İBB davasında 2. celsenin 2. günü! İşte dakika dakika yaşananlar

İBB'ye yönelik davanın ikinci celsesinin ikinci gününde bir itirafçı hakkında tutuklama talep edilmesine tepki gösteren Ekrem İmamoğlu başka bir tanığa sorusunu yarıda keserek, "İddia makamından tehdit almaman için sana soru sormuyorum" dedi.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
İBB davasında 2. celsenin 2. günü! İşte dakika dakika yaşananlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada 40 günlük duruşma arası dün sona erdi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yürüttüğü yargılamanın ikinci grup duruşmaları, bugün Silivri'de Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında yer alan yeni duruşma salonunda 13 saatten fazla sürenin ardından sona erdi.

9 Mart'ta 107 tutuklu sanıkla başlayan davada, geçen süre içinde tutuklu sanıkların yaklaşık yarısı tahliye edildi. Dosyada halen 53 kişi tutuklu bulunurken, toplam 414 sanık hakim karşısına çıkacak.

Davanın ikinci celsesinde, mahkeme heyeti ile sanıklar arasındaki "makul süre" diyaloğu öne çıktı. Mahkeme başkanı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının "uygun yerde makul bir sürede" alınacağını belirtti. Dünkü duruşmada tutuksuz 5 sanığın savunması dinlendi. Duruşma, diğer savunmaların alınmasına devam edilmek üzere bugüne bırakıldı.

Halk TV muhabiri Gamze Altunay, İBB davasının ikinci celsesinde yaşananları anbean aktarıyor...

İBB DAVASINDA 2. CELSENİN 2. GÜNÜ SONA ERDİ

İBB Davası'nda 2'nci celsenin 2'nci günü 13 saati aşkın sürenin ardından sona erdi. Yarınki celsede bugün alınmayan 3 kişi daha kürsüye çıkarılacak. Kürsüye son olarak 14'üncü kişi olarak Elif Yıldız ve 15'nci kişi Sezgin Paydaş çıktı.

ADEM OK'UN İFADESİ BAŞLADI

12'nci kişi olan Esra Huri Bulduk'un ardından bugünün 13'üncü kişisi olarak Adem Ok kürsüye çıktı.

12'İNCİ KİŞİ OLARAK ESRA HURİ BULDUK KÜRSÜYE ÇIKTI

İBB davasında bugün kürsüye çıkarılan 12'nci kişi olarak Esra Huri Bulduk kürsüye çıkarıldı.

SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR

Keleş'in ardından Fuat Keleş ve Cemal Üneş savunma yaptı.

SOYTEKİN'DEN KELEŞ'E: SEN TESCİLLİ BİR DOLANDIRICISIN

Savunma yapan Mustafa Keleş'in oğlu Dursun Keleş'e Adem Soytekin "Sen tescilli bir dolandırıcısın." diyerek "Ben güya Dursun'un ofisine gitmişim, Ekrem İmamoğlu'nu aramışım. Bizim Ekrem İmamoğlu'yla aramızda 2022'ye kadar HTS kaydımız yok." şeklinde tepki gösterdi.

Soytekin ayrıca, Keleş'e, "Sen Veysel Erçevik'in evine gittin mi?" diye sordu. Keleş, "Hayır gitmedim" dedi. Bunun üzerine Soytekin, "Gittin, o ev hapsindeyken gittin ve tehdit ettin. Bu konudaki HTS ve baz kaydı çalışması yapılırsa haklı olduğum ortaya çıkacaktır." dedi. Soytekin, "Dursun çok yalancı." diye konuştu.

ARA SONA ERDİ

Aranın sona ermesinin ardından Dursun Keleş savunmasını yapmak için kürsüye geldi.

İMAMOĞLU DURUŞMAYI DÜRBÜNLE TAKİP EDEN GAZETECİLERE FIKRA ANLATTI

İBB Davası arasında Ekrem İmamoğlu, dürbünle bakan gazetecilere Karadeniz fıkrasıyla seslendi:

"Bir gün Temel Dursun’a seslenmiş. Bağırmış bağırmış sesini duyuramamış. Sonra eline dürbün alıp bakmış, bu kez fısıldayarak ‘ula Dursun, ula Dursun’ demiş. Oradan sessiz konuşmayın."

ARA VERİLDİ

Keleş'in savunmasının tamamlanmasının ardından duruşmaya 10 dakika ara verildi.

İMAMOĞLU: MUSTAFA BEY GÜZEL HİKAYE YAZDIN

Hamzaoğlu'nun ardından savunma yapan Mustafa Keleş'e Ekrem İmamoğlu tepki gösterdi.

Mustafa Keleş, Ekrem İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu ile 2008 yılından itibaren tanıştıklarını ve kat karşılığı projeler dahil çeşitli ticari ilişkiler yürüttüklerini belirterek Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde Kameroğlu Ailesi ile aralarındaki 8 milyon dolarlık tahkim davasını geri çekmesi yönünde kendisini tehdit ettiğini ve işlerini engellemekle baskı kurduğunu öne sürdü.

Davayı geri çekmemesi üzerine kat irtifakı ve ruhsat süreçlerinde aksamalar yaşadığını iddia eden Keleş, ilerleyen süreçte İmamoğlu'nun talebini yinelediğini, tepki göstermesi üzerine telefonun yüzüne kapatıldığını ve bir daha iletişim kurulmadığını iddia etti.

Ayrıca İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından Deniz İstanbul projesindeki 95 bin metrekarelik imarlı arsanın yeşil alana çevrildiğini, bu karara karşı açtıkları davada yürütmeyi durdurma kararı aldıklarını ve yargı sürecinin devam ettiğini ileri sürdü.

Keleş'in savunmasının ardından söz alan tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Mustafa Bey güzel bir hikaye yazdın. Seni esefle kınıyorum." dedi.

"YALANLARINDA BOĞUL"

Ekrem İmamoğlu: Senden bir villa istemişim, ben buranın belediye başkanıyım, bana vermeyip vermeyeceksin vesaire vesaire. Tümüyle yalanlarında boğul. Sen bu konuda büyük bir iftira, büyük bir iftira attın.

Ekrem İmamoğlu: Senin şantiyeni ben kalabalık bir ekiple gezdim. Sonra şantiyenin içinde yine kalabalık bir ekiple bana şantiyede projeyi anlattın ve gezme sebebim de etrafındaki kamu donatı alanlarıyla ilgiliydi. Öyle değil miydi, Mustafa Bey?

Mustafa Keleş: Üç defa tek başına gelmedin mi, Başkan?

Ekrem İmamoğlu: Çok fena yalancısın sen. Şantiyeni bir defa ziyaret ettim. Şantiyeni bir defa ziyaret ettim. Yalanı yeme yiyorsun ve burada kime şirin gözükmek istiyorsun bilmiyorum ama yalanı yeme yiyorsun.

"ÖYLE OLDUĞUNU VARSAYMIŞTIM"

Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya, Keleşoğlu İnşaat'ın ortağı Mustafa Keleş'e "Müvekkilimin Ekrem İmamoğlu'nun kasası olduğunu söylemişsiniz." dedi. Keleş, "Oğlum söylemiştir." yanıtını verdi. Avukat Kaya bunun üzerine "Oğlunuz Fatih Keleş'i hiç görmedim demiş, o söylemiş olamaz." ifadelerini kullandı. Mustafa Keleş ise, "Oğlum ile ilişkilerinden öyle olduğunu düşündüm." diye konuştu.

MURAT ÇALIK OKTAY HAMZAOĞLU'NA TEK TEK SORDU

Mehmet Murat Çalık: Şimdi Oktay Bey, aynı gün içerisinde 2 farklı ifadeniz olmuş. Hani devamı niteliğinde. İlk ifadeniz biraz böyle soru-cevap gibi olmuş. 1. ifadenizde bahsetmediğiniz hususları 2. ifadenizde anlatmışsınız. Ben 1. ifadenizdeki bir anlatımınızı sormak istiyorum size. İskan aşamasında, iskan aşamasında da ayrıca ortaklık grubundan 3 milyon TL artı KDV ödedik. Nakit olarak ödeyemeyince bu talebi çek olarak karşılamak zorunda kaldık demişsiniz.

Oktay Hamzoğlu: Evet, doğrudur.

Mehmet Murat Çalık: İlk ifadenizde. 2. ifadenizde ise anlatımınızı İsa Ünal'ın anlatımına benzer şekilde anlatmışsınız. Temel, ciddi farklılıklar var, onu soracağım size. 2018 Eylül ayından yaklaşık, bu sizin ifadeniz, yaklaşık hatırladığınız kadarıyla 6 ay önce iskan ile ilgili problemleri çözmek için siz, yani Oktay Hamzoğlu, Yüksel Hamzoğlu ve İsa Ünal olarak Ekrem İmamoğlu'na gittiğinizi ancak görüşmeye siz katılmayıp kapıda beklediğinizi söylemişsiniz.

Oktay Hamzoğlu: Yok yok, ben aşağıda arabada bekledim. Kapıya bile çıkmadım.

Mehmet Murat Çalık: İfadede kapıda bekledim dediğiniz için...

Oktay Hamzoğlu: Onu sadece öyle yazdılar. Alt kapı.

Mehmet Murat Çalık: Ha, tamam. Peki. Alt kapı. Orada da bir kapı var, sorun yok. Ancak İsa Ünal aynı görüşmeye Yüksel Hamzoğlu ile kendisinin gittiğini söylüyor. Sizden, yani kapıda beklemiş olsanız da hiç bahsetmiyor. Acaba bunun sebebi nedir?

Oktay Hamzoğlu: Vallahi ben onu bilmiyorum Mehmet Bey. Siz de biliyorsunuzdur, ben belediye işleriyle ilgili ne sizlerle ne Ekrem Bey'le ne de başka birisiyle görüşmedim zaten. Biz, biz o gün oraya arabayla 3'ümüz geldik. Ben arabada bekledim. Alt kapıda da değil, üst kapıda da beklemedim. Onlar çıktılar, görüştüler.

Mehmet Murat Çalık: Tamam. Evet, cevabımı aldım. Ekrem İmamoğlu'nun iskan problemlerini çözmek için sizi bana, yani Mehmet Murat Çalık'a yönlendirdiğini iddiasına ilişkin de o toplantıya İsa Ünal ile Yüksel Hamzoğlu birlikte 2 kişi olarak gittiğini belirtmişsiniz, siz.

Oktay Hamzoğlu: Doğrudur.

Mehmet Murat Çalık: İsa Ünal ise aynı toplantıya İsa Ünal, Yüksel Hamzoğlu ve Oktay Hamzoğlu olarak 3 kişi gittiğinizi iddia ediyor.

Oktay Hamzoğlu: Yok, ben o toplantıya katılmadım.

Mehmet Murat Çalık: Tamam. Yine siz, Mehmet Murat Çalık ile yapılan toplantı neticesinde Mehmet Murat Çalık'ın Adem Soytekin'e yönlendirdiğini beyan etmişsiniz. İsa Ünal ise görüşme esnasında Adem Soytekin'in odada bulunduğunu söylemiş. Bu durumla ilgili, hani bu olayın farklı anlatmasıyla ilgili şu an söyleyeceğiniz bir şey var mıdır?

Oktay Hamzoğlu: Yüksel Bey'le İsa Bey sizin yanınıza geldiğinde Adem Soytekin'in ben orada olduğunu düşünmüyorum.

Mehmet Murat Çalık: İsa Bey öyle demiş.

Oktay Hamzoğlu: Ben odaya girmediğim için bilmiyorum ama zannetmiyorum öyle bir durum olduğunu.

Mehmet Murat Çalık: Peki. Bir sorum daha var. Size sorularım kısa, çok yormayacağım sizi.

Oktay Hamzoğlu: Peki, teşekkür ederim.

Mehmet Murat Çalık: Sizin ve İsa Ünal'ın, her ikiniz kişiler konusunda uzlaşamasanız da Ekrem İmamoğlu ve Mehmet Murat Çalık ile yapılan görüşmelerde her ikisinde Yüksel Hamzoğlu'nun katıldığını söylemişsiniz.

Oktay Hamzoğlu: Doğrudur.

Mehmet Murat Çalık: Ancak Yüksel Hamzoğlu gerçi bugünkü verdiği ifadede böyle bir görüşmeden bahsetti ama daha önceki ifadelerinde bu anlatımdan hiç bahsetmemiş Yüksel Bey. Hani ben sordum. Hani size de hani o görüşmenin tanığı olarak soruyorum. Hani siz de anlatımlarınızda olduğu için soruyorum. Hiç bahsetmeyip Adem Soytekin'in iskan süreciyle ilgili 3,5 milyon talep ettiğini, gayriresmi ödeyemeyeceğiniz için fatura kestirdiğini ve öyle ödeme yaptığını beyan etmiş. Bu beyana ilişkin ne diyorsunuz? Bu son sorumdu.

Oktay Hamzoğlu: Oradaki görüşmeden çıkan sonucun ne olduğunu ben biliyorum. Öyle söylediler bana. ASO üzerinden yürüdü o dönemde, öyle biliyorum ben.

Mehmet Murat Çalık: Ama Yüksel Hamzoğlu "Ben oraya ilk ifadelerimde hiç gitmedim" dedi. Burada bugün hani o toplantıya dahil olduğunu söyledi. Hani öyle bir çelişki de var ama onu sormak istedim size.

Oktay Hamzoğlu: Ben, ben, ben şunu söyleyebilirim: İlk görüşme Ekrem Bey'in ofisine gittiler, Zübeyde Hanım Kültür Merkezi'ne. O Ekrem Bey'e yönlendirdi. Daha sonra Yüksel Bey'le İsa Bey ikisi tekrardan sizin yanınıza geldiler. Orada Adem Bey'in olup olmadığını bilmiyorum.

Mehmet Murat Çalık: Tamam. Ben sorularımın cevabını aldım. Tabi İsa Ünal'ın anlatımı bambaşka, başka. Hani onunla ilgili de Oktay Bey'i ilgilendirmediği için soru sormuyorum. Teşekkür ediyorum.

"RÜŞVETLE ALAKALI HİÇ KİMSEYLE GÖRÜŞMEDİM"

Zafer Gül'ün ardından Oktay Hamzaoğlu savunmasını yapmak üzere kürsüye geldi.

"Westside projesi kapsamında rüşvete aracılık ettiği iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum." diyen Hamzaoğlu savunmasında şunları söyledi:

"Rüşvetle alakalı hiç kimseyle görüşmedim, rüşvet pazarlığı da yapmadım. Biz buraya başlangıçta 5 firma olarak başladık. Daha önceki arkadaşlar isimleri saydı. Tekrardan saymama gerek yok diye düşünüyorum. Daha sonra hissedarlardan biri ayrıldı, diğer hissedarlardan birine devretti. Ben Mutlu İnşaat adına bu projeye bakıyordum ve şantiyenin yürütülmesiyle alakalı işlere bakıyordum. Teknik olarak yani belediye işlerini ben takip etmiyordum. Belediye ile ilgili işlerle alakalı hiçbir şekilde gitmedim. Belediye işlerini Beyaz İnşaat takip etti burada. Emniyette ve savcılıkta verdiğim ifadelerin de arkasındayım. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum."

ARA SONA ERDİ

Verilen aranın sona ermesiyle savunma yapmak üzere Gül İnşaat Hissedarı Zafer Gül, kürsüye geldi.

Gül savunmasını yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep ederek tamamladı.

"İKİNCİ İFADEMDEN SONRA YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞI VERİLDİ"

"Beraatimi istiyorum. Yurt dışı çıkış yasağım var, kaldırılması talebinde bulunuyorum." diyen Gül şunları söyledi:

"Takdir sizin. Ben iki defa ifade verdim. İlk ifademde, ikinci bir ifadeye daha gittim, ilk ifademde yurt dışı çıkış yasağım yoktu. İkinci ifademde sonradan koyuldu."

"NEYDEN KORKUTUNUZ?"

Savunmasının ardından Zafer Gül'e sorular yöneltildi.

Zafer Gül, ruhsatının iptal edileceğinden ve inşaatın yarım kalacağından korktuğu için talep edilen paraları ödediğini ileri sürdü ancak Mehmet Murat Çalık projenin yüzde 90'ının bittiğini ve oturumun başladığını söyleyerek, "Neyden korktunuz?" diye sordu. Çalık, "İnşaatınız 2019'da bitmiş, yarım kalacağından korktuk diyorsunuz ama inşaat bitmiş." dedi.

MURAT ÇALIK: BEN BU ANI 12 BİN 432 SAATTİR BEKLİYORUM

Çalık, Zafer Gül'ün kasım ayında verdiği etkin pişmanlık ifadesine vurgu yaptı ve "İfade verirken şekeriniz düşmüş. Unuttuğunuz şeyler için ek ifade vermek istemişsiniz. 3 saat ayakta kalmışsınız, size geçmiş olsun demek isterdim." dedi ve "Ben bu anı 12 bin 432 saattir bekliyorum." ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU: KALEDEN SANTRAFORUN İŞİNE KARIŞIRDIM

Duruşmaya desteğe gelenler Ekrem İmamoğlu’na, “Bizi ne kadar uzaklaştırmaya çalışırlarsa çalışsınlar biz size her zaman yakınız” diye bağırdı.

Ekrem İmamoğlu, "Ben kaleden bağırmayı bilirim. Kaleden bağırırdım. Kaleden santraforun işine karışırdım" diye yanıt verdi.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Hamzaoğlu’nun sorgusu ve savunması tamamlandı. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

"İMAMOĞLU'NDAN TALİMAT GELDİĞİNE DAİR BİLGİM YOK"

Yüksel Hamzaoğlu’nun savunması başladı. Duruşma savcısı, “Adem Soytekin’in Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla belediye işlerini yürüttüğüne dair ifadeniz var” dedi. Hamzaoğlu, “O zaman öyle söylendiği için bu şekilde ifade verdim. İmamoğlu’ndan talimat geldiğine dair bilgim yok” dedi.

Savcı: Yine beyanlarınızda anlattığınız üzere inşaatlardan Adem Soytekin'in talep ettiği para, daire vermek zorunda kaldık. Bu taleplerin İmamoğlu'ndan geldiğini biliyorum şeklinde beyanınız var. Bu süreç hakkında bir...

Yüksel Hamzaoğlu: Söylenilen, duyduğumuzu söyledik yani. Ekrem Bey ile ben hiç biraraya gelmişliğim olmadı. Yani bir hayırlı olsuna gitmişizdir, 2 defa ya da 3 defadır. Affedersiniz, belediyede de vardır yani görüşmelerimiz. Çok öyle belediyeyle haşır neşir boyutumuz yoktu. Ama Adem Soytekin'i biz eskiden de tanıdığımız için, beraber ortaklık da yaptığımız için bu Westside projesinin kalan inşaatını Adem Bey yaptığı için Adem Bey bu aradaki diyaloğumuzu sürdüren Adem Bey'di yani belediyeyle olan.

Savcı: Adem Bey belediyede diyaloğu nasıl sürdürüyordu bir yetkisi var mıydı? Yasal bir yetkisi var mıydı?

Yüksel Hamzaoğlu: Zannetmiyorum. Hayır hiç duymadım, yasal yetkisi olduğunu duymadım. Adem Bey zaten dışarıda kendini inşaat yapan bir arkadaşımızdı.

"SÖYLEDİKLERİMİ ONDAN DUYDUM"

Tutuksuz pek çok sanık salonda olmadığı için 3. sırada bulunan Erçevik'in ardından savunma sırası 11. sırada olan Furkan Hamzaoğlu'na geldi.

Furkan Hamzaoğlu, suçlandığı inşaat projesine ilişkin yaptığı savunmada, "Proje başladığında ben üniversite öğrencisiydim. Sözleşmenin imzalanmasında ve uygulanmasında bir dahlim bulunmuyordu" dedi.

Hasan İmamoğlu'nun avukatı İsmail Emre Telci, Furkan Hamzaoğlu'na ifadesinin neden babası Yüksel Hamzaoğlu'yla kelimesi kelimesine aynı olduğunu sordu.

Hamzaoğlu, "Babamın ve Oktay Hamzaoğlu'nun söylediği şeyleri söyledim. Normaldir, söylediklerimi onlardan duydum" dedim.

Soru-cevap şöyle...

İsmail Emre Telci: Furkan Bey zaten beraber ifadeye gittiğinizi söylediniz. Benim merak ettiğim, önceki bir ifadeniz babanızın mı?

Furkan Hamzaoğlu: Babamın.

İsmail Emre Telci: Peki siz savcılığa ifade verirken sahte, yani işlemler kısa sürsün diye böyle babanızın ifadesiyle çok küçük değişiklikler yaparak mı ifadenizi aldı?

Furkan Hamzaoğlu: Yok, yani işlemler kısa sürsün diye değil. Ne biliyorsanız anlatın dediler o konuyla ilgili. Ve bu sondu.

İsmail Emre Telci: Yani şu açıdan söylüyorum. Peki nerede verdiniz ifadenizi yan yana mıydınız?

Furkan Hamzaoğlu: Yok, yok. Önce babam girdi, sonra ben girdim.

İsmail Emre Telci: Anladım. Yani şundan dolayı soruyorum. Bu sadece bir gözlem. Yani az önce bir ifade vardı, 1-2 kelime farklı, sizin babanızın ifadesi kelimesi kelimesine aynı.

Furkan Hamzaoğlu: Doğrudur, yani doğrudur. Ben babamdan ve Oktay abimden aldığım bilgilerle ifade verdim. Çünkü ben neye çağrıldığımı da bilmediğim için.

İsmail Emre Telci: Anladım. Yani sizin kendinizin kişisel bir görgünüz yoktu, babanız ve Oktay abiniz...

Furkan Hamzaoğlu: Evet, o tarihlerde yetkim ve vazifem de yoktur. O yüzden o ifadenin öyle olması gayet normal.

İsmail Emre Telci: Yani aslında sizin hiçbir bilginiz, görgünüz olmamasına rağmen babanızdan ve Oktay Bey'den almış olduğunuz bilgilerle savcıya ifade verdiniz.

Furkan Hamzaoğlu: Evet, evet.

"İFADEMİ OKUMADIM"

Tuncay Yılmaz'ın avukatı Ali Kemal Yıldız, "Neden etkin pişmanlıktan emniyet, savcılık ve sulh ceza hakimliğine çıkarıldığınızda yararlanmadınız?" dedi.

Erçevik, soruşturma savcısının kendisine, "Senin üzerine gelseydim o zaman da söylerdin bunları ama ben senin gözünde kendi içindeki çelişkiyi gördüm" dediğini ifade etti.

Fatih Keleş'in avukatı Nergis İnce, Veysel Erçevik'e itirafçı olduğu ifadesinde kendisine etkin pişmanlık hükümlerinin anlatılıp anlatılmadığını sordu. 30 Mayıs'ta gözaltına alınıp 3 Haziran'da tutuklanan Erçevik, ağustos ayında savcılıkta verdiği etkin pişmanlık ifadesinde kanun maddesinden kendisine bahsedilmediğini ama gözaltına alındığında anlatıldığını söyledi. İnce bunun üzerine, "İfadeniz 'Etkin pişmanlık hükümleri tarafıma anlatıldı' olarak başlıyor, ifadenizi okumadınız mı?" diye sordu. Erçevik, "Yok okumadım, imzaladım" dedi.

İMAMOĞLU: TEHDİT ALMAMAN İÇİN...

Veysel Erçevik savunmasını bitirdi. Ekrem İmamoğlu soru sormak için mikrofon istedi.

Ekrem İmamoğlu: Çeşitli birimlerde görev aldığınızı anlattınız, geçmişte yaptığınız işlerle ilgili de tespitlerde bulundunuz... (Durdu) Ben iddia makamından tehdit almaman için sana soru sormuyorum.

"ŞAİBELİ İFADE VERMEDİM"

Tutuksuz sanıklardan Veysel Erçevik'in savunması başladı. Erçevik, "Etkin pişmanlık başvurumu kendi rızam ile yaptım. Baskı altında şaibeli ifade vermedim" dedi.

TALEP REDDEDİLDİ

Muzaffer Beyaz'ın tutuklanması yönünde verilen ara mütalaaya ilişkin Mahkeme Başkanı kararı açıkladı. Oy çokluğuyla talebin reddine karar verildi.

"TUTUKSUZ SANIKLARA GÖZDAĞI"

Avukatlar tutuklama talebine tepki gösterdi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, bu durumun tutuksuz sanıklara gözdağı vermek olduğunu söyledi.

Beyaz'ın sanık müdafii: Savcılık makamının talebi, somut ve herhangi bir şekilde somutlaştırılmış bir talep değil. Yani genel geçer bir ifade. Müvekkilimin burada ifadesinin hangi yönüyle çeliştiğ veya savcılıktaki ifadesinin hangisini ikrar veya inkar etti? Takdir mahkemenizindir. Müvekkilim huzurda bütün ifadelerimin tek tek doğru olduğunu ve bütün ifadelerimin aynen arkasındayım şeklinde beyanı var. Burada bir çelişkili durum yok. Sadece üzerinden zaman geçen konularla ilgili vermiş olduğu beyanlarla ilgili olarak yeterli beyan verememesinin sebebi de malumunuz çokça bir 10-12 yılı aşkın bir zaman geçmiş. Sayın Savcılık Makamının bu aşamadaki mütalaasının açıkçası kabul edilebilir bir tarafı yok. Zira tutuklama halihazırda bir adli kontrol tedbiri olup, ortada müvekkilimin bu mahkemeye etki edeceği bir delil karartması, kaçma şüphesi veya herhangi bir şekilde konularla alakalı olarak tutuklanmasını gerektirecek bir durum yok. İlk celseye kendi rızasıyla gelmiş bir insandır. Huzurunuzda rıza dahilinde ifade vermeye çalışan birisidir. Müvekkilimin tutuklanması bu davanın neyini değiştirecek veya katılan olarak ne gibi katkıda bulunacak davanın ilerlemesine? Sayın Mahkemenin takdirine sunuyoruz.

MAHKEME BAŞKANI: ÖYLE BİR TALEBİMİZ YOK

Avukatlar, Muzaffer Beyaz’ın etrafının jandarma tarafından çevrilmesine ve salondan çıkmasına izin verilmemesine tepki gösterdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı duruşma salonuna geri geldi, “Öyle bir talimatımız yok, yanlış anlaşılmış” dedi.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından tutuklanma talebine ilişkin karar açıklanacak.

TUTUKLAMA İSTEMİ

Duruşma savcısı ara mütalaa verdi. Savcı, çelişkili beyanlarından ötürü Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını talep etti.

"ABİMDEN DUYDUM"

Savunmanın ardından İmamoğlu ve Mahkeme Başkanı sorular yöneltti. İmamoğlu Beyaz'a şunları sordu...

Ekrem İmamoğlu: Sizinle hala ortaklığımız var, bir hak geçmiş midir, razı mısınız?

Muzaffer Beyaz: Razıyız, bir hak geçmedi.

İmamoğlu: Köprülü kavşağı zorla mı yaptırdık?

Beyaz: Hayır.

İmamoğlu: Bana ulaşmakta zorluk çektin mi, ilgili yöneticilere yönlendirdim mi?

Beyaz: Size ulaşmakta zorluk çekmedim, yöneticiler sıkıntı yarattı.

İmamoğlu: İfadelerinizde biliyorum dediklerinizi şimdi duydum diye değiştirdiniz.

Mahkeme Başkanı şu soruları yöneltti...

Mahkeme Başkanı: Mehmet Murat Çalık sizden direkt Hasan İmamoğlu'na daire verilmesi için talepte bulundu mu?"

Beyaz: Hayır, abimden duydum

Mahkeme Başkanı: Oldu, bitti, aldı diye anlatmışsınız

"ABİM NE SÖYLEDİYSE O"

Seyfi Beyaz'ın ardından kardeşi mimar Muzaffer Beyaz söz aldı. Muzaffer Beyaz şunları söyledi:

"Benim iddianamede 4 tane eylemden adım geçmektedir. 6, 7, 8 no'lu eylemlerde sanık olarak, 24 no'luda da şikayetçi olarak geçmektedir. Bu 6 no'lu eylemle ilgili abim demin bahsetti. Benim burayla ilgili herhangi bir imza yetkim ve bir dahlim yoktu. Burada bildiklerimi anlattıklarım tamamen ortaklıktan dolayı abimden öğrendiklerimdir. Onun haricinde hiçbir işlem yapmadım. Abim ne söylediyse o kadardır. 7 no'lu eylem ile ilgili ifadem aynen geçerlidir. Tüm ifadelerimin geçerli olduğunu beyan ediyorum. Bu Meydan Yakuplu projesinde kat karşılığı aldığım bir yerdi. Burayı devrettim. Devrettikten sonra bana bir daire verilecekti. Onu da alamadım. Bu konu ile ilgili verdiğim detaylı bilgiler savcılıkta verilmiştir. Eklenecek bir şeyim yoktur.

Eylem 8'de ise bizim Kalekent projesinin orada bir köprü projesi vardı. Oraya yapılıyorken benden de yardımcı olmam istendi. Ben de fatura karşılığı 750 bin lira yardım yaparak faturalarımı aldım. Onun haricinde söyleyebileceğim bir şey yok. Eylem 24'te ise dün oraları detaylıca anlatmıştım. Burada şikayetçiyim ve hâlâ ruhsatımı da alamadım. Çok mağdur durumdayım burayla ilgili. Şikayetçiyim burayla ilgili. Bir de işlerim dolayısıyla ve oğlumun yurt dışında okumasından dolayı yurt dışı çıkışımın kaldırılmasını talep ediyorum. Söyleyeceklerim bu kadar."

"SUÇSUZ BİR İNSANI SUÇLADINIZ"

Beyaz'ın "Savcılık isim ver dedi, Tuncay Yılmaz'ın adını verdim" demesi üzerine Tuncay Yılmaz'ın avukatı Ali Kemal Yıldız söz aldı.

Ali Kemal Yıldız: Dediniz ki savcı bir isim ver dedi, ben de Tuncay Yılmaz'ı söyledim. Nasıl istedi savcı sizden ismi?

Seyfi Beyaz: Yani savcım sen bunu söylemek şeyindesin. Yani ben biliyorum da söylemiyorum gibi bir ortam oldu.

Ali Kemal Yıldız: Bilmiyorum diyemez miydiniz? Suçsuz bir insanı suçlamış oluyorsunuz.

Seyfi Beyaz: Ama ben bildiğim kadarıyla zaten onların işlerini Tuncay yürütüyor.

Ali Kemal Yıldız: İşlerini yapması başka bir şey, bir suç işlemek yani suç isnadı yapmak başka bir şey.

Seyfi Beyaz: Zaten ifademde görmediğimi söylüyorum yani kimin aldığını.

Ali Kemal Yıldız: Netleşsin diye söylüyoruz. Yani işte evet ama sonuç değişmiyor. Yani bu beyanlar sürekli geliyor geliyor, Tuncay Yılmaz sürekli tutuklu. Yahut bir isnat bu da.

"SAVCI İSİM SÖYLE DEDİ"

İtirafçı Beyaz'a Hasan İmamoğlu'na yönelik iddiaları soruldu. Avukat İsmail Emre Telci, 3 dairenin ne zaman alındığını sordu, Beyaz ise hatırlamadığını belirtti.

Telci'nin "Hasan İmamoğlu yalnız mı geldi daireleri almaya? Tuncay Yılmaz tanıdık geliyor mu?" sorusunu ise Beyaz, "Hatırlamıyorum, savcılık bir isim söyle dedi ben de Tuncay bu işleri yapıyor diye onun ismini verdim" diye yanıtladı.

İsmail Emre Telci: Seyfi Bey, şimdi size soruyoruz, size sormamızın nedeni 10 sene önce değil geçen sene bu ifadeleri vermiş olmanız, dolayısıyla hatırlayacağınızı ümit ediyoruz. Öncelikle bu girizgahla başlayayım. Şimdi “Hasan İmamoğlu, iskan aşamasında 3 adet daire almıştır” diyorsunuz. Hasan İmamoğlu'nun sizden ne zaman daire aldığını hatırlıyor musunuz?

Seyfi Beyaz: Yani bunlar kayıtlarda vardır, zaten şeyimizde de var ifademizde de var.

İsmail Emre Telci: İşte tam olarak net olmadığı için bunları size soruyoruz.

Seyfi Beyaz: Yani şu an neyi nasıl söyleyebilirim ki?

İsmail Emre Telci: İşte o yüzden...

Mahkeme Başkanı: Net hatırlıyorsanız cevap verin yani.

Seyfi Beyaz: Yok hatırlamıyorum.

İsmail Emre Telci: Hatırlamıyorum diyebilirsiniz, peki. Şimdi 6 Ekim 2025 tarihli ifadenizde diyorsunuz ki: "Bahsetmiş olduğum 5 dairenin 3'ü ya da 4'ü Ekrem İmamoğlu'nun babası olan Hasan İmamoğlu adına yapılmıştır ve bu yapılan devre istinaden 4 firmadan oluşan adi ortaklığımıza ait banka hesabına göstermelik olarak para yatırıldı. Ancak miktarı şu anda hatırlamıyorum. Yatırılan bu para daha sonradan elden bizim ofise gelerek teslim alınmıştır." Bakın bu ifadeyi siz geçen yıl, bir sene bile olmadı, 6 Ekim 2025 tarihinde bizzat verdiniz. Tekrar bunu size teyit ettirmek isteyebiliyorum. Bu parayı şimdi az önce dediniz ki... Burada da bakın kesinlikle bir görgü olarak bunu burada belirtmenize rağmen, az önce dediniz ki bunu hatırlatmak için söylüyorum yine size, esinlenmeniz için: "Bu bana iletildi, ben bunu duyumlarıma göre söyledim" diyorsunuz. "Bunu bana Oktay Hamzaoğlu söyledi" diyorsunuz. Oktay Hamzaoğlu ifadesinde diyor ki: "Bunu" diyor "Seyfi Beyaz daha iyi bilir" diyor. Bu konuya ilişkin bir açıklamanız var mı?

Seyfi Beyaz: Yani açıklamam şöyle diyebilirim: Ben tutuklandığım için Westside ile ilgili çoğu şeyi ortaklar da dahil benim üzerime yıkmaya çalıştılar yani.

İsmail Emre Telci: Ortaklar ortaklaşa sizin üzerinize yıkmaya çalıştılar?

Seyfi Beyaz: Evet, yani böyle bir kendilerine yol çizmişler, nasıl olsa o tutuklandı...

İsmail Emre Telci: Tamam, az sonra bir de Oktay Bey'e bu hususu tekrar sorarız. Peki, mesela diyorsunuz ki az önce söylediniz: "Duyduğum kadarıyla ofise gelerek teslim almaya gelmiştir Hasan İmamoğlu." Duyduğunuz kadarıyla bari söyleyin: Hasan İmamoğlu tek başına mı geldi, yoksa birisiyle mi geldi?

Seyfi Beyaz: Yani bana söyleneni zaten ifademde de söyledim. Bir adamının gelip buradan aldığını söyledi bana, ben bana...

İsmail Emre Telci: O adam kimdir?

Seyfi Beyaz: Onu bilemiyorum işte yani kendim görmedim ki.

İsmail Emre Telci: Kendiniz görmediniz. Yani tamam o zaman, kendiniz görmediyseniz... Peki o zaman bir hatırlatma amacıyla söyleyeyim: "Hatırladığım kadarıyla Tuncay Yılmaz ve Hasan İmamoğlu parayı elden geri almaya gelmişlerdi" diyorsunuz. Bu kişiyi duyduğunuz kadarıyla dahi olsa Tuncay Yılmaz olabilir mi, belki hatırlamışsınızdır şimdi?

Seyfi Beyaz: Yani Tuncay Yılmaz bunların işlerini yaptığı için, onu isim vermediği için Savcılık'ta bir isim söylendi de ben o anda yani bu takip ettiği için bu işleri, onun olabileceğini düşündüm.

İsmail Emre Telci: Onun olabileceğini düşündünüz. Yani Savcılık'tan bir isim istendi, o yüzden söylediniz?

Mahkeme Başkanı: Tahminde belirtmiş.

Seyfi Beyaz: Tahmin.

İsmail Emre Telci: Yok, Savcılık'tan bir isim istendiğinde açıkça şu an beyan etmiş oldu, kayıtlara geçti.

İMAMOĞLU'NDAN İTİRAFÇIYA SORU

Ekrem İmamoğlu: Seyfi Bey, 2008'den itibaren 2008'den itibaren sizinle ve ailemiz arasında ticari ilişkiler var. Ve bu ilişkiler esnasında da kat karşılığı sözleşmeler yaptık. Ben size arsa verdim 2008'de. Daha sonra ortaklık yaptık birkaç tane. Hâlâ bildiğim kadarıyla ortaklığımız da var. Birkaç arsa ortaklığımız var diye biliyorum. Yani bizim yaklaşık 18 seneye yakındır bir ticari işimiz var sizinle. Ve bu 18 yıl içinde Seyfi Bey, sizinle aramızda aile sofraları olmuştur. Evlatlarınızın pek böyle aile dostu üzerinden... Kabul etmedim ama sizin aile dostu üzerinden nikahlarınızda bulunmuşumdur, sohbetler etmişizdir. Bu anlattığınız, az önce Mehmet Murat Çalık başkanın da ifade ettiği hususlar üzerinden, bu kadar bir arada olduğumuz esnada... Diyorsunuz ya "10 yıl önceki mesele" vesaire, hatırladığınız, hatırlamadığınız kısmıyla... Bu 17-18 yıl içerisindeki bu diyalog üzerinden birinci sorum; ben sizinle hiç ticari bir pazarlık yaptım mı?

Seyfi Beyaz: Yapmadınız.

Ekrem İmamoğlu: 2. bu tür yaşadığınız sorunlarla ilgili "Ya Ekrem İmamoğlu, şu konuda şöyle bir sorun yaşadım, canım yandı, şu oldu, bu oldu" deyip beni şikayet ettiniz mi?

Seyfi Beyaz: Hayır.

Ekrem İmamoğlu: Çok teşekkür ederim.

İMAMOĞLU KONUŞUYOR

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, “Savunma hakkım elimden alınmıştır” dedi.

Ekrem İmamoğlu: Saygıdeğer heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Az önce Mehmet Murat Çalık başkanımız, benden sonra bu konuda bir beyanda bulunulmadı haklı olarak siteminde bulundu. Çünkü tutuklular arasında ben konuşabilirdim, bir kısım Tuncay Bey konuştu aslında bu konuyla ilgili ama benim de savunma hakkım elimden alınmıştır.

Bu arada yeri gelmişken milletimizin huzurunda dün mahkeme heyeti adına, mahkeme başkanı, "Benim susma hakkımdan feragat etmiş kabul ediyorum" diye bir cümlesi oldu. Bunu şiddetle reddediyorum. Çünkü ben susma hakkımı kullanmadım. "Susma hakkını kullandı" kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Ben de ona karşılık feragat etmediğimi belirttim.

Hakim: Savunma yapmayınca biz onu Usul Kanunu’na göre…

Ekrem İmamoğlu: Savunma hakkımı kullanmadım. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum.

TEYİT EDEMEZMİŞ!

Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, itirafçı Seyfi Beyaz'ın iskan için para verdiği iddiasına ilişkin “2022’de para verip iskan aldığınızı söylemişsiniz fakat iskanı 3 yıl önce almışsınız. Bu konuda ne diyorsunuz?” diye sordu. Beyaz, “10 senelik bir mevzu. Şu an teyit edemem” dedi.

DURUŞMA BAŞLADI

İkinci celsenin ikinci günü başladı. Müteahhit Seyfi Beyaz savunma yaptı.

GAZETECİLERE KART ENGELİ

Davayı takip etmek isteyen gazetecilere "Turkuaz Basın Kartı" sorgulaması yapılıyor. Duruşma salonuna, QR kod okutularak kartı kullanımda olan basın mensupları alınıyor.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
İBB İBB Davası Ekrem İmamoğlu