Kuvözdeyken darbedilen Deniz’in annesi Adli Tıp raporuna isyan etti! O görüntüler Türkiye'yi ayağa kaldırmıştı
Adli Tıp Kurumu, henüz 5 günlükken kuvözde hemşire tarafından darbedilen Deniz Esin’in rahatsızlıklarıyla dava konusu olay arasında illiyet bağı kurmadı. Anne Bozoklar ise rapora tepki göstererek sorularına yanıt istedi.
Kahramanmaraş'ta henüz 5 günlükken kuvözde hemşire şiddetine maruz kalan ve bugün 5 yaşında olan Deniz Esin Bozoklar'ın davasında yeni bir gelişme yaşandı. Deniz Esin'in zihinsel ve bedensel engelli kalmasına neden olduğu için tutuklanan hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık'ın yargılaması sürerken, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 62 sayfalık rapor mahkeme dosyasına girdi.
Raporda, Deniz Esin'de tespit edilen psikomotor gelişim geriliği, epilepsi ve serebral palsinin "kişinin kendisinde mevcut hastalık" olarak değerlendirildiği belirtildi. Bu bulguların iyileşme olanağı bulunmayan beyin işlev bozuklukları niteliğinde olduğu kaydedilirken, dava konusu olay ile söz konusu rahatsızlıklar arasında illiyet bağı kurulamadığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, çocuğun yürüme bozukluğu, her iki alt ekstremitesindeki rijidite ve ayaklarındaki pes valgus bulgularının da mevcut hastalık kapsamında değerlendirildiği aktarıldı. Bu bulgular açısından da dava konusu olayla illiyet bağı kurulamadığı belirtildi.
ANNE RAPORA İSYAN ETTİ
Adli Tıp raporunu okuduktan sonra şaşkınlık yaşadığını söyleyen anne Sema Bozoklar, raporun olayın ardından yaşanan gelişmeleri göz ardı ettiğini savundu.
Bozoklar, "Hastaneyi kusursuz buluyorlar, hemşireyi kusursuz buluyorlar. Yani kusurlu olan ben miyim burada? Ben çocuğumu doğurup hastaneye koyduğum için ben mi suçluyum?" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Deniz Esin'in doğumunun ardından yapılan muayenelerde herhangi bir hastalık ya da engellilik bulgusu tespit edilmediğini belirten Bozoklar, bebeğinin düşük doğum ağırlığı nedeniyle kuvöze alındığını söyledi.
"Benim çocuğum doğdu, solunum sıkıntısı yoktu, beyin ultrasonları temizdi. 2,5 ay boyunca hiçbir sıkıntı yoktu, stabil bir durumdaydı. 2,5 ay sonra benim çocuğum darbediliyor" diyen Bozoklar, olayın ardından yaşanan sürece dikkat çekti.

"5 GÜN KIRIK BACAKLA KALDI"
Anne Bozoklar, bebeğinin bacağındaki kırığın olaydan günler sonra fark edildiğini ve aynı dönemde nöbet geçirdiğini ifade etti.
"5 gün sonra benim çocuğumun bacağının kırığı fark ediliyor ve gecesinde benim çocuğum havale geçiriyor. Sabahına da nöbet ilacı başlanıyor" diyen Bozoklar, epilepsinin doğuştan olduğu yönündeki değerlendirmeyi sorguladı.
Bozoklar, "Madem benim çocuğum doğuştan epilepsiydi, madem benim çocuğum doğuştan engelliydi, bunu bana neden söylemediler ya da neden nörolojik bir takip içerisine almadılar?" diye sordu.
Bebeğin beyin ultrasonlarının başlangıçta temiz olduğunu, darp iddiasından yaklaşık bir ay sonra ultrason sonuçlarında bozulma görüldüğünü belirten Bozoklar, bu değişimin de raporda nasıl değerlendirildiğini sorguladı.
Deniz Esin'in bugün bacağında kısalık ve içe dönüklük bulunduğunu belirten anne, bu durumun doğuştan olması halinde 2,5 aylık süreçte fark edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bozoklar, "Hemşirenin darbından sonra benim çocuğumun bacağı kırılıyor, 5 gün boyunca benim çocuğum kırık bacakla öylece duruyor ve şu an benim çocuğumun bacağı kısa ve içe dönük. Bunda da yine hemşireyi kusursuz buluyorlar, yine illiyet bağı kurma yok" dedi.
Çocuğunun doğduğu andan itibaren epilepsi ya da engelliliğe ilişkin bir bulgu bulunmadığını savunan Bozoklar, ellerinde bebeğinin sağlık durumunu gösteren görüntü ve videolar bulunduğunu söyledi.
"Benim çocuğumun neden epilepsisi başladı o zaman? Neden engelli kaldı benim çocuğum?" diye soran Bozoklar, Adli Tıp Kurumu'na şu sözlerle tepki gösterdi:
"Madem benim çocuğumda doğuştan itibaren epilepsi vardı, neden bu epilepsi ilacı doğuştan itibaren başlamadı? Bunu soruyorum ben Adli Tıp Kurumu'na."

RAPORDA KALICI İŞLEV KAYBI DEĞERLENDİRMESİ
Adli Tıp Kurumu raporunun sonuç bölümünde, 29 Nisan 2026'da yapılan ortopedi muayenesinde dava konusu olayda tespit edilen femur diafiz kırığına bağlı sekel lezyon saptanmadığı belirtildi. Raporda, organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik ya da fonksiyonel bozukluğun tarif ve tespit edilmediği sonucuna varıldı. (DHA)
Rojin Kabaiş soruşturmasında çarpıcı gelişme: Rektör ve yeğeninden DNA örneği alındı