İzmir’de son günlerde etkisini artıran şiddetli sağanak yağışlar, kentin bazı noktalarında taşkınlara neden olarak yaşamı olumsuz etkiledi. Birçok yolda su birikintileri oluşurken, bazı güzergâhlar geçici olarak trafiğe kapandı; toplu taşıma seferlerinde aksamalar yaşandı. Sel baskınları yer yer can ve mal güvenliğini tehdit etti.
Uzun süredir kuraklık endişesinin gündemde olduğu İzmir’de, yaşanan yağışların barajlara etkisi de yakından takip edildi. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU), 10 Şubat 2026 itibarıyla kent genelindeki barajların güncel doluluk oranlarını kamuoyuyla paylaştı.
Açıklanan verilere göre, sağanak yağışlar ve beraberinde gelen kar erimeleri su rezervlerinde sınırlı bir artış sağladı. Ancak uzmanlar, bu artışın kuraklık riskini ortadan kaldırmaya yetmediğini belirterek, doluluk oranlarının hâlâ kritik seviyelerde seyrettiğine dikkat çekti.
İZMİR TAHTALI BARAJI DOLULUK ORANINDA SON DURUM
Kentte etkili olan sağanak yağışlar zaman zaman sel baskınlarına yol açarak bazı bölgelerde günlük yaşamı olumsuz etkilese de, barajlara önemli miktarda su girişi sağladı.
Sağanak yağışların ardından etkili olan selin etkisiyle Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranı, 9 Şubat’ta yüzde 17,75 iken bugün yüzde 19,05’e yükselerek yaklaşık yüzde 7,3 oranında artış gösterdi. Kar yağışlarının ardından yaşanan kar erimelerinin de bu artışta etkili olduğu belirtilirken, uzmanlar doluluk oranının hâlâ kritik seviyede bulunduğuna dikkat çekti.
SON SAĞANAK YAĞIŞLAR TAHTALI BARAJI DOLULUK ORANINI 3 GÜNDE ARTIRDI
İzmir’in içme suyu kaynaklarından biri olan Tahtalı Barajı’nda doluluk oranı, son sağanak yağışların etkisiyle son üç günde dikkat çekici bir artış kaydetti. Barajdaki doluluk oranı 8 Şubat’ta yüzde 17,17 oldu. 9 Şubat’ta yüzde 17,75 olurken, 10 Şubat itibarıyla yüzde 19,05 seviyesine yükseldi. Böylece üç günlük süreçte doluluk oranı 1,88 puan artarak yaklaşık yüzde 11 oranında yükseliş gösterdi. Uzmanlar, artışın kış aylarında etkili olan sağanak yağışların barajlara sağladığı su girişinden kaynaklandığını belirtirken, mevcut seviyenin kentin su ihtiyacını karşılamak için hâlâ yeterli olmadığını vurguladı.
GÖRDES BARAJI’NDA SAĞANAK VE SELLERLE DOLULUK ORANI YÜKSELDİ
29 Ocak’ta doluluk oranı yüzde 0 seviyesine kadar düşerek neredeyse tamamen kuruma noktasına gelen Gördes Barajı, son dönemde etkili olan sağanak yağışlar ve ardından yaşanan sel taşkınlarının etkisiyle yeniden su tutmaya başladı. 10 Şubat itibarıyla barajdaki doluluk oranı yüzde 19,05 olarak ölçüldü. Kısa sürede kaydedilen bu artış, barajda geçici de olsa umut veren bir toparlanmaya işaret ederken, uzmanlar bu seviyenin sürdürülebilir olması için yağışların uzun vadede devam etmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut artışın, kuraklık riskini tamamen ortadan kaldırmaya yetmediği de özellikle ifade edildi.
İZMİR’İN BARAJLARINDAKİ DOLULUK ORANLARI
İzmir’de barajlardaki doluluk oranlarının son yağışlarla birlikte güncellenmesi, su rezervlerinde sınırlı bir toparlanmaya işaret etti. Kent genelinde en yüksek doluluk oranının yüzde 54,34 ile Güzelhisar Barajı’nda ölçülmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, Gördes Barajı’nda doluluğun yüzde 10,41 seviyesinde kalması, kuraklık riskinin bazı havzalarda hâlâ ciddi boyutta olduğunu ortaya koydu.
Verilere göre Tahtalı Barajı’ndaki yüzde 19,05’lik doluluk oranı, İzmir’in ana içme suyu kaynakları açısından kritik seviyenin sürdüğünü gösterirken; Balçova yüzde 44,91, Ürkmez yüzde 45,05 ve Alaçatı Kutlu Aktaş yüzde 47,64 barajlarında ise görece daha dengeli bir tablo oluştu
Barajların doluluk oranları:
- Tahtalı Barajı: %19,05
- Balçova Barajı: %44,91
- Ürkmez Barajı: %45,05
- Güzelhisar Barajı: %54,34
- Gördes Barajı: %10,41
- Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı: %47,64
BARAJLARDA TAM DOLULUK ORANI NE DEMEK?
Barajlarda tam doluluk oranı, barajın kapasitesinin yüzde 100 dolu olduğu seviyeyi, en üst sınırı ifade eder. Yani barajın içinde olması gereken en yüksek su miktarıdır.
BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN KRİTİK?
Baraj doluluk oranları, şehirlerin su güvenliği açısından önemli bir göstergedir. Seviyeler düştüğünde içme suyu temini aksayabilir, tarımsal sulama yetersiz kalabilir ve gıda fiyatları artabilir. Ayrıca hidroelektrik santrallerin enerji üretimi etkilenir. Düşük doluluk oranları hem ekonomiyi hem de günlük yaşamı doğrudan tehdit eden bir risk oluşturur.