Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Türkiye'nin Osman Kavala'ya Teşekkürü: Hücrede 3000 gün

13-14 yaşlarındaydım. Ailemizin banka kredisiyle aldığı ilk evimizde oturuyorduk. Her açıdan çok sevdiğim bir evdi. Karşı komşumuz hariç.

Hemen her gün bir kıyamet yaşanırdı komşuda. Bağırışlardan anlardık: Önce evin erkeği çıkardı sahneye ve eşini hırpalardı. Nasıl hırpalıyorsa, kadıncağızın feryatları apartmanı inletirdi. Sonra O, hıncını kızından çıkartırdı.. Kızı da erkek kardeşinden.. Kedinin ciyaklamasından da sona geldiğimizi anlardık.

Bir gün anne, üzerinde sabahlıkla bize sığındı. Peşinden de, elinde tabancasıyla (o sırada MHP milletvekili olan) baba kapıyı yumruklamaya başladı. Babamın yarı sert çıkışı olmasa mesele nasıl sonuçlanırdı bilmiyorum.

Şiddetin en somut haline böyle tanık oldum. “Gücü gücüne yeten” vuruyordu tekmeyi, tokatı..
Şimdi iktidar eliyle yaşatılanlar, bana hep o günleri hatırlatıyor.

Devletin gücüne yaslanıp insanları hukukun kara kaplı kitabına, Anayasa’ya, yasal ve anayasal kurumlara aykırı biçimde cezaevlerine dolduruyorlar. Hayatlarından günler, aylar, yıllar çalıyorlar.

Osman Kavala mesela.. Bugün cezaevindeki 3000. günü.

Adına delil dedikleri saçmalıklarla hayatından 3000 gün çaldılar. Daha da çalacakları gibi.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç geçtiğimiz aylarda Osman Kavala’yı ziyaret etttiğinde şaşırmış. Kendisi “sabır” dilerken, bir de bakmış ki, karşısında sabrı yerinde.. Hatta “ömrümün sonuna kadar gün yüzü göremiyebilirim” düşüncesini kabullenmiş bir insan var.

3000 gündür tek başına hücresinde.. AİHM’in kesinleşmiş tahliye kararına rağmen serbest bırakılmayan.. Geçmişte tüm hayatını, servetini Türkiye’yenin iç barışı için harcayan.. Bu ağır tutsaklık günlerinde bile tüm enerjisini buna yoğunlaştıran güzel bir insan.

Tanıyan herkes bilir.. Osman’ın şiddetle, terörle, zor ile hiçbir ilişkisi yoktur. Olmamıştır. Yapısı itibariyle olamaz.

Kendisi ile aynı ruh halindeki eşiyle en büyük keyiflerinin kahve içip kitap okumak ve okudukları, düşündükleri üzerine sohbet etmek olan kaç kişi tanıyorsunuz?

*. *. *

Peki özellikle son yıllarda her vesileyle hukuktan söz edip hukukun katline seyirci olanların farkında mısınız?

Diyor ki mesela, AKP’nin anlı şanlı ismi, Meclis başkanlığı yapmış Bülent Arınç:

“Ben hukukçuyum, başka meslekleri bilmem. 25 senedir hukuku konuşmaya çalıştım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti demokrat, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Cezaevlerinde bazı koğuşlarda 70 kişi var. Nöbetleşe uyuyanlar var. Bütün bunları gördükten sonra her önüne geleni tutuklama, doğru bir iş değil. Evinde hapsedebilirsiniz, imza alabilirsiniz.”

Şaka gibi!

Hukukçu ama hukukun nasıl ters yüz edildiğini, Saray’ın adalet konusunda nasıl çifte standart uyguladığını fark edememiş.

Seçilmiş bir milletvekilinin, Can Atalay’ın hala cezaevinde olmasına isyan etmemiş..

Görüşlerini, muhalif kanallardan biri yayına çağırıp da bu konulara dair soru sormasa, ifade etmeye “üşenmiş” bir hukukçu!!

İktidarın devamı için öylesine büyük bir şiddet sarmalı yarattınız ki, bugün çocuklar için suçu, şiddeti bir meslek haline getirdiniz.

Sinan Ateş davasının en kritik isimlerinden.. Öyle ki, konuşması halinde izlerin MHP’ye uzanacağı iddia edilen avukat Serdar Öktem suikaste kurban gitti.

Saldıranların yeni nesil çetelere mensup, ikisinin de 18 yaşından küçük olduğu ortaya çıktı.

• Osman Kavala’yı betona gömün..
• Can Atalay’ı tutsak alın..
• Tayfun Kahraman ve ameliyattan 48 saat sonra cezaevine geri gönderilen Murat Çalık’ın hayatlarına kastedin..
• Yoksul, gelecekten umutsuz çocukları çetelere mahkum edin..

Alnınız secdeye değdiğinde temizlendiğinizi mi zannediyorsunuz?

Milyonlarca insanın ahı üzerinizde, bilmiyor musunuz?

Yalnızca Osman’a yaşattıklarınız yeter.
Bir düşünün.. Belki evde tek başınıza üç gün geçirmek zorunda kalsanız dayanamayacakken tek kişilik hücrede 3000 gün nasıl geçer?

Osman ve onunla aynı kaderi paylaşanlar, zalimlerin asla anlayamayacağı bir sabırla bambaşka bir düzlemde yeni bir hayat inşa ediyor.

Okuyor, yazıyor.

Osman ayrıca, özgür günlerinde olduğu gibi ihtiyacı olanların yardımına koşuyor. Hücreye ne lazım… Dışarda tek başına kalanlar için ne yapılabilir.. Kafa yorup çözüm üretiyor.

Bu arada ”dışarda” birileri emekliler için “şükürsüzler” diyor.

“Kiralar çok pahalı” diye yakınan yurttaşa da birileri kapağını açmadığımız S 400’ler ile karşılık veriyor:

“Biz şimdi S-400'leri aldık. Niye? Çatımız sağlam olsun, gelen füzeleri durduralım, hanelerimize bombalar mermiler düşmesin diye. Amerika bize yaptırımlar uyguladı, CAATSA yaptırımları uyguladı. Bu da bizim ekonomimize yansıdı. Sahada yenemeyeceği bir halkı, bir toplumu, bir ümmeti yaptırımlarla yıldırmaya çalıştı."

Amerika’yı bilmem ama bu iktidar halkı yıldırmayı başardı.

Vatandaş nihayet gerçeği görmeye.. Yaptırımlar yüzünden bozulmuş olan ekonomide neden milyonlar patatese mahkum edilirken, Saray sosyetesi yalılarda, yatlarda, Amerikalarda diye sormaya başladı.
Elbet bir gün, Osman’ın ve haksız hukuksuz biçimde tutsak alınanların hesabını da soracaktır!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Son pandemi: Tükenmişlik!

16 Ocak 2026 Cuma 09:03

Maduro kaçırılırken Çin ne yaptı!

15 Ocak 2026 Perşembe 09:01

İran'dan ders çıkarmalıyız

14 Ocak 2026 Çarşamba 09:37

Memleket de bölge de "perperişan"

12 Ocak 2026 Pazartesi 09:31

İran: Tarih Nasıl Yazılacak?

10 Ocak 2026 Cumartesi 09:21

Saray'dan bildiriyorum!

09 Ocak 2026 Cuma 09:24

Bir efsanenin sonu

07 Ocak 2026 Çarşamba 09:23

Trump'a heyheylenmenin konforu!

06 Ocak 2026 Salı 09:34

Erdoğan'ın seçimi!

05 Ocak 2026 Pazartesi 08:59