Uğur Ergan
Grönland’a ne olur?
Uğur ERGAN
Karşınızda Donald Trump ve Marco Rubio gibi şahsiyetler olunca, “şu veya bu olur” diye kesin bir hükümde bulunmanız imkansız hale geliyor.
Hatırlarsanız, Venezuela’nın ardından bir sonraki hedefin Grönland olabileceğini, Trump'ın danışmanlarından Stephen Miller'ın eşi ve eski Beyaz Saray danışmanı Katie Miller’in “X” hesabından yaptığı paylaşım tetikledi.
Miller’in Grönland haritasını ABD bayrağıyla kaplayıp, "Yakında (soon)” notuyla paylaşması, başta Grönland’ın bağlı olduğu Danimarka olmak üzere tüm Avrupalı liderlerin tepkisini çekti.
ABD yönetiminden “Grönland’a da sahip olmalıyız” mesajları artınca, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya, İngiltere ve Danimarka liderleri, “Grönland, Grönland halkınındır. Danimarka ve Grönland'ı ilgilendiren konularda karar verme yetkisi yalnızca Danimarka ve Grönland’a aittir" vurgusunun öne çıktığı, ortak bir açıklama yayınladı.
Grönland’a destek veren Avrupa liderleri arasında, İsrail’le birlikte ABD’nin gerçek stratejik ortağı İngiltere’nin Başbakanı Keir Starmer’in olması önemli. Aynı şekilde Danimarka ve diğer İskandinav ülkeleriyle birlikte Almanya ve Fransa’nın da bölgeye asker gönderme kararı mühim bir gelişme.
ANKARA’DA KONUŞULANLAR
Ankara’nın diplomasi kulislerinde de meseleye kafa yoranlarla konuşulduğunda, ABD’nin Grönland’ı askeri yöntemle alacağını düşünenlerin sayısının çok az olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşılık buzul adayla ilgili sık duyulan yorumlar özetle şöyle:
“Grönland Özerk Yönetimi her ne kadar ‘Yeter artık. Grönland satılık değil. Geleceğimizi kendimiz belirleriz’ demiş olsa da, bağlı olduğu Danimarka’nın, ABD’ye yeni askeri tesisler kurma, daha fazla asker, hava savunma sistemi, Rusya ve Çin’in bölgedeki hareketliliğini kısıtlayacak şekilde gemilerini konuşlandırma çağrısı yapması mümkün. Böylece ada, Danimarka’ya bağlı kalır ama ABD istediği gibi at koşturur. Mesele, bu durumun Trump yönetimini tatmin edip, etmeyeceği.”
Önceki gün Beyaz Saray’daki üçlü görüşme (ABD-Darimarka-Grönland) sonrası açıklama yapan Danimarka Dışileri Bakanı Lars Lokke Rasmussen’in, “ABD’nin pozisyonunu değiştiremedik. Ancak güvenlik endişelerini işbirliğiyle ele almak için yüksek düzeyli bir çalışma grubu kurulacak. Bu grup birkaç hafta içinde toplanacak” sözleri de, Ankara’da konuşulan Grönland senaryosunun bir şekilde masaya geldiğini gösterir gibi.
Keza Grönland Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt’in, karşılıklı anlayışın artacağına ve doğru dengelerin bulunacağına dair umudunu koruduğunu ifade etmesi de dikkat çekici.
Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, dünkü basın toplantısında Washington’daki üçlü görüşmeye atıfla, “tarafların orta bir yerde buluşabileceklerini değerlendirdiğini” söyledi.
Aslında Grönland’da ABD’nin mevcut durumuyla ilgili eldeki bazı bilgiler de, orta yolun nasıl bulunabileceğine dair işaretler veriyor.
Şöyle ki:
Adada ABD'nin aktif olarak işlettiği tek askeri üssü Pituffik Uzay Üssü. Grönland'ın kuzeybatısındaki bu üs, uzay gözlem amaçlı kullanılmasının yanı sıra balistik füze erken uyarı sistemlerine de sahip. Üste ABD Hava ve Uzay Kuvvetlerinden toplam 150 asker bulunuyor. Danimarka ile ABD arasında 1951 arasında imzalanmış savunma anlaşması kapsamında ABD’nin Grönland’da ek tesisler kurma yetkisi de var.
Evet, mevcut durumda herhangi bir değişiklik yok, herkes kendi pozisyonunu koruyor.
Ancak yazıya girişte bilirttiğimiz gibi temkini elden bırakmamak şartıyla, taraflar arasında yüksek düzeyli çalışma grubu kurulmasında mutabık kalınması, “Şu aşamada askeri yöntemle ilhak ihtimali zor” yorumunu öne çıkartıyor.