoğan-Abramowitz görüşmesini o dönemde ayarlamaya çalışan isim  bir dönemin solcu yakın dönemin İslamcı gazetecisi Mehmet Metiner’dir (Türkiye Nereye-Halk Kitapevi-Fatih Ertürk-2017). Ancak Metiner bunu hiçbir zaman kabullenmemiştir.

Abramowitz ile AKP’nin kurulmasının da konuşulduğu asıl görüşme 15 Ekim 1996 Erdoğan İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı iken gerçekleşmiştir. Erdoğan Abramowitz’e; “Mesajı kendi adıma değil partimin adına alıyorum” demiştir. Abramowitz’in yanıtı ise kısa ve nettir; “Siz İstanbul’u yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz”.

Kader ağlarını örmüş ve AKP’nin çatısı bu kurtlar sofrasında hızla çatılmaya başlanmıştır. (Bu arada bir dip not. Tarih 16 Şubat 1997. Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu Doğu Perinçek ile bir röportaj yapıyor. Tarih 1997 ve Doğu Perinçek’in  yanıt şöyle; ‘ABD Tayyip Erdoğan’ı Başbakan; Abdullah Gül’ü ise Cumhurbaşkanı yapmak istiyor’. Bugün aynı Doğu Perinçek AKP saflarında siyaset yapıyor).

Aslında AKP’nin ilk kuruluşunda (kurucular kurulunda yer almasa da) ilginç isimler yer almıştır. Cemil Çiçek, Abdulkadir Aksu, Ali Coşkun ve hatta çok kısa bir dönem Meral Akşener. Ama partinin asıl kuruluşu Amerika’da gerçekleşti. Amerika ile Erdoğan arasında köprüleri kuran Abdullah Gül’dür. Hatta o dönemde Fetullah Gülen’le Erdoğan arasında köprüleri kuran yine Gül’dür (Erdoğan  2000 yılında Amerika’da Fetullah Gülen ile görüşmüştür. Bu görüşmenin mimarı Abdullah Gül’dür) . Erdoğan 16 Temmuz 2000 tarihinde “Jewish Comitte” (Yahudi lobisi) davetlisi olarak buraya gitmiş ve ayrıca burada JİNSA (Yahudi Güvenlik Enstitüsü) ile bir görüşme yapmıştır.

Amerika’ya devlet görevlisi ya da iktidar mensubu olmadan AKP’nin kurulmasından hemen önce en çok birlikte giden siyasetçi Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’dür. 17-21 Nisan 1995,17-22 Kasım 1996, 20-23 Aralık 1996, 26 Mart 1998, 2000 yılında iki kez Erdoğan-Gül ikilisi Amerika’ya gitmiştir.

Ve ardından Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a hayatı boyunca unutamayacağı bir siyasi kazık atılarak Amerika’nın oluruyla Adalet ve Kalkınma Partisi kurulmuştur. Hatta RAND Corporation adlı CİA menşeli; Amerikan hükümeti ve Irak Kürdistan bölgesel yönetiminin de içinde bulunduğu kuruluş; 1996’da yayınladığı raporda; “Ortadoğu’da kapsamlı çözüm Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığıyla ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığında kurulacak bir hükümetle olur” demiştir. Arap Baharının müjdesi o günlerde böyle verilmiştir. “Türk Baharı” da sıradadır ama “Çözüm süreci” istenilen sonucu verememiştir. Dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran bunu meclise soru önergesi olarak getirmiş, inatla mücadelesini sürdürmüş ve siyaset yaşamı o günden sonra sona ermiştir.

İşte Ali Babacan ; böyle kurulan bir partinin kurucular kurulu üyesidir. Türkiye’deki emperyalist politikaların ve politikacıların AKP’yi sürdürmek adına devreye soktuğu bir yedek lastiktir. Var olan siyaset denkleminde AKP’nin yıkıp perişan ettiği devlet kurumlarını, kurullarını, Cumhuriyet ve Atatürk’ü savurma adına ne yapacağı belli değildir.

En tehlikeli olan ise (Abdullah Gül gibi); ABD-İngiltere eksenli bir siyasi orjine sahip siyasetçinin desteğiyle yola çıkmıştır. Örneğin Bülent Arınç sanıldığı gibi kurucular kurulunda yoktur. Ama Ali Babacan özel olarak belirlenmiş bir isimdir. Türkiye’ye yaklaşık olarak 450 milyar dolar kaptırmış çok büyük bir faiz lobisinin parasını geri ödeyebilecek tek isim olarak algılanmaktadır.

Parlak öğrencilik yılları vardır Ali Babacan’ın. Ama bilinmeyen bir el sürekli biçimde Babacan’ı alıp siyasetin en üst sıralarına adeta çekmiştir. Asıl eğitimini Amerika’da aldı. 1994’te ABD’den Ankara’ya dönen Babacan, bir süre Erdoğan’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifa ettirdiği Melih Gökçek’e danışmanlık yaptı. 2001 yılında AKP kurucu üyesi oldu. Babacan'ı siyasete sokan isimlerden biri 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dü. Gül, Babacan’ın siyasete girişi için “Kız ister gibi babasından istedim” demişti.

Şimdi Babacan kapitalizmin totemlerince ve emperyalizmin bölgedeki oyun kurucularınca rest denilerek masaya sürülen önemli bir kağıt…

Ama asıl beni üzen ne biliyor musunuz;

Cumhuriyetin kurucu gücü, Mustafa Kemal Atatürk’ün benim en büyük iki eserimden biri dediği Cumhuriyet Halk Partisinin hala bu iktidar formüllerinde adının geçmemesi.”

Hala;

“Oyun kurucu Amerika ve faiz lobileri…!”

(AKP’nin kurucular kurulu üyeleri: ''Ahmet Aktaş, Alaaddin Büyükkaya, Ali Babacan, Ali İhsan Arslan, Ali Aydın Dumanoğlu, Ali Yüksel Kavuşdu, Ayşe Böhürler, Ayşenur Kurtoğlu, Binali Yıldırım, Burhan Kuzu, Bülent Gedikli, Cemal Kamacı, Erdal Öner, Erol Oral, Fatih Recep Saraçoğlu, Fatma Ünsal, Güldal Akşit, Gürsoy Erol, Habibe Güler, Halil Caner Doğaneli, Halil Ürün, Halil İpek, Hasan Cüneyt Zapsu, Hasan Murat Mercan, Hayati Yazıcı, Hüseyin Tuğcu, Mete Doğruer, İbrahim Çağlar, İbrahim Özal, İdris Şahin, İlhan Albayrak, İsmail Safi, İsmail Tatlıoğlu, İsmet Uçman, Lokman Ayva, Mehmet Ali Bulut, Mehmet Deniz Olgun, Mehmet Gazioğlu, Hilmi Güler, Mehmet Nail Berzek, Mehmet Özdilek, Mehmet Tekelioğlu, Mehmet Yaşar Öztürk, Belma Satır, Muammer Kakı, Mevlüt Çavuşoğlu, Muharrem Karslı, Muharrem Tozçöken, Murat Yalçıntaş, Mustafa Öztürk, Mustafa Ünal, Nazif Gürdoğan, Nazım Ekrem, Nimet Çubuklu, Nur Doğan Topaloğlu, Nuray Oral, Nurettin Canikli, Osman Nuri Filiz, Raşit Küçük, Reha Dönemeç, Remziye Öztoprak, Sami Güçlü, Sema Karabıyık, Sema Ramazanoğlu, Serap Yahşi Yaşar, Süleyman Gündüz, Şaban Dişli, Tamer Özyiğitoğlu, Tayyar Altıkulaç, Yasemin Şimşek, Yaşar Yakış, Yusuf Özertürk, Ziyaettin Yağcı, Recep Tayyip Erdoğan.')

 

Bu yazı toplam 5930 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »