Yargıtay'dan kritik arabulucu avukat kararı: Olamaz!
Milyonlarca ücretli çalışanın ilgilendiren emsal karar Yargıtay'dan geldi. Yargıtay, işverenin avukatının arabuluculuk yapamayacağına ve bu yolla imzalatılan tutanakların hukuken geçersiz kılındığına hükmetti.
İş Kanunu kapsamında bireysel veya toplu iş sözleşmelerine dayanan işçi alacakları, tazminatları ve işe iade talepleri için dava açmadan önce arabulucuya başvuru şartı aranıyor. Bu zorunluluğun 2018 yılından bu yana yürürlükte olması, uygulamada taraflar arasında sık sık anlaşmazlıklara yol açıyor.
ZORUNLU ARABULUCULUK SÜRECİNDE YAŞANANLAR

Ankara'daki bir iş yerinde dört yıl boyunca bakım onarım teknisyeni olarak görev yapan bir işçi, işten çıkarılmasının ardından mahkemenin yolunu tuttu.
İşçi, geçirdiği iş kazası sebebiyle raporlu olduğu dönemde insan kaynakları sorumlusu tarafından iş yerine çağrıldığını belirtti. İçeri alınmayarak güvenlik odasına götürülen ve başına güvenlik görevlileri ile amiri dikilen işçi, bu sırada gelen iş yeri avukatının kendisine "Ailevi sebeplerden dolayı kendi isteği ile işten çıktığını" yazmasını talep ettiğini aktardı. Kabul etmemesi halinde hakkında karalama kampanyası başlatılacağı, sicilinin lekeleneceği ve başka hiçbir yerde iş bulamayacağı yönünde tehdit edilerek ihtiyari arabuluculuk tutanağının imzalatıldığını dile getirdi.
İşveren avukatı ise savunmasında, çalışanın kendi isteğiyle ve habersiz bir şekilde iş yerine geldiğini, güvenlik amirlerine istifasını sunmak istediğini öne sürdü. Hak ettiği tüm alacaklarına ek olarak bir aylık ücretinin de verileceğinin ve sürecin arabuluculukla tamamlanmasının teklif edildiğini, bunu işçinin kabul ettiğini savundu. İlk derece iş mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi, arabuluculuk tutanağına bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasının ardından itiraz edildiği gerekçesiyle davanın reddine hükmetti.
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ'NİN KARARI

Habertürk'ten Ahmet Kıvanç’ın aktardığına göre işçinin avukatının kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne taşındı. Başvuruda, arabulucunun aynı zamanda işverenin avukatı olduğu ve tarafsız olamayacağı savunuldu.
Yargıtay’ın 29 Nisan 2026 tarihli kararında yerel mahkemenin hükmünün dosya kapsamıyla bağdaşmadığı ifade edildi. Kararda, arabuluculuk tutanağının iptali istemli davalarda iddianın faaliyetin hiç yapılmadığı ya da usulüne uygun yürütülmediği yönünde olması durumunda bir yıllık hak düşürücü süre şartının aranamayacağı vurgulandı.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE ADALET VURGUSU
Yüksek mahkeme, dava açmadan önce arabuluculuğun zorunlu tutulmasının ve bu süreçte anlaşılan hususlarda dava açılamamasının mahkemeye erişim hakkını sınırlandırdığına dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi'nin 2013 yılındaki kararında da arabuluculuğun hak arama özgürlüğünü kısıtlayan bir yöntem olarak değerlendirildiği hatırlatıldı. Kararda, "Eşitliğin gözetilmediği, işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edemediği bir ortamda işveren karşısında zayıf durumda olan işçinin baskı altında olmadığı kabul edilemez" denilerek zayıf tarafın korunmasının önemi vurgulandı.
VEKİLLİĞİ DEVAM EDEN AVUKAT ARABULUCU OLAMAZ
Dosya üzerinden yapılan incelemede, arabuluculuk görevini üstlenen kişinin aynı zamanda davalı işverenin avukatı olduğu kesinleşti. Kararda bu duruma ilişkin şu ifadeler yer aldı:
“Arabuluculuk tutanağında bu hususun taraflara hatırlatıldığı, tarafların davalı (işveren) vekili olan arabulucunun arabuluculuk sürecini yürütmesine muvafakat ettikleri belirtilmiştir. Kanuna göre arabulucu olarak görevlendirilen kimsenin, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hal ve şartların varlığı halinde bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlü olduğu, bu açıklamaya rağmen tarafların arabulucudan birlikte talep ederlerse arabulucunun görevi üstelenebileceği belirtilmiş ise de bu düzenleme taraflardan birisi ile vekilliği devam eden arabulucular için geçerli değildir.
Zira vekilliği devam eden arabulucunun, müvekkilinin menfaatlerini korumaya yönelik bir tutum içinde kalarak müzakerenin işveren tarafı lehine ciddi bir üstünlük sağlaması kaçınılmazdır. Bu halde arabulucunun tarafsızlığından şüphe duymak bir yana, kesin olarak tarafsız olmadığından söz edilmelidir. Başka bir anlatımla, vekilliği devam eden arabulucunun tarafsız olamayacağı şüpheli değil, kesindir. Tarafların muvafakati dahi, varılan bu sonucu değiştirmez. Bu itibarla arabuluculuk görüşmesinin usulüne uygun yürütülmediğinin kabulü gerekmekte olup, bu durumda irade fesadı iddiaları bakımından bir yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği de aranmaz.”
Bankaların tahsil ettiği o masraf için Yargıtay son noktayı koydu
Kıdem tazminatı parasını katlayacak karar açıklandı: Milyonları ilgilendiriyor