“Erdoğan 16 yılda 6 milyar 546 milyon doları nereye harcadı…!”

Çiğdem Toker sevdiğim ve takdir ettiğim gazetecilerden biridir. İki gündür köşesinde çok önemli bir konuyu ele alıyor; “Örtülü ödenek…!”
Nedir Örtülü Ödenek; “Örtülü ödenek, devletin gizli tutulması gereken harcamalarının yapılması için Cumhurbaşkanları veya Başbakanlara (ne yazık ki tarih oldu) devlet bütçesinden tahsis edilen ödenektir. Örtülü ödeneğin en önemli özelliği buradan yapılan harcamaların hiçbir bürokratik süreçten geçmemesi ve devletin diğer organlarının kontrolüne veya denetimine tabi olmamasıdır”.
Peki örtülü ödenek ne anlama geliyor; örneğin yurt içinde ve özellikle yurt dışında yapılması gereken bir büyük ulusal çıkarları da koruyan operasyonlara kaynak bu gizli bütçeden karşılanıyor. Bu operasyonun tartışılmaya açılması ya da bütçe kalemlerinden karşılanması ülke çıkarlarını ilgilendiren bir zafiyet yaratacağı için bu kaynak gizli tutulur. Devletin önemli sırlarını kapsayan bu tür uluslararası girişimlerin bir anlamda sübvanse edilmesidir.
Bugüne kadar örtülü ödeneğin harcanmasında Başbakanlar olağanüstü cimri ve dikkatliydi. Çünkü tam da “yetim hakkı” burada devreye giriyordu. 1990-2002 yılları arasında yani AKP iktidarına kadar 12 yılda başbakanların örtülü ödenekten yaptığı toplam harcama sadece 442.5 milyon liradır.  Resmi verilere göre Erdoğan'ın 2003-2018 döneminde yaptığı toplama örtülü ödenek harcaması ise 14.5 milyar TL'dir. Evet yanlış okumadınız 14,5 milyar TL. Eski paraya göre 14,5 katrilyon lira.…
Çiğdem Toker’in yaptığı Dolar hesabına göre ise tam 6 milyar 546 milyon Dolar.  
Aklınız durdu değil mi…?
Bu para nereye, hangi ulusal çıkarlara ve nasıl harcandı diye kendi kendinize sordunuz değil mi…?
Peki bu paranın kullandığı yıllara göre baktığınızda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor…
Anlatalım…
Erdoğan en yüksek harcamalardan ilkini 2011 yılında yapmış. 569 milyon 500 bin dolar…
Peki 2011 yılında neler yaşandı;
“Erdoğan 2011 Ağustos ayında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu Şam’a göndererek Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ı ‘Artık gerçeği gör, sonun Mübarek gibi olmasın’ denilerek Müslüman Kardeşler’e hükümette yer vermesini istedi. Kökten dinci terör örgütleri bir çatı altında toplanma hazırlığına başladı. Devrede hem Amerika hem de İngiltere vardı. Esad gitmeliydi. IŞİD’ın temelleri bu yıllarda atılmaya başlandı”.
İkinci büyük harcama 2012 yılında; 652 milyon 700 bin dolar. Peki ne oldu 2012’de;
“16 Mart 2012’de Suriye’de Türkiye, ilk defa tampon bölge oluşturulabileceği açıklaması yaptı. 26 Mart 2012’de Türkiye, Şam’daki Büyükelçiliğinin faaliyetlerini askıya aldı. 1 Nisan 2012’de Suriye Halkı’nın Dostları Toplantısının ikincisi İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıya çok sayıda kökten İslamcı gruplar katıldı. IŞİD; teşkilat şemasını hazırlama aşamasına geçip El Kaide ve El Nusra taraftarlarıyla birlikte güç birliğine başladı”.
Dolar bazında en yüksek harcama 2013 yılında yapıldı; 656 milyon 800 bin Dolar. Peki ne oldu 2013’te;
“Nisan 2013’te Bağdadi kurduğu Şeriatçı  örgütün ismini Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) olarak değiştirip faaliyet alanını Şam’ı içine alacak şekilde genişletirken El Nusra’yı da feshettiğini duyurdu. Yeni hedef Irak’la birlikte Suriye, Lübnan, Ürdün ve (İsrail dahil) Filistin’de oluşturulacak bir şeriat devletiydi. Hedefleri Suriye Devleti ve Beşar Esad’dı. İlginç olan örgütün kuruluşundaki ‘Şam’ sözcüğüydü. Çünkü; İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar’a göre Şam’ın adı Damasqus’tu. Araplara göre de ‘Dımeşk’. Şam’a Şam diyen dünyada tek bir halk vardı ‘Türkler’. IŞİD’in Suriye’de Rakka ilinin yanı sıra Deyr el Zor, İdlib ve Halep kırsalında kendi emirliğini tesis etmesinden rahatsız olan Nusra, selefi örgütlerin çatı kuruluşu İslami Cephe ve Özgür Suriye Ordusu’nun hayatta kalan unsurları Aralık 2013’te IŞİD’e savaş açtı. Ancak bu savaş IŞİD’i daha da büyüttü. “
Yine Dolar bazında en çok paranın harcandığı bir başka yıl da 2015’ti; 651 milyon 800 bin dolar. Peki ne oldu 2015’te;
“Türkiye’ye karşı her cephede suçlamalar vardı. Özellikle bölgeye giden cihatçı grupların Türkiye’den sızması büyük rahatsızlık yaratmıştı. Özgür Suriye Ordusu IŞİD’e karşı güçlenmeye başladı. Çünkü IŞİD kontrol edilemiyordu. Ülkede de işler çok karışıktı. 7 Haziran sonrasında 45 günlük süre zarfında koalisyon turlarından bir sonuç çıkmaması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan Anayasa'nın 104'üncü ve 116'ıncı maddeleri uyarınca seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Ülke bir anda kan gölüne döndü. Ankara'da 10 Ekim'de yapılan 'Emek, Barış, Demokrasi' mitingi ülke tarihinin en kanlı terör eylemi olarak kayıtlara geçti. Tren Garı önünde toplanan göstericilerin arasında patlayan iki bomba 103 kişinin hayatını kaybetmesine yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden oldu. Başbakan Davutoğlu 20 Ekim'de gerçekleştirdiği Van mitingindeki ‘AK Parti iktidardan indirilirse ya bu terör çeteleri dolaşacak, ya da eskiden olduğu gibi 'Beyaz Toroslar' dolaşacak. Biz bu memleketi terör çetelerine, faili meçhullere bir daha bırakmayacağız’ sözleri yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.”
Siz yine de alın önünüze bir bakın şu örtülü ödenek harcamalarını yıllara göre dağılımına. Kendinize göre bir sonuç çıkarın. Benim bulduğum sonuçlar “Google” sonuçları. 
Ancak temel soru şu;
“Neden 2003 yılından itibaren bütçe gelirleri 16 yıl boyunca 7.3 kat artarken; örtülü ödenek 17,5 kat arttı. Neden 2003 yılında örtülü ödenek harcamaları 98,3 milyon TL iken; 2018 sonunda harcama tutarı 1 milyar 722 milyon TL’ye  (En yüksek harcama 2017'de 1.9 milyar TL.) ulaştı. Ekonominin daraldığı verginin zor toplandığı bir ekonomide, örtülü ödeneğin harcama alanlarının gizli tutulması, bu artışı daha da anlamlı hale getirmiyor mu”.
Son soru ise en önemlisi;
“Erdoğan 16 yılda 6 milyar 546 milyon doları nereye harcadı…!”
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Ertürk Arşivi