Hüseyin Özkahraman yazdı: Adalet Gecikirse, Vicdan Yaralanır
Hüseyin Özkaraman, ağır kalp rahatsızlıkları bulunan Safi Karayalçın’ın tutukluluğunu değerlendirdi. Suçlamaların somut delillerle incelenmesini isteyen Özkaraman, “Adalet daha fazla gecikmeden yerini bulsun” çağrısı yaptı.
Hüseyin Özkaraman, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski CHP Eyüpsultan İlçe Başkanı Safi Karayalçın’ın durumunu kaleme aldı. Suçlamalardaki zamanlama ve delillere dikkat çeken Özkaraman, Karayalçın’ın sağlık durumu da gözetilerek tutukluluğunun yeniden değerlendirilmesini istedi.
Hüseyin Özkaraman'ın yazısı şöyle:
Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e Çağrımdır
Adalet Gecikirse, Vicdan Yaralanır
Bana bir mektup gönderen hemşerim, yol arkadaşım, CHP Eyüpsultan İlçe Başkanlığı yapmış, mensubu bulunduğumuz Divriği Kültür Derneği’nde başkanlık görevinde bulunmuş ve birlikte kurultay delegeliği yaptığımız Safi Karayalçın’ın yaşadığı süreci dikkatle okudum.
Bu satırları bir dostluk ilişkisinin gereği olarak değil; hukuka, adalete ve vicdana olan inancımın gereği olarak kaleme alıyorum. Çünkü hukuk devleti, yalnızca mahkemelerin değil, toplumun da ortak güvencesidir. Adaletin herkese eşit uygulanması ise demokrasinin en temel şartıdır.
Bugün Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Safi Karayalçın, 68 yaşında, ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele eden bir yurttaştır. Altı stent taşıyan, kronik kalp yetmezliği bulunan, hipertansiyon ve diyabet hastası bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması elbette tek başına bir hukuksuzluk anlamına gelmez. Ancak böylesine ağır sağlık koşulları altındaki bir kişinin tutukluluğunun, hukukun ölçülülük ve gereklilik ilkeleri açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler incelendiğinde, Karayalçın’a yöneltilen suçlamaların önemli ölçüde tek bir kişinin beyanına dayandığı görülmektedir. Daha da önemlisi, bu iddiaların kendi içerisinde ciddi çelişkiler taşıdığı ifade edilmektedir.
İddiaya konu edilen ihale Nisan 2023 tarihinde yapılmıştır. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ise Kasım 2023’te gerçekleşmiştir. İhale tarihinde henüz kurultay süreci başlamamış, delegeler belirlenmemiş, adaylıklar ortaya çıkmamışken; aylar sonra yapılacak bir kurultayda kullanılacak bir oy karşılığında ihale verildiği iddiası doğal olarak kamu vicdanında soru işaretleri yaratmaktadır.
Yine kamuoyuna açıklanan bilgilere göre Karayalçın, söz konusu ihaleden kazanç elde etmek bir yana, yaptığı işin bedelini tahsil edebilmek için yıllardır hukuki mücadele vermektedir. Dava ve icra süreçlerine başvurmuş, alacağını tahsil etmeye çalışmıştır. Eğer ortada bir ödül, bir menfaat veya bir ayrıcalık varsa, bunun neden tahsil edilemeyen bir alacağa dönüştüğünün de açıklanması gerekir.
Elbette burada hiç kimse mahkemelerin yerine geçerek hüküm kuramaz. Bir kişinin suçlu olup olmadığına karar verecek olan bağımsız yargıdır. Ancak hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de şudur: Tutuklama bir ceza değil, istisnai bir koruma tedbiridir.
Kaçma şüphesi bulunmayan, delilleri kararttığına dair somut bir bulgu ortaya konulmayan, sabıkasız, ileri yaşta ve ağır sağlık sorunları yaşayan bir kişinin uzun süre tutuklu kalması, yalnızca hukuki değil aynı zamanda vicdani bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir.
Anayasamızın ve evrensel hukuk normlarının temel ilkesi masumiyet karinesidir. Suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ortaya konuluncaya kadar herkes masumdur. Bu ilke yalnızca hukuk kitaplarında yazan bir cümle değil, çağdaş demokrasilerin en önemli güvencesidir.
Sayın Bakan,
Toplumun adalete olan güveni, yalnızca mahkeme kararlarıyla değil, süreçlerin adil yürütüldüğüne dair inançla da şekillenir. İnsanlar, hukukun kişilere göre değil kurallara göre işlediğini görmek ister. Özellikle sağlık sorunları ağırlaşmış, yaşı ilerlemiş ve hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişiler söz konusu olduğunda, hukuk kadar vicdanın da sesine kulak verilmesi gerektiğine inanıyorum.
Ben burada bir ayrıcalık talep etmiyorum. Dostluğun, hemşeriliğin ya da siyasi geçmişin hukukun önüne geçmesini de savunmuyorum. Talebim son derece açıktır:
Dosya önyargılarla değil, somut delillerle değerlendirilsin.
Tutukluluk hali ölçülülük ilkesi çerçevesinde yeniden gözden geçirilsin.
Sağlık raporları ve insani koşullar dikkate alınsın.
Ve en önemlisi, adaletin gecikmesine izin verilmesin.
Çünkü adalet geciktiğinde yalnızca bir insan mağdur olmaz; toplumun hukuka olan güveni de zedelenir.
Gerçekler incelensin.
Belgeler değerlendirilsin.
Hukuk işletilsin.
Vicdan konuşsun.
Ve adalet, daha fazla gecikmeden yerini bulsun.