
Atilla Köprülüoğlu
Kalede 1 başına
‘’Günümüzde futbol fazlasıyla edebi anlar içeriyor:
Coşku, tutku, dram ve maksimum heyecan fırtınası
duyguları taşırıyor sahanın dışına...
Öylesine bir oyun ki ipince bir çizgi ayırıyor sevinci ve
hüznü, incecik beyaz çizgiler, ofsaytı, golü, tacı, korneri, autu ve golü.
İncelen çizgiler renkleniyor, kelimeleri ve cümleleri ayrıştırıyor.
Bugün ‘futbol edebiyatı’ diye ayrı bir edebiyattan söz edebiliriz.’’
Turgut Çeviker’e aittir bu tespit!
"Dünya Şairi" Nâzım Hikmet; ‘Futbolda eski kurdum.
En ağır hafbekleri yere vururdum.
Bana mahsustur bu vuruş, futbol potinlerim,
kurşun kalemimden öğrendi bu zanaatı" yazmıştır...
Fenerbahçeli Orhan Kemal’in futbol tutkusu da
şu tümcededir;
"Yığınla futbol hastasından biri de bendim.
Laf aramızda iyi penaltı atardım. İyi bir santrfordum ha."
Beşiktaşlı Cemâl Süreya’nın şu dizeleri unutulmazdır:
"Bir takım ol.
Mesela Beşiktaş gibi. De ki;
Şerefim bitene kadar seveceğim seni!"
‘’Yüreğim Islaktır benim/ Kuytularda ağlamaktan,
Ve hafif uçuktur rengi/ Kurusun diye kaç kez/
Güneşe asılmaktan’’ı yazmış şair yazar
araştırmacı basın emekçisi Sunay Akın da bir futbol aşığıdır.
E.M Forster Ödüllü İngiliz Yazar Nick Hornby’nin
‘’Kadınlara aşık olur gibi futbola da öyle âşık oldum:
Ansızın, açıklanamaz bir şekilde, üzerine kafa yormadan,
getireceği acı ve kafa karışıklığını bir nebze
bile düşünmeden. ‘’ tanımına uyan!..
Çocukken ‘’Büyüyünce ne olacaksın?’’ diye
soranlara ‘’Şenol Güneş olacağım’’ dermiş hep Sunay Akın.
Futbolcu/Şenol Güneş olamamış ama günümüzün
futbol hocası Şenol Güneş’i yazmıştır!
"Maçkalı Sunay’'ın gönüldaşlığını yaptığı renkler de
Bordo-Mavi’dir; anımsatalım!
Madımak Katliamı’yla ilgili şiiri ‘’Kova Kaleci’’ de
kaleciliğine atıf da vardır:
‘’ Futbol takımında mahallenin kova kaleciydi lakabım,
İlk kez sevinecektim buna ama yalnızca
Avuçlarıma alabildiğim suyu bir kova gibi Sivas'a taşıyamadım.’’
‘’Atilla Köprülüoğlu’na. Haberin ‘1’ Numarasına sevgiyle’’
diye imzalayıp gönderdiği ‘’Kalede 1 Başına’’ ile yazınımıza
futboldaki kaleci öykülerini anlatan kitabı armağan etti Sunay Akın.
“Yerdeydim ve avuçlarım kızgın kömür parçalarını
tutmuşum gibi yanıyordu. Sağ yanıma gelen
şutu hâlâ nasıl olduğunu anlayamadığım
bir refleksle kurtarmıştım. O an Lefter’in sözü duyuldu:
‘Tamam, bulduk! Kaleye Sunay geçecek.’”
‘’Futbolun Ordinaryüsü’’ Lefter’in şutunu
kurtardığında henüz 10 yaşındadır Sunay Akın.
Kaleci kazağını çıkarıp kalemi eline aldıktan
sonra bu kez kaleci öyküleri biriktirmeye koyulur.
Kimler kimler girer bu öykülere…
Nobel’li bilimcimiz Aziz Sancar; Berlin Kaplanı
Turgay Şeren ve jübilesine katılan ünlü
Rus kaleci Lev Yaşin; antrenmanlara
kömür işçilerinin Zonguldak’tan gönderdiği
madenci eldivenleriyle çıkan Şenol Güneş;
Abidin Dino’nun yeğeni kaleci Sabri Dino;
düğün davetiyesinde gelinin attığı şutu karşılayan
damat Yılmaz Vural; en renkli kalecilerimizden
Varol Ürkmez ve ona elini uzatan Baba Hakkı,
Refik Durbaş, Fecri Ebcioğlu, Nâzım Hikmet’in
şiirindeki kaleci; Albert Camus;
İtalya Milli Takımı
Kalecisi Buffon’un cenazesinde ‘’İtalya 1 Numarası’nı
kaybetti’’ dediği Pavarotti ve daha niceleri giyer
bu formayı.
Hep 1 numarayı taşırlar sırtlarında.
Sunay Akın meslektaşımız Bilgenur Akan’a verdiği
röportajda, aslında ‘’futbolu değil hayata sırtını dönmeyenleri’’
anlattığını aktarmış ve devam etmiş sonra da:
‘’Hep barış, demokrasi, özgürlük, adalet arayışında
ilkelerinden vazgeçmeyenlerden söz ediyorum.
Örneğin bir Uğur Mumcu var burada.
Çünkü Uğur Mumcu kaleciydi. 68 kuşağı var bu kitapta.
Köy Enstitüleri var. Baktığımız zaman
bu insanlara hayatlarında her zaman sağlam
durmuş, kaleyi terk etmemiş en zor koşullarda
bile mücadeleyi sürdürmüş insanlar var.’’
Kaleciler güzel insanlardır.
Kalecilerin dayanışması
başka hiçbir alanda yoktur.
Kaleciyken bir gol yediğinizde herkes size
karşı çıkarken rakip takımın kalecisi soyunma
odasında yanınıza gelip sizi teselli eder. Yanınızdadır!