Yapay zekada kritik Türkiye raporu hazırlandı! Yol ayrımı anlatıldı
Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün yayımladığı "Yeni Güç Mimarisi: Dijital Hegemonya" raporunda, Türkiye'nin yapay zeka ve dijital teknolojilerde önündeki fırsat ve riskler mercek altına alındı.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü (TÇE), dijital teknolojilerin küresel güç dengeleri üzerindeki etkisini ve Türkiye'nin bu dönüşümdeki konumunu ele alan "Yeni Güç Mimarisi: Dijital Hegemonya" başlıklı raporunu yayımladı.
Raporda, veri işleme kapasitesindeki artış, bulut bilişimin yaygınlaşması, yapay zekanın günlük yaşamın merkezine yerleşmesi ve dijital platformların ekonomide giderek daha belirleyici hale gelmesiyle birlikte klasik egemenlik anlayışının da değiştiği belirtildi.
Enstitüye göre günümüzde devletlerin egemenlik kapasitesi yalnızca sınırlarını koruma kabiliyetiyle ölçülmüyor. Veri akışlarının, kritik dijital altyapıların ve algoritmik karar mekanizmalarının ne ölçüde kontrol edilebildiği de ülkelerin egemenlik gücünün önemli unsurları arasında yer alıyor.

DİJİTAL GÜÇ ÜÇ KATMANDA BÜYÜYOR
Raporda dijital hegemonyanın üç temel katman üzerinden şekillendiği değerlendirmesine yer verildi.
İlk katmanda ağ etkileri, veri yoğunlaşması ve ekosistem bağımlılığı yoluyla oluşan piyasa gücü bulunuyor. İkinci katmanda Palantir, Microsoft ve Anduril gibi şirketler üzerinden örneklendirilen devlet-teknoloji bütünleşmesine dikkat çekiliyor. Üçüncü katmanda ise CLOUD Act gibi düzenlemelerin ulusal hukuk sistemlerinin fiziksel sınırların ötesine taşınmasına yol açtığı belirtiliyor.
TÇE, bu üç unsurun birlikte değerlendirilmesi halinde dijital platformların gücünün yalnızca ekonomik bir yoğunlaşma olarak görülemeyeceğini, söz konusu yapının giderek jeopolitik bir güç mimarisine dönüştüğünü vurguladı.
TÜRKİYE İÇİN YENİ YAPAY ZEKA DÖNEMİ
Raporda Türkiye'nin dijital egemenlik gündemi, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe giren Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) çerçevesinde değerlendirildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan planın, 2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Stratejisi'nin devamı niteliğinde olduğu belirtildi. İnsan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri planın temel başlıkları arasında yer alıyor.
Hazırlık sürecinde kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarından yaklaşık 500 profesyonelle çalıştaylar gerçekleştirildiği, 2 binden fazla eylem önerisinin değerlendirildiği kaydedildi.
"Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet" başlıkları altında şekillenen eylem planında insan kaynağının geliştirilmesinden veri altyapısına, hesaplama kapasitesinden yerli yapay zeka modellerine ve yönetişime kadar geniş bir alan hedefleniyor.
Plan kapsamında ilk 12 ayda en az 1,5 milyon, 24 ayın sonunda ise toplam 5 milyon vatandaşın yapay zeka okuryazarlığı programlarına dahil edilmesi amaçlanıyor. Ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.
Bunun yanı sıra en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden makine tarafından okunabilir formatta erişime açılması öngörülüyor.
ASIL RİSK: DIŞA BAĞIMLILIK
Raporda Türkiye açısından öne çıkan en önemli risklerden biri ise dijital ekonomide büyüme yaşanırken yabancı teknoloji şirketlerine olan bağımlılığın da artması olarak gösterildi.
TÇE, We Are Social ve Meltwater'ın Dijital 2025 Türkiye Raporu'na atıf yaparak Türkiye'de aktif internet kullanıcılarının 77,3 milyona, internet kullanım oranının ise yüzde 88,3'e ulaştığını aktardı.
Buna karşın arama motorları, sosyal medya platformları, mobil işletim sistemleri, uygulama mağazaları, bulut bilişim hizmetleri ve dijital reklam altyapılarının büyük ölçüde yabancı şirketlerin kontrolünde olduğu belirtildi.
Enstitü, bu tablonun Türkiye'de dijital ekonominin büyümesiyle stratejik dış bağımlılığın da aynı anda derinleşmesi anlamına geldiği değerlendirmesini yaptı.
DİJİTAL REKLAM PAZARI DA BÜYÜYOR
Raporda Türkiye'deki medya ve reklam yatırımlarına ilişkin verilere de yer verildi. Buna göre toplam medya ve reklam yatırımları 2024 yılında 253,6 milyar liraya ulaşırken, medya yatırımlarının yüzde 74,2'si dijital mecralara yöneldi.
Türkiye'nin yüzde 39,4'lük büyüme oranıyla dünyanın en hızlı büyüyen dijital pazarlarından biri olduğu belirtilirken, bu gelirlerin önemli bölümünün küresel platformlara aktarılmasının yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmadığına dikkat çekildi.
Rapora göre bu yapı; kullanıcıların profillenmesi, içeriklerin görünürlüğünün belirlenmesi ve davranışların yönlendirilmesi konusunda da küresel teknoloji şirketlerinin etkisini artırıyor.
2030 İÇİN 1 GW HEDEFİ
Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı kapsamında 2030 yılına kadar en az 1 GW yapay zeka ve veri merkezi kurulu gücüne ulaşılması hedefleniyor.
Plan kapsamında ayrıca yıllık en az 10 TWh düşük karbonlu elektrik satın alma anlaşması hacmine, en az 1 eksabayt depolama kapasitesine ve omurga bağlantılarında en az 100 Tb/sn erişime ulaşılması öngörülüyor.
Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için ağırlıklı olarak özel sektör kaynaklı en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi planlanıyor.
Araştırmacılar, girişimler ve KOBİ'lerin hesaplama kapasitesine erişiminin artırılması da hedefler arasında bulunuyor. Tek bir teknoloji sağlayıcısına bağımlılık oluşmasının önüne geçmek için çoklu tedarikçi yaklaşımının benimsenmesi planın dikkat çeken unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
"YALNIZCA YERLİ TEKNOLOJİ ÜRETMEK YETERLİ DEĞİL"
TÇE, Türkiye'nin dijital egemenlik stratejisinin yalnızca yerli teknoloji ve yapay zeka geliştirmeye indirgenmemesi gerektiği görüşünde.
Raporda, büyük dijital platformların ihlal gerçekleştikten sonra değil, risk ortaya çıkmadan önce denetlenmesini sağlayacak düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Veri taşınabilirliği ve birlikte çalışabilirlik yükümlülükleri ile platform verilerinin belirli koşullarda paylaşılmasını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi önerildi.
Dijital Hizmet Vergisi'nin denetim kapasitesinin de güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Avrupa Birliği'nde Dijital Piyasalar Yasası kapsamında "kapı bekçisi" olarak tanımlanan büyük teknoloji şirketlerinin daha ağır yükümlülüklere tabi olduğu hatırlatılırken, Türkiye'de aynı şirketlere yönelik benzer kapsamda bir düzenleme bulunmaması "düzenleyici asimetri" olarak değerlendirildi.
HEDEF TÜM BAĞIMLILIKLARI BİTİRMEK DEĞİL
Enstitü, dijital egemenliğin bütün yabancı teknolojilerden vazgeçilmesi anlamına gelmediğinin de altını çizdi.
Yarı iletkenlerden bulut altyapılarına, telekomünikasyon ekipmanlarından büyük dil modellerine kadar teknoloji değer zincirinin küresel ölçekte birbirine bağlı olduğu belirtilen raporda, bu nedenle Türkiye'nin bütün alanlarda kendi kendine yeterli hale gelmesinin gerçekçi bir hedef olmadığı ifade edildi.
Rapora göre asıl mesele, hangi dış bağımlılıkların kabul edilebilir olduğunu ve hangilerinin stratejik risk oluşturduğunu belirlemek. Kritik bağımlılıkların ise yönetilebilir seviyeye indirilmesi gerekiyor.
YOL AYRIMI: KULLANICI MI, KURAL KOYUCU MU?
Raporun sonuç bölümünde Türkiye açısından temel mesele, dijital teknolojilerin pasif tüketicisi olmak ile dijital geleceğin kurallarını şekillendiren ülkeler arasında yer almak arasındaki tercih olarak ortaya konuldu.
TÇE'ye göre dijital çağda egemenlik; veriyi korumak, algoritmaları denetlemek, kritik altyapıları yönetmek ve teknolojik bağımlılıkları stratejik biçimde kontrol edebilmek anlamına da geliyor.
Raporda, geleceğin egemen devletlerinin en fazla teknoloji satın alan ülkeler değil; teknolojiyi yöneten, düzenleyen, denetleyen ve gerektiğinde alternatiflerini geliştirebilen ülkeler olacağı vurgulandı. (ANKA)
Yapay zekâ devleri neden milyonlarca antika kitabı satın alıp yok ediyor?
Patronu yapay zeka olanın vah haline! Mağaza müdürü yapay zeka geç kalan çalışanını kovdu!
Yapay zekâ patlaması Fed'i Korkutuyor: 7 trilyon dolarlık yeni bir balon patlamak üzere